“Bizim için üç şey önemli: Devlet, Diyanet ve Türk milleti”

Geçtiğimiz günlerde ‘Kara Leke’ adında bir romanı piyasaya çıkan, Hollanda’da her kesim tarafından sevilen Durmuş Doğan’la Leiden’de kendi ofisinde sizler için keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Tarih tekerrürden ibarettir sözünden yola çıkarak mı bu kitabı yazdınız?

Evet şöyle ki, zenginlik kimseye baki değildir. Zenginlik bireyde de devlette de değişkendir, güç değişir. Kimseye baki değildir. Ama yaşanılanlar hep örnektir. Çember gibidir bu döner. O dönüşten ibret alabiliyorsan eğer önünü görürsün. Tarihe takılı kalmayalım evet, ama tarihe bakıp ders almak lazım. Olan olmuş artık ileriye bakalım, yeni vizyon bakış açısı falan, bunu kimse yapmıyor.

Ali Güler bu kitap hakkında bir makale yazmıştı, Durmuş Doğan’ın öngörüleri gerçekleşiyor diye. İnşallah son öngörüsü gerçekleşmez diye bir yazı yazmıştı. Baktığın zaman, bugün batı emperyalizmi,  doyumsuzluğu ve  sömürgeci bakış açısı dünyayı hep kaosa sürüklemiştir. Bu 1600’lü yıllara dayanıyor. Biz araştırdık Leiden kentinin köken olarak çoğunluğu Fransız kökenli. O yıllarda Ortodoks Katolik savaşları var ve Protestanlar o kıyımdan Katoliklerin katliamından Leiden’a sığınıyorlar. Batı kendi içinde de katliam yapıyor ve hiç acımıyor.

Devlet ve millet olgusuna mı dikkat çekmek istiyorsunuz?

İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mustafa Yeneroğlu geldiğinde değerlendirmelerde bulunduk. Ekonomi Bakanı ve Turizm Bakanı geldiğinde de  çağırdılar gittik. Ben sıkıntıları muhalefet gözüyle veriyorum, şikayetlerimizi belirtiyoruz. Bunları birilerinin söylemesi lazım. Gidişatın pek iyi olmadığını hepimiz biliyoruz. Türkiye için çok söylenecek şeyimiz var, fakat bunu söylemekten imtina ediyoruz çünkü ortam gerilmesin istiyoruz. Yeni hain darbe teşebbüsü çıktı. Şu anda MHP devleti ayakta tutma adına, ne yapılırsa yapılsın fazla sesini çıkartmıyor. Burada amaç devlete sahip çıkmak, yüzyıl sonramızı korumak, devletin varlığını devam ettirmek. Devlet yanlış da yapıyor, ekonomi iyi değil Türkiye’de, bu gerçeği de söyleyeceksin. Her şey iyiye gidiyor diyerek insanların gözünü kapatmakla bir yere varılmıyor. Bizim için üç şey önemli, Devlet, Diyanet ve Türk milleti. Bu üçünün varlığına, birliğine ve dirliğine ihanet içindeysen seninle bir arada olmamız ve bir masada oturmamızın hiç bir manası yok. Devlet olmadan ve sahip çıkacak millet olmadan, ne namaz niyazın, ne zenginliğin hiç bir önemi yoktur. Devletin temel taşlarını yerinden oynatmayacaksın. Bakış açımız bu. İçimizdeki farklılıklara düşman gibi bakmıyoruz. Biz kucaklayıcıyız. Biz Türkler babayız. İçimize aldıklarımıza sahip çıkarız, bunu tarih boyunca böyle yapmışızdır. Hangi ırktan olursa olsun, bu vatanın birliğine, bayrağına, imanına, bekasına itikat etmişse hiç bir sorunumuz yok.

Batı kimden ya da neden yana?

Tarihten bu yana gelen Batı, kendi içinde tekrar savaşı önleyebilmek için Avrupa Birliğini kurmuştur. Böylece katliamların ve savaşın önüne geçmek için kurulmuştur. AB’nin dağıtılmamasının ana sebeplerinden biri güç birliğinden ziyade, üçüncü dünya savaşı gibi kendi içindeki savaşı önleme düşüncesidir. Örneğin Almanya’nın hala Polonya ile sorunları var. Ufak bir kargaşada Almanya sınırındaki bölümü işgal edecek. Bu yapı çöktüğünde ufak rahatsızlık savaşa götürür. Bu yüzden AB’nin bölünmesi istenmiyor. Şu anda bütün sorunlar donduruluyor. AB’nin idealleri, demokrasisi diyerek içindeki o duyguları bastırmaya çalışıyorlar. Artan bir dünya nüfusu var.  Su, orman ve yiyecek kaynaklarımız azaldı. Dünyanın 1900’lü yıllarında nüfusu 1 milyar iken şimdi 7 milyar oldu, 7 kat artmış yüz yılda. Yüz yıl sonra dünya nüfusu 49 milyar olacak, bu korkunç bir rakam.

Hollanda’da Türk toplumu olarak ileriye dönük 20-50 yıl sonra buradaki Türk toplumunu nerde görüyorsunuz?

Kitabımda da anlatıyorum, en kötüyü gösterip doğru yolu bulma. Bir gurup üzerinden ikinci dünya savaşında ne yapılıyorsa deport dediğimiz insanların bir bölgeden aktarılması, ağırlıklı olarak müslümanların; ama ben Türkler üzerinden gittim. Birinci ve ikinci dünya savaşında ne yaşandıysa, bundan 50 veya 100 yıl sonra aynısının yaşanacağını ve bunu bir kurgu üzerinden anlatmaya çalıştım. Bu kitap yazılmadan önce, İngiltere’nin AB’den ayrılacak olan ilk devlet olacağını ve ABD’nin değişime uğrayacağını, bölgelere ayrılacağını ve iç savaş çıkacağını söyledim. Bunu 2014’te yazmaya başladım, 2015 de netleşti ve 2016 Nisan gibi kitabı elimize aldık. Bu süreç görünüyor. AB’nin artık kendi içinde bile birlik olamayacağını ki, Sayın Erdoğan’ın bir sözü var, BM artık bizi tartmıyor diyor, dünya 5 den büyük diyor, çok doğru söylüyor. Artık yüz yıl önceki dominant, fikirleri ortaya koyan, sanayide gelişen güçlü bir batının empoze ettiği bir dünya değil. Artık Çin ve Pakistan var, gelişen Hindistan var. Afrika ülkeleri bugün gelişiyor. Bu ülkeler pazar arıyorlar ürünlerini satacak. Düne kadar Avrupa üreten, pazarlayan ve fikri ilmi bilişim sektörünü pazarlayan bir mecra, ama bugün Hindistan bilişim sektöründe dünyaya hakim oluyor.

Evet bu kitapta da söylüyorum. Batı bir noktaya kadar götürecek ve sonra kendi içerisinde sıkıştırılan duygular yukarı çıkmaya başlayacak ve burda en çok zararı azınlıklar görecek. 1600 ve 1800 ve 1900lu yıllarda böyle olmuş, bu değişmez. İlk önce azınlıkları katletmişler.

Buradan 20 yıl öncesine gidersek, ne yapsaydık bazı şeyler daha farklı olurdu?

Biz Avrupa’daki Türkler kendimizi azınlık statüsüne yerleştirmemiz gerekiyor. Solcu sağcı hepsi hemfikir olmalı. Biz Hollanda’da yaşayan azınlıklarız. Buradaki Türkler bu kafa yapısını buraya oturttuğumuz zaman ne yapabiliriz sorusuna çözüm bulmaya başlayabiliriz. Şu anda Türkler bölük pörçük. Hatta Hollanda hükümeti komisyon dinlerken sabah Türkiye karşıtı, öğlen Türkiye yanlılarını dinledi. Onlar bile bizi böldü yani.

Burada kendi yapılanmamıza ait bir bakış açısı mı getirmek istiyorsunuz?

Evet, buranın şartlarına göre siyasal, sosyal ekonomik şartlara göre kendi ülkülerini kızıl elmalarını yaratmak zorundadır. Bunu yapmazsa trenlere bindirilecek ve artık nereye gönderilirlerse. Kitabımda da da yazdım. Aynı 2. Dünya savaşındaki olanların tekrarı olacak, bugün olmazsa 100 yıl sonra olacaktır. Bunun tedbirini almak gerekiyor. Yahudiler ekonomik anlamda muazzam bir güç elde etmiş bulundukları ülkeler içinde. Almanya gibi bir ülkede sanayinin güçleri ellerindeymiş. Silah üreten fabrikalar bile onlara aitmiş ama öyle olmalarına rağmen Almanlar bitirmiş Yahudileri. Batı bunu yapıyor. Ama bak bizim ülkemize, canlarını kurtarmak için herkes bizim ülkemize sığınıyor. Çünkü diyor ki bu coğrafyada bir millet var ki, onun topraklarına gidelim ki  o topraklarda bizi korusunlar. Bugün Türkiye’de her türklü ırktan millet yaşıyor. Her milletten insanlar can ve namuslarını kurtarmak için Anadolu topraklarına gelmişlerdir. Batı’da böyle bir durum yok. Batı ayağa kalktığı zaman içindeki farklılıkları yok ediyor. Bakma batının demokrasi söylemlerine ve insan haklarına. Demokrasi de insan hakları da bir kavramdır bir değerdir. Dışı çok iyi süslenmiş bir değer gözüksede demokrasi de insan hakları da güçlünün belirlediği bir kuraldır.

Çünkü burada kalıcıyız artık, gidecek yerimiz yok.

Evet, her ne kadar gideriz desekte gidecek yerimiz yok. Alevi sünni herkes farklılıklarıyla, türk milleti derken biz herkesi kucaklıyoruz. Suçu bucu diye söylemleri sevmiyorum. Herkesi aynı anlayışa getirmek gerekir yoksa bunlar kendi içinde yine bölünür ve bu bizi felakete götürür. Türkiye’deki yapının Hollanda’ya etki etmesinin manası yok. Bize bir faydası yok Türkiye’nin. Ben varolan enerjimi gücümü Türkiye muhabbetiyle değil burada nasıl güçlü olurum muhabbetiyle harcamam lazım. Bura odaklı güçleneceğiz ve biz güçlendikçe her zaman Türkiye’ye yardım edebiliriz.

Hollanda’da baktığımızda politik anlamda, önümüzde seçimler var. DENK yeni bir oluşum peşinde. Oturmuş büyük siyasi partilerin yanında yeni küçük partileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Medyada hep Türkler ve İslam aleyhinde söylemler var. Bunu yapanlar büyük partilere bağlı olan siyasetçiler. Biz yıllarca bunları destekledik emek sarfettik. Üye olup para ödedik. Demek ki bunların hiç birini görmüyorlar. Bizi ayrıştırıyor ve bir türlü kabullenemiyorlar. Ben bu ülkenin vatandaşıyım. Ekonomik, sosyal ve kültürel manada bu ülkenin gerçeğiyim. Beni yok sayamazsın. DENK partisini ben destekliyorum, ilk üye olanlardanım. Eskiden Duurzaam Nederland vardı o zaman kurduk aslında bu DENK’e hazırlıktı. Zamanında tecrübe kazanmak için yaptık. DENK’in başarılı olması bizim idealimiz.

Hollanda’daki eğilimler bizi dışladığı ve polarize ettiği için biz kendi kendimize tutunmaya çalışıyoruz.

Batı bir İtalyan’ı dışlamıyor, batı kendine düşman gördüğüne yapıyor. Bu gerçeği biz kabulleneceğiz. Yalakalık yapmaya ve kendini olduğundan farklı göstermeye gerek yok. Batı’nın bizi nasıl gördüğü ortada, bu gerçeği önce biz kabul edeceğiz. 30 yıl önceki kanunlar ile şu andaki kanunlar bir değil. Bugün sağ ve sol partiler radikalleşti Batı’da.

Batı’da AB’nin dağılması ve sonuç olarak savaş çıkması korkusu var. Hollanda’da genç nüfusun artmaması ve Türk ve Faslı nüfusun çoğalıp dominant hale gelmesi ve bunun sonucu olarak güçlerini kaybetme korkusu yaşıyor. Hollanda önümüzdeki 100 yılda müslümanlar hakim olmasın bu ülkeye diye çaba gösteriyor. Mesela Sinterklaas bize göre ırkçı ve sömürgeci bir yaklaşım ama bu Hollandalılara göre kendi kültürlerinin kaybıdır. Bu korku onları radikalleşmeye doğru götürüyor.

Geçtiğimiz günlerde önde gelen STK temsilcileri parlamentoda adeta sorgulandı…

Komisyondaki arkadaşlarımızın çoğu kendilerini inkar ettiler. Kimisi Türkiye’ye laf etti, bizden sandıklarımız da kendilerini inkar ettiler. Senin gerçeği söylemene bile gerek yok o biliyor zaten. O seni ayrıştırmış masaya oturtmuş. Senin ne olduğunu senden daha iyi biliyor. Önce kendimizle yüzleşip ben buyum ve Batı’nın gerçeği bu ve bu gerçeğe göre nasıl bir strateji belirleyecek ve varlığımızı, birlik ve dirliğimizi bu topraklarda neslimizi nasıl ayakta tutacağız bunun hesabını yapacağız. Türkiye’deki siyasi iç çekişmenin buraya bir faydası yok. Bunu MHP’den milletvekili aday adayı olmuş biri olarak söylüyorum. Türkiyedeki siyaset bizi Konyalı, Ankaralı gibi görmüyor.

Aday adaylığı sürecinden geçtiniz, ileriki seçimlerde tekrar aday olmak gibi bir düşünceniz var mı?

Türkiye’deki siyasetin bir kısmı popülist yaklaşıyor, neticede oy önemli. Mustafa Yeneroğlu da söyledi, komisyonda Avrupa Türklüğü için bütçe ayrılacak, milletvekilliği için kontenjan ayrılacak. Böyle bir yarış başladığında istemesen bile bu yarışın dışında kalabilirim diyebilir misin? İstemesek bile o süreci yaşayacağız. Bu süreçte inandığın davaya sahip çıkmak adına böyle bir ortam yaratılırsa bunun dışında kalamayız.

Yazarlık her zaman düşündüğünüz bir olay mıydı?

Daha önce ben tiyatro eserleri yazmıştım, o zamanlar ülkü ocaklarında oynatmıştık, Küçük Ali adında bir tiyatro yazmıştım. Kendime göre makaleler şiirler yazıyorum, böyle denemelerim oluyordu. Yazmak kaleme dökmek ayrı bir his. Bir de şu çok önemli, Türklerin burdaki varlığı ve devamı için Türkçe’yi ayakta tutacak adımlar atmamız lazım. Haber gazetesi buna bir örnek. Bizim yazarlarımız, şairlerimiz, sanatçılarımız olması gerekir. Buraya ait kendi ürettiğimiz üçüncü ve dördüncü jenerasyonlardan çıkacak Türkçe yazarın olması gerekir. Türkçe’nin bu ülkede varlığı için böyle eserlerin verilmesi gerekir. İleriki kuşakların burada birisi ‘Kara Leke’ adında bir kitap yazmış, alıp okuyalım dediğini düşünün.

Türkçeyi , yeni nesiller unutuyor değil mi?

Tabiki, ben böyle bir şey yaptım, başkası başka bir şey yapar ve böylece Türk edebiyat dilinin oluşması gerekir.

Kara Leke ile ilgili ne tür tepkiler aldınız?

Bunun üzerine makale yazdılar. Başkonsolosumuz Sadin Bey kitabı okumuş, “Durmuş Bey sonu öyle bitmesin” dedi.

Merak ettik şimdi.

Hatta bunu alıp filmleştirebilirsin de. Türk edebiyatı açısından önemli görüyorum. Zaten Türkçe dersleri  okullardan kaldırıldı. Ben Leiden Üniversitesi’nden bir antropolog ile konuştum bana “Her 50 yılda bir Türklerin yüzde 10’u Hollandalı olacak, çünkü karışık bir nesil olacak veya kendi neslinden olacak ama dili olmayacak” dedi. Bence ‘Hollandalı Müslümanlar’ terimi çok tehlikeli bir söz. Batı’nın istediği de bu zaten. Hollandalı Türk müslüman yerine Hollandalı müslüman, kendi bakış açısıyla İslam yaratmak. Hollanda kültürüyle bir İslam yaratmak, bu tehlikeli.

Kitabı okuyanlar inşallah beğenirler. Acizane kendimizce bir çalışma yaptık. Buradan elde ettiğimiz geliri de şehit çocuklarına göndereceğiz. İnşallah hayırlara vesiler olur.

Hayırlı olsun.

 




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *