“Allah hayalimdekinden daha iyisini verdi”

Hasan Tanyeri ve işadamı Ali Kazan geçtiğimiz aylarda Nazar Restoran’ı devralarak konsepti  tamamen yenilediler. Yeni Nazar’ı Hasan Usta’ya sorduk…

“Nazar Restoran’da 2004 yılında 1 yıl şef aşçı olarak çalıştım. O zamanlar mola zamanlarında şöyle ‘bir restoranım olsun’ derdim ama aklımın ucundan Nazar geçmezdi. Allah hayalimdekinden daha iyisini verdi.

Kendi idealimde her zaman bir sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemekleri ve bunun yanında hafta sonları türkü ziyafeti veren bir restoran sahibi olmak vardı. Her şey azim ve kısmet meselesi. Allah hayal ettiğimden daha çoğunu verdi, bu benim için bir mucize. Bu mucizenin oluşmasında en büyük desteği olan ortağım Ali Kazan ağabeyime çok teşekkür ederim, onun sayesinde oldu her şey. Kendisinin Den Haag’da ayrıca bir şirketi var. Fırınlara unlu mamuller dağıtıyor. O yüzden kendisi hafta sonları gelir, sohbet ederiz, hasret gideririz. Birbirimize danışırız işleri. Ben kendisini ortak değil bir ağabey olarak görürüm.”

18 yıllık meslek hayatımda Kuşadası, Marmaris, Bodrum ve Uludağ gibi büyük yerlerde büyük turistik otellerde çalıştım. Son ustalık dönemlerimde de şef aşçılık yaptım. En son Kuşadası’nda Grand Önder otelinin şef aşçısıydım. 2001 yılında Hollanda’ya geldim. Restoran işine yine Hollanda’da devam ettim. 12 yıl sonra Allah nasip etti ve güzel bir restoranın hem işletmecisi hem ortağı oldum.

18 yıllık meslek hayatımda Kuşadası, Marmaris, Bodrum ve Uludağ gibi büyük yerlerde büyük turistik otellerde çalıştım. Son ustalık dönemlerimde de şef aşçılık yaptım. En son Kuşadası’nda Grand Önder otelinin şef aşçısıydım. 2001 yılında Hollanda’ya geldim. Restoran işine yine Hollanda’da devam ettim. 12 yıl sonra Allah nasip etti ve güzel bir restoranın hem işletmecisi hem ortağı oldum.

Bu sektöre nasıl girdiniz?

Ben çekirdekten yetiştim, 13 yaşında bulaşık yıkayarak başladım ve o zamandan beri bu sektördeyim. Ünlü ustalarla çalıştım. Televizyonlardan tanıdığınız Oktay Usta ile çalıştım. Benim asıl ustam ağabeyimdir. Eniştem ve dayımın oğlu halen Cumhurbaşkanlığı sarayında çalışıyorlar. Ailede var aşçılık.

Hollanda’daki Türklerindamak tadı ile Türkiye’dekiler nasıl? Türkiye’de daha mı leziz yapıyorlar yemekleri?

Genelde psikolojik bir algı oluyor, mesela siz Türkiye’ye tatile gidince yediğiniz yemek çok güzeldir çünkü siz zaten tatil moduna girmişsiniz. Burada da çok lezzetli yemekler yapılıyor inanın. Bunun yanında baharatların kullanımı ve etin yeterince marine edilmesi ve zamanında pişmesi gibi şeyler aynı olursa burada da aynı lezzeti yakalarsınız.

Bir şef aşçı olarak hazırladığınız menülerde insanların damak tadına hitap ederken hangi ayrıntılara dikkat ediyorsunuz?

Ben hem işletmeci hem de aşçıyım burada. Atmosferi bizim oluşturmamız gerekiyor. İnsanlara yemek tavsiyesi verirken de bunlar önemli detaylar. Masaya servis yaparken “Kendim yaptım efendim” dediğimde ise bu müşteri memnuniyetini beraberinde getiriyor.

Biz öncelikle insanların gönüllerini doyuruyoruz.

“Biz öncelikle insanların gönüllerini doyuruyoruz.”

 İç dizaynda tamamen bir yenieleme sözkonusu. Mutfak kısmına da yansıdı mı bu?

Etin taze olması, yeterli derecede marine olması ve çok güzel servis yapılması çok önemli. Burada buna özen gösteriyoruz. Mesela kuzu incik yemeğimiz meşhurdur. Bu yemek 3,5 saat fırında bekliyor ve et kemik birbirinden ayrılıyor. Suyundan özel bir sos yapıyoruz ve çoğu zaman bu yemek yok satıyor.

Kaç kişi çalıştırıyorsunuz?

Nazar’ı ilk devraldığımızda 6 kişiyle başladık, şimdi ise 16 kişi ile çalışıyoruz. Yaz sezonunda bu sayı daha da çoğalıyor haliye teras falan işin içine giriyor. Burada büyük hedeflerimiz var. Nazar’ın 2. şubesinin hazırlığı var. Yer henüz belli değil, kesinleşince duyuracağız.

Restoranın iç dizayn konsepti çok sevildi ve herkes memnun kalıyor. Mehmet Akçay Bey bu konsepti yaptı. Kendisini çok severim, o benim bir ağabeyim. O burayı yaparken “Ahşap aksesuar kullanırsan yoğun günün ardından restoranda koku kalmaz” demişti ve böyle yapmamızı önerdi. Gerçekten restoran ne kadar yoğun koksa da ertesi gün kokudan eser kalmıyor restoran ertesi güne adeta tazeleniyor.

Oran olarak müşteriler kimlerden oluşuyor?

Bizim müşterilerimiz yüzde 50’si Hollandalı, gelen Türkler genellikle ailelerden oluşuyor. Guruplar, bayan guruplar ve iş adamları da geliyor.

Açılış saatleri nasıl?

Pazartesi-Perşembe arası sabah 09’dan gece 01’e kadar açığız. Cuma-Cumartesi gece 02’ye kadar açığız. Haftada 7 gün serpme kahvaltımız var. Bizim avantajımız yer olarak Rotterdam’ın tam ortasında olmamız. Rotterdam’ın her yerinden rahatlıkla ulaşılabilir. Bunun yanında Rotterdam’da çok turist var. Bundan dolayı da yeni personel alırken bazı şartlarımız var. Hollandaca, Türkçe ve İngilizce bilmeleri önemli.

Bir de Hollanda’daki Türk restoranlarda gördüğüm servis elemanı zayıflığından ötürü özel ders düzenliyoruz personelimize. Müşteriye hizmetin ve servisin güzel olması şart tabii ki. Müşteri eve gelen saygıdeğer misafir gibi karşılanması gerekir. Servis ve ilgimizle önce gönüllerini doyurmaya çalışıyoruz; sonra enfes yemeklerimizle karın doyurmak daha kolay.

İnsanlar hangi tatlar için burayı tercih etmeliler?

Bazı müşteriler ilk geldiklerinde biraz tedirgin olabiliyorlar, ama içerisini görünce biraz daha rahatlıyorlar. Müşterimiz masasına geçtiğinde o güne dair lezzetlerden tavsiyeler sunuyorum. Nasıl bir yemek istediğini öğrenip ona göre tavsiye ediyorum.

Garsonumuz gelen misafirlere saygılı ve düzeyli davranıyor. Eğer garsonumuz kız ise bayan müşteriyi, erkek ise bay müşteriyi muhatap alarak servisi servisi sunmalarını tavsiye ediyorum. Müşterimizin rahat etmesi bizim için en öncelikli konulardan biridir.

Restoranın iç dizayn konsepti çok sevildi ve herkes memnun kalıyor. Mehmet Akçay Bey bu konsepti yaptı. Kendisini çok severim, o benim bir ağabeyim. O burayı yaparken “Ahşap aksesuar kullanırsan yoğun günün ardından restoranda koku kalmaz” demişti ve böyle yapmamızı önerdi. Gerçekten restoran ne kadar yoğun koksa da ertesi gün kokudan eser kalmıyor restoran ertesi güne adeta tazeleniyor.

Restoranın iç dizayn konsepti çok sevildi ve herkes memnun kalıyor. Mehmet Akçay Bey bu konsepti yaptı. Kendisini çok severim, o benim bir ağabeyim. O burayı yaparken “Ahşap aksesuar kullanırsan yoğun günün ardından restoranda koku kalmaz” demişti ve böyle yapmamızı önerdi. Gerçekten restoran ne kadar yoğun koksa da ertesi gün kokudan eser kalmıyor restoran ertesi güne adeta tazeleniyor.

 

 

 




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *