Ahmet Suat Ari

Dini ve kültürel referanslarımız ve biz

Ahmet Suat Ari

Ahmet Suat Ari

Hazreti Mevlana’ya atfedilen “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” sözü insan davranışları için oldukça yalın bir tavsiye niteliğindedir. Yalın olmasına yalındır da uygulamaya gelince hiç de kolay değildir. Zira uygulama esnasında nefis, ihtiras, kıskançlık, tamahkarlık, kibir gibi bir çok faktör devreye girer. Bunlar devreye girince de davranış genel ahlaki normlara uygun olmayabilir. Teorik olarak neyin ‘doğru’ neyin ‘yanlış’ olduğu bilindiği halde bunu fertlerin tavır ve davranışlarında göremeyiz. Maalesef bu durum sadece fertlerle sınırlı kalmayıp toplumların davranışlarında da görülmektedir. Bunun etkilerini bir çok alanda görmekteyiz.

Toplum hayatını doğrudan etkileyen alanlardan birisi olan siyasetin en önemli malzemelerinden birisidir fert ve toplum davranışları. Siyaset bazen meşru ve gerçek, bazen de politik kaygılarla toplum davranışlarına etki etmek için politikalar üretmek ister. Her ne kadar çıkış noktası olarak evrensel norm ve değerlerin esas alındığı iddia edilse de, çoğu zaman o değer ve normların ideolojik ve kültürel yorumları belirleyici olmaktadır. Bu durumu göçmen kökenlilerle ilgili üretilen politikalarda çok bariz bir şekilde görmekteyiz. Aslında iki taraflı bir yanılgıdan bahsetmek en doğrusu olur. Zira hem politikaların dayandığı temel, hem de ilgili toplumların davranışları çelişkilerle doludur. Giriş cümlesindeki Hazreti Mevlana’ya atfedilen söz de bu çelişkiye işaret etmek için iyi bir ifadedir.

Siyasi partilerin programlarının göçmenlerle ilgili paragrafları hemen hemen aynı ifadeleri içermektedir. Hollanda’da yerleşmiş veya yerleşmek isteyenlerden ‘Batı’ norm ve değerlerini benimsemeleri beklenir. Bu norm ve değerlerin göçmenlerin geldikleri ülkelerde geçerli olmadığı varsayılır ya da öyle hissettirilir. En önemlisi de toplumlarla ilgili yargıların kategoral olmasıdır. Salt bu durum bile hedeflenen politikalarla çelişkilidir. Zira evrensel normlar, fertleri ait oldukları toplumların davranışlarından değil, kendi davranışlarından sorumlu tutmayı gerektirir.

Burada üzerinde durmak istediğim fertlerin davranışlarında referans aldıkları norm ve değerlerdir. Bunlara ister Batı norm ve değerleri deyin, ister evrensel norm ve değerler, sonuç itibariyle değişen bir şey olmayacaktır. “Genel geçer norm ve değerler” demek en tartışmasız ifade olacaktır. İşte bu genel geçer normlar ve değerler Türk milletinin referans aldığı İslam dini ve onun Türk yorumunda da mevcuttur. Hoca Ahmet Yesevi, Hazreti Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-i Veli, Akşemsettin ve daha niceleri bu referansla hareket etmişlerdir. Bu referanslar sadece Batılıların kasdettiği genel geçer norm ve değerleri içermiyor, onlara tevazu, fedakarlık, cömertlik, akraba sevgisi gibi yeni değerler de takviye etmektedirler. Bu referansların günümüzdeki bir çok toplumsal sorunun çözümü için ciddi reçeteler sunduğunu söylersek hiç de abartmış olmayız.

Ait olduğumuz topluma ait böylesi zengin referanslarımız olmasına rağmen bunu toplumumuz fertlerinin davranışlarında maalesef görememekteyiz. Bırakın görmeyi, hoşgörünün yerini tahammülsüzlük, fedakarlığın yerini bencillik, cömertliğin yerini cimrilik, akraba sevgisinin yerini onlardan köşe bucak kaçmak, yardımseverliğin yerini hor görmek, tevazunun yerini kibirin aldığına şahit oluyoruz. Bunların yansımalarını da ticarette, siyasette, iş hayatında ve sosyal ilişkilerde açık bir şekilde gözlemlemekteyiz. Maalesef haram-helal sadece söylemlerin bir parçası haline gelmiş, uygulamada tam tersi. Haksız kazanç artık meşru hale gelmiş, gayrimeşruluk sorun olmaktan çıkmış, tam aksine enselenmemek ölçüt olmuş. Hal böyle olunca da Türk toplumu kategoral olarak sorunlu gibi görülmektedir.

Tabii ki bu olumsuz tavır ve davranışlar toplumun geneline mal edilemez, ancak bunlar toplumun genel imajını belirlemede oldukça etkili olmaktadırlar. Bunların önüne geçebilmek için herkese ciddi sorumluluklar yüklenmektedir. En önemlisi de yanlış yapana ‘yanlış yapıyorsun’ demeyi öğrenmemiz gerekir. Bu da iyi bir başlangıç olacaktır.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *