BAŞKALAŞTIRMANIN DİYETİ

Son günlerde Hollanda olarak, Hollandalılar olarak, Hollandadaki Türk Diasporası olarak çeşitli sınavlardan geçiyoruz. Hoşgörü yeteneğimiz, başkalarına tahammül derecemiz ve çok kültürlü toplum içinde ahenkle yaşamayı arzulamamız ve bu yolda çaba sarfetme kapasitemiz devamlı deneniyor.

Başkalaştırmanın, ayırımcılığın rağbette olduğu, populist söylemlerin kolay ve çabucak dinleyici bulduğu günleri birlikte yaşıyoruz.
Hollandada aşırı sağcı ve ırkçı bir partinin Suriyedeki harpten kaçan mültecileri bahane ederek şiddetli İslam düşmanlığını tahrik etmesi ve bu bahane ile de bilhassa Türkleri hedef alması Hollandadaki toplumun iç barışını tehdit eden en önemli faktör haline geldi.

FİKİR TARTIŞMASI MI YOKSA HALKI BİR GURUBA KARŞI TAHRİK ETME Mİ?
Toplumsal gelişmeler üzerine fikrini beyan etme hatta bunu bir gurubun ülkedeki varlığına karşı dile getirme her ne kadar fikir hürriyeti oluyorsa da niyet başkalaştırma ile gurupları birbirine karşı kışkırtma ise, konu fikir tartışması boyutlarını aşmış ve artık toplumda huzursuzluk ve bir çatışma ortamı yaratmaya yönelmiş demektir.

Bu da giderek halkı kutuplaşmalara itecek ve devamı mutlak sosyal patlamalar olacaktır. Böylesi bir sosyal patlamadan medet ve fayda umanlar kimlerdir? Öncelikle islam düşmanları, ırkçı guruplar ve bu dumanlı havadan siyasi kazanç bekleyen radikal partilerdir.

GERGİNLİĞE ÇARELER:
Bilhassa müslümanlar her zamankinden daha fazla, bu dönemde toplumdaki aşırı olmayan guruplar ve cemaatlerle dayanışma ve işbirliği içine girmeli, ortak programlar üzerine kafa yormalı ve genç nesilleri bu yaklaşan tehlikelere karşıkorumak için çalışmalar yapmalıdırlar.

Artık içine kapanık yaşama dönemi BİTMİŞTİR!!! Yerel yönetimlerle daha fazla iletişim içinde olunmalı, ırkçı partiler hariç diğer tüm partilerle diyaloğa girilmeli, toplumun endişe ve korkuları dile getirilmeli, birlikte çareler aranmaya zorlanmalıdırlar.

Oturduğumuz yerden komşularımızın sadece basını takip ederek bizim toplumumuzun dertlerinive de korkularını anlayıp çareler aramasını beklemek çok büyük safdillik olacaktır. İçinde oturduğumuz ülkenin geleceğine sahip çıkmaya çalışmak bizlerin de vatandaşlık görevidir.
Bu konuda birbirimizi zorlamalıyız. Yarını beklemek kendi toplumumuza arkamızı dönmek demektir!!

“Ayırımcılık çok artarsa tası tarağı toplar Türkiyeye dönerim” demek çare değildir ve hiçbir zaman da olamayacaktır. Emek verdiğimiz, uğruna fedakarlıklar yaptığımız bu ülkenin bizlere ve bizden sonra gelecek nesillere de ihtiyacı var. Torunlarımıza daha iyi bir dünya bırakmak bizim borcumuzdur.

Her ne olursa olsun, her şartta kutuplaşmanın önüne dikilmeli, ona fırsat vermemeli ve buradaki yerli halk kadar bizlerin de ülke kaderinde söz sahibi olduğunu göstermeliyiz. Bugünden tedbir almaz isek yakın bir zamanda bizim çocuklarımızı da Suriye harbinden kaçarak Hollandaya gelen, “ islamı getiren” mülteciler” olarak anarak aynı ırkçı ve ayırımcı muameleye karşı karşıya bırakacaklardır.
Toplumumuzun huzurlu ve barış dolu geleceği bugunden atacağımız adımlara bağlı olacaktır.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *