Evrensel şirketler modern firavun gibilerdir, dünyanın güç merkezidirler. Herkes yaşadığı hayatın denklemlerinden şöyle çıkıp yeniden bir baksa hayata, yeniden izlese ve şaşırsa. Şirket elimizden şaşırma yetisini aldığı gün bizler bocalıyoruz, ve Şirket her daim hayat akışının hızını azdırıyor ve kendi yararına kırbacıyla koşturup dizginleriyle idare ediyor. Yer yer aramızdan senin benim gibilerinden biri çıkıyor sahneye, alışagelmedik hikayeler anlatıp Şirkete meydan okuyorlar, o vakit şaşırmayı anımsayıp duraksıyoruz.
Şirketin karşısında duranlar yerel kahramanlar, ya delidirler ya da davalarına çok inanmışdırlar. Şirketin öngördüğü gelir dağılımına itirazı olan Çe mesela, adamı vuranlarla t-şört üzerinde resmini bastırıp, ikonalaştırıp satıp kâra geçenler aynı. Şirketin en başarılı olduğu nokta’da burası zaten: Hikayesi olan adamları, etkisizleştirmek için etten kemikten adam olmaktan çıkartıp, adeta putlaştırmak, bir ilah haline getirmek ve davasını buharlaştırıp içerisini boşaltmak. Dava bir şekilde Şirketin dümenine hizmet eden bir dişli, o davanın oluşturduğu enerji sermayeye çalıştırılır, makina durmasın, hız kesilmesin, süreklilik esastır.
Gün gelir buğdayı reddetmeye cüret etmiş divâne paraya basılır. Hz İsa’nın putlaştırıldığı gibi. Şirket bu yolla hikayeleri köreltir, dinlenecekse Şirket anlatır, izlenecekse Şirket gösterir, hissedilecekse Şirket dokundurur. Yaşam sigortalanmıştır, açlık sefalet ve adaletsizlik Şirketin buyruğundadır. Kim Şirkete ne kadar hizmet ederse, mükafatı o kadar olacaktır. Yerel dava adamları önce yok edilir sonra müzelerde bir zafer abidesi olarak sergilenir, dokunaklı belgeselleri çekilir. Büyüklüğü yad edilsede, hikayesinin devri kapanmıştır, Şirkete göre. Şirketin anlatımı davayı önemsizleştirir, şaşırtmaz, şaşırtmaması içinde bilgilendirilir.
Şaşırmayı önermiştim, zira şaşırmak bir şekilde uyanıklığa iter. İnsanı duraksamaya, durmaya davet eder. Her nedense, bugünlerde şaşırmayanlar uyanık ve açıkgöz sayılırlar. Şaşırmayanlar, bilgiçler, bilgi hazneleri dolmuş, yığınla kitap ve yazıları hatmetmiş, kütüphaneleri doldurmuşlar. Hızın kesilmemesi için iletişim araçları yaygınlaştırılır, Şirketin evrensel nüfuzu artırılır. Standartlaştırılan hayat, düşünme zahmetini insanların elinden alır. Zira düşünmek hız kesmektir, durmaktır. Dakikalar, saatler, günler, haftalar, aylar, mevsimler, yıllar aynıdır, keza insanda standardı varsa aynıdır. Standarda uymak için Şirkete çalışmalıdır, çalıştıkça ‘yaşam standardı’ artar, itibar görür, ödüllendirilir. İyi eğitim, güzel kadın, güzel ev, güzel araba, güzel maaş, hızlı yaşam. Buğday tanecikleri olmuş efendimiz, Şirket kırbaçlamış vermişiz dizginlerimizi, bizi koşturuyor hayat kulvarında, şu köşeyide dönersem diye diye kandırıp durmuşuz kendimizi. Başdödürücü hızdan fırsat bulup, nefese ihtiyacımızı hatırlamayıp şaşıramamışız, duraksamak bizi köşe dönmekten yer almaktan mesafe katlamaktan alıkoyacağından çekinmiş olmalıyız. Yarışmayanlar kimilerine göre deli. Velilerle deliler arasındaki benzerliklerde bundan olsa gerek.

