Avrupa Türkiye’ye muhtaç olmaktan korkuyor

16 Nisan’da yapılacak anayasa referandumu çerçevesinde AA’da bir makale yayımlayan Prof. Dr. Özcan Hıdır Türkiye ve Erdoğan karşıtlığının neredeyse bütün Batı ülkelerini özelde de Avrupa’yı sarmış durumda olduğunu ifade ediyor.

“Tarihten gelen bagajlarla Batı’da-Avrupa’da hep bir İslam ve Türk korkusu-karşıtlığı vardı. Bunun kökleri İslam’ın zuhuru yıllarına kadar gider.” diyen Prof. Dr. Özcan Hıdır “Nitekim Avrupa’da ‘Türk korkusu’ İstanbul’un fethinden sonra oluşmakla birlikte, özellikle 15. ve 16. yüzyıllarda yerleşik hale gelen ve bütün Avrupa’yı saran bir korku.

İtalyanların korkunç bir şeyi ifade etmek ya da çocuklarını korkutmak için kullandığı “Mamma li Turchi!” (Anneciğim! Türkler [geliyor]) ifadesi de bu korku ve travmanın çarpıcı bir dışavurumu.” ifadesinde bulundu.

Türkler, Tanrı’nın Avrupa’ya cezası şeklinde algılanan bir yapıdan bahisle Özcan Hıdır “Batının dinî ve fikrî zihin kodlarının oluşumunda etkili olmuş şahsiyetlerin pek çoğunun Türkofobik ve aynı zamanda İslam karşıtı olmalarının, bu fikirleri işleyen kitaplar kaleme almalarının, günümüzdeki Türkofobi/Erdoğanfobinin yükselişinde önemli bir arka plan etkisine sahip olduğu yadsınamaz bir gerçek. Bugün Avrupa ve Batı medyasında yer alan bazı analizlerde, Erdoğan’ın Fatih’e ve Kanuni’ye atıf yapılarak “sultan” olarak sunulmasında da bu tarihi arka plan var.

Tarihin tekerrürü ya da “Mamma li Türkiye-Erdoğan”

Tarihin tekerrürden ibaret olduğu söylemine karşı Mehmet Akif merhum “Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi” demişti. Ancak son dönemde Avrupa’daki Türk korkusu ve karşıtlığında tarihin tekerrür ettiği de son derece açık.

Bu tekerrürün daha ziyade “Erdoğan korkusu” olarak tezahür ettiği de görülüyor. Amerika ve Avrupa ülkelerinde, Türkiye ve Erdoğan’la ilgili hemen her gün yayımlanan hiçbir haber-analiz ya da televizyon programı yok ki Erdoğan’ı “diktatör” olmakla suçlamasın. Hatta sıradan insanlarla konuşurken bile, Türkiye söz konusu olduğunda, Erdoğan’ın bir “diktatör” olduğu yönünde imalar ve suçlamalar görülebilir.

Geçmişte öncelikle askerî, sonra da dinî sebeplerle oluşturulan Türklere yönelik korku temelli bu imaj, Batılı zihinlerin arka planında hâlâ duruyor ve Türkiye ve Erdoğan söz konusu olduğunda refleksif olarak canlanıp dışa vuruyor. Bu açıdan, tarihin tekerrür ettiğinde kuşku yok: Farklı olan ise yalnızca şahıslar, dekor ve yöntemlerdeki değişiklikler.

Bu korkunun modern-post modern dönemi yaşadığımız bugünlerde güncel versiyonları ve yeni motivasyonlarıyla alabildiğine tekerrür ettiğine şahitlik ediyoruz. Ancak tarihle bugün arasındaki en önemli fark, Avrupa’daki korku anlamında literatüre birbiri ile sıkı bağlantılı iki ayrı korkunun daha eklenmiş olması: “Erdoğanfobi” ve “Referandumfobi”

“Türkiye’ye bağlı Türk istemiyorlar” diyen Prof. Dr. Özcan Hıdır “Bu korkunun önemli nedenlerinden bir diğeri de, yukarıda da değindiğimiz üzere, Avrupa’da özellikle Almanya, Hollanda, Avusturya, İsviçre, Belçika gibi ülkelerde yoğun olarak yaşayan Türklerin, son tahlilde yaşadıkları ülkeye mi yoksa Türkiye’ye mi bağlı olduklarının sorgulandığını ve bunda FETÖ’nün korkuları beslemedeki rolü üzerinde de ilginç analizlerde bulunuyor. Son tahlilde ise:

“Bu arada son bir önemli sebep olarak, 15 Temmuz’da Türkiye ve Erdoğan’a olan ihaneti iyice gün yüzüne çıkan ve artık diasporada ayrı bir mezhep ve hatta bir “din”e dönüşmeye başlayan FETÖ mensuplarının “Türkiye ve Erdoğan korkusu”nu beslemedeki rollerini de belirtmek gerekir.

Almanya, Hollanda ve Avusturya’da alabildiğine etkili olan bu esoterik-batıni, oryantalistik devşirme yapı, ilgili ülkelerce Türkiye ve özellikle de Cumhurbaşkanımız Erdoğan korkusu ve karşıtlığını alabildiğine körüklüyor, aleyhte bilgi servis ediyorlar. Tabiatıyla bu tür yapıları kullanmak, şimdilik Batı-Avrupa ülkelerinin alabildiğine işine geliyor.” değerlendirmesinde bulunuyor.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *