SGR rezaleti


SGR, Türk Turizm şirketleri üzerindeki “ayrımcı” ve “haksız rekabete” yol açan politikalarına devam ediyor. 5 Aralık’taki mahkemeyi kaybetmesine rağmen, yeni kıytırık kurallarla Türk tur operatörleri ve seyahat acentaları üzerinde yaptırım gücünü sürdürmek isteyen SGR’e karşı, Türk Turizm Şirketleri ortak hareket etme kararı aldılar.

Aralarında Ado Travel, Aktie Reizen, Beytours, C en F Travel, Corendon, Freesun, Enka Reizen, Lara Reizen, Marothon Reizen, Medisun, Prettig Reizen, QK Reizen, Sunny Travel, Reiscompas, Sun Direct Travel, Travel Palaca, Yıldırım Reizen bulunduğu Türk tur operatörleri ve seyahat acenteleri SGR’e karşı birlikte hareket etmek için farklı hukuksal kanallarla mücadele başlattılar. 5 tur operatörü adına açılan Yıldırım Mahkemesi’ndeki ilk duruşmayı kazanan Türk seyahatçileri, şimdi de emsal teşkil etmesi bakımından 10 turizm şirketi adına 2. davayı açmaya hazırlanıyor. Resmi makamlar nezdinde de çalışmalarda bulunan turizmcilerimiz, SGR tarafından başlarına örülen çorabı zamanında farkedip ortak hareket etme kararı aldılar. 12 Ocak’tan 17 Ocak’a kadar sürecek olan Utrecht Turizm fuarında da seslerini duyurmak içim basın toplantısı düzenleyen turizmciler adına konuşan Osman Çelik “Bu konu ticari olmaktan çıkmış ve Türk turizmine karşı doğrudan ayrımcı ve baskıcı bir tavıra dönüşmüştür.’’ dedi.

Hollanda’da son aylarda SGR ile Türk turizm şirketleri arasında çıkan gerginlik sürekli artıyor.

SGR’ye göre Türkiye spesyalisti olan şirketlerin iflas etme rizikosu ve SGR fonuna verebilecekleri zarar daha fazla. Bu yüzden iflasları önlemek için Türk şirketlerine yönelik bazı kararlar aldılar. Bu kararlara gerekçe olarak son yıllarda iflas eden Türk tur operatörü ve seyahat acentelerinin çokluğuna dikkat çeken SGR bu şirketlerin daha rizikolu olduğunu savunuyor. Oysa 2008 yılında iflas eden 14 turizm şirketinden sadece 1 tanesi ve 2009 yılında iflas eden 19 şirketten sadece 3 tanesi Türk şirketiydi.

SGR bir başka gerekçe olarak da 2002 yılından itibaren iflas eden şirketleri ve fona verilen zararı örnek veriyor. SGR, Türk şirketlerinin verdiği zararı 13 milyon avro olarak açıkladı. Ancak, 2001 yılında iflas eden Hollanda kökenli NBBS Reizen şirketinin iflasından dolayı, fona tek başına verdiği zarar 15 milyon avroluk bir zararı beraberinde getiriyordu ve SGR değerlendirmelerinde sürekli bunu gözardı ediyordu.

SGR’nin aldığı kararlar

SGR  2009 yılında, küçük ve orta ölçekli 19 Türk şirketi için bazı kararlar aldı. İlk olarak normalden çok daha yüksek, astronomik banka teminatları istedi. SGR teminatları %1,5’tan %5’e çıkarıldı ve alışılmışın dışında çok yüksek meblağlar banka teminatı olarak istendi. Bunun yanında asıl destinasyonu Türkiye olan bu tur operatörleri ve seyahat acentelerini sıkı kontrol altında tutmak için müşterilerden alınan ödemeler ve satış raporlarını istedi. Teminat Fonu’ndan ayrılmak istemeyen bu şirketler bu kararlara uymaya çalıştı, fakat SGR’nin istekleri sonraki yıllarda daha da çoğaldı ve ağırlaştı. 2008 yılı cirosunun %25’i teminat olarak istendi ve maddi raporların haftalık olarak gönderilmesi istendi. Bu yaptırımlardan sonra Türk seyahat şirketleri kendi aralarında ortak hareket etme kararı aldılar ve SGR’nin bu kanun tanımayan yaptırımlarını mahkemeye götürmeye karar verdiler. İlk duruşma gerçekleşmeden hemen önce, SGR zorunlu koştuğu %25 banka teminatı kararından -ki bu %25, Türkiye’ye çalışan bu seyahat şirketlerinin çok kısa sürede peşpeşe iflası anlamına gelecekti- vazgeçtiğini açıkladı; ancak raporların haftalık olarak gönderilmesi gerektiğinin devam ettiğini söyledi.

Ağır şartlı 2. teminat fonu

Sonrasında SGR yine aynı şirketlere bir mektup yazarak 1 Şubat 2010 tarihinden itibaren SGR garanti fonundan çıkarılacaklarını ve Türkiye spesyalisti olan bu şirketlerin SGST (Stichting Garantiefonds Specialisten Turkijereizen) adında, Türk Spesyalistleri Teminat Fonu adı altında yeni bir fona üyeliklerinin kaydırılacağını belirtti. Yıllık cirosunun %75’den fazlası Türkiye’ye olan şirketleri bu gruba dahil etti. SGR yeni kurulacak fona 750.000 avro bağış yapacağını ve 2 yıl garantör olacağını vaad etti. Yeni fona üye olacak şirketlerden ise %5 banka teminatı ve her rezervasyonda kişi başına karşılıksız 20 avro fona ödenmesini kararlaştırdı.

SGR fonundan çıkartılmaları sonucu, bu şirketler için yüksek banka teminatı dışında maddi olarak da sattıkları her bilet başına 20 avroluk bir ekstra yük getirmenin yanında; stratejik daha büyük bir kayba uğrayacak olan Türk tur operatörleri ve seyahat acenteleri, Hollandalı müşterilerin alışkın olduğu SGR teminatlı turizm şirketlerine yönelmeleri sonucunda, daha yaz gelmeden ‘stopsales çekmek’ zorunda kalarak  işlerini sonlandırmak zorunda kalacaklar.

Bunu açıkça farkeden Türk turizmcileri, SGR üyeliğinden çıkartılmak istenen şirketler olarak geçtiğimiz aylarda Rotterdam Yıldırım Mahkemesi’ne başvurdular. 5 Ocak 2010’da Yıldırım Mahkemesi’nin geçici sonucu açıklandı. Hakim SGR’nin riziko grubuna dahil olan şirketler için ekstra kontroller yapabileceğini fakat bu şirketleri SGR üyeliğinden tek taraflı çıkaramayacağına karar verdi. Kesin sonucun normal mahkeme tarafından verilmesini kararlaştırdı.

Mahkemeye rağmen SGR bildiğini okuyor

5 Ocak’taki mahkemenin bu kararına rağmen SGR Türkiye Spesyalisti olarak sınıflandırdığı şirketleri SGR fonundan çıkarma kararından vazgeçmedi ve bir üst mahkemeye başvurdu. Bu arada, SGST Fonu’nun kurulmasıyla ilgili bazı maddelerde değişiklikler yaptı. SGR’nin almış olduğu yeni kararlar arasında kişi başına ödenmesi gereken miktar 20 avro yerine 5 avro  olacaktı ve SGR üyeleri ile aynı düzeyde banka teminatı istenmesi gibi bazı değişiklikler vardı. Ancak, sonuç itibarıyla mahkemenin almış olduğu yürütmeyi durdurma kararına uymuyor ve Türkiye Spesyalisti şirketleri SGR fonundan çıkartmaktan vazgeçmiyordu.

SGR’nin almış olduğu Türkiye Spesyalisti sınıfına girmeyen Corendon şirketi de SGST fonunu Hollanda Rekabet Kurulu’na (NMA) götürme kararı aldı. Corendon, Türkiye satışlarının; toplam cirosunun %75’in biraz altında olmasından dolayı SGR tarafından Türkiye spesyalisti olarak tanımlanmamıştı. Buna rağmen, Corendon Holding’in kurucusu ve direktörü Atilay Uslu, SGR’nin tekeli elinde bulundurmasından dolayı gücünü kötüye kullandığını, aldığı bu kararların haksız rekabete yol açacağını ve bunun rekabet kuralları kanununa uymadığını açıkladı. Bu sene SGR’nin Türkiye Spesyalisti sınıflandırmasına girmediklerini, fakat ileride %75 kotasını aşmaları durumunda, Corendon’un da SGST Fonu’na dahil edilme zorunluluğundan kaçınmak için, SGR’yi Hollanda Rekabet Kurulu’na şikayet etmeye karar verdiklerini belirtti.  Atilay Uslu, SGR’nin verdiği istatistiksel bilgilerin gerçeği tam anlamıyla yansıtmadığını, iflas eden Türk şirketlerinin, SGR’nin iddia ettiği gibi zararların %85’ini değil sadece %55’ini kapsadığını düşündüklerini söyledi. SGR’nin, fonda oluşan paranın sabit kalmasına rağmen, oluşan zararın en az 2 katını zarar etmiş gibi açıklamasından dolayı, toplamda edilen zararın piyasaya daha fazla yansıtıldığı görüşünde.

Turizm şirketleri elele

Utrecht Turizm Fuarı’nda Yıldırım Reizen’dan görüşlerine başvurduğumuz Mustafa Birkiye “Yapılan bu uygulamayı Türk acentelerine karşı yapılan haksızlık olarak gördüklerini”  açıkladı birlikte hareket ettiklerinin devam ettiğini bildirdi.  Haklı olduklarından emin olduklarını belirten Mustafa Birkiye  “Nasıl biz Hollanda’da yaşıyorsak, vergimizi veriyorsak,  diğer Hollandalı acentelerden bir farkımızın olmadığını düşünüyoruz ve aynı kategoride tartılmak istiyoruz. Yapılan bu haksızlığın mahkeme tarafından düzeltileceğine inanıyoruz” dedi. Enka Reizen sahibi Akif Çelebi de, SGR tarafından uygulanmak istenen yeni sistemin haksız rekabet ve ayrımcılık içerdiği yönündeki görüşlerini basın mensuplarıyla paylaştı. Öte yandan, Komfly Yönetim Kurulu Başkanı Osman Çelik buna ek olarak, SGR’nin elindeki yetkileri, tekel niteliğinde kötüye kullandığını ve ileriki günlerde her türlü resmi başvuruyu yaparak gerekli mercilerde, mağduriyetlerini ispatlayacaklarını söyledi. Hollanda’da en yüksek makamlara başvuracaklarını açıklayan Osman Çelik, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve ilgili bakanlıklara mektup göndererek mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda resmi makamlardan yardım beklediklerini açıkladı. Osman Çelik yazılı ve sözlü yaptığı açıklamalarda şu görüşlere yer verdi: “SGR, geçtiğimiz yıllarda en büyük maddi zararı, batan Türk tur operatörleri yüzünden değil, borsada yaptığı yanlış yatırımlar yüzünden elde etmiştir. Borsadaki bu büyük zarar yine resmi websitelerinde yayınlanmakta olan yıllık bilançolarında çok açık bir şekilde sergilenmektedir (sadece 2008 yılında borsada yaptığı zarar, toplam zararın % 90’ını teşkil etmektedir)”.

Öte yandan, SGR’nin yaptığı haksızlıkları gözönünde bulunduran bir başka insiyatif sahibi Özcan Sarı, SGR’nin işlevini Türk Turizm şirketlerinin lehine çevirebilecek bir proje üzerinde çalıştıklarını ve kısa zamanda uygulamaya koyacaklarını açıkladığı Türk Acenteleri Kalite Sözleşmesi adı altında kurdukları dernek hakkında basın mensuplarını kısaca bilgilendirdi. Ancak yapılan açıklamalar henüz bu konuda çok mesafe katedilmesi gerektiğini de gösteriyor.

Genel olarak bakıldığında, turizm sektörünü ve SGR’yi yakından tanıyan Türk turizmcileri, aslında oynanan oyunun; maddi zararın Türk turizm şirketlerine yıkılmak istendiği olduğunda birleşiyorlar. SGR’nin yönetimsel kadrosundaki 11 kişiden 6’sının Thomas Cook, TUI, SUNDIO ve OAD gibi büyük şirketlerin temsilcilerinden oluşması da, buna tuz biber ekiyor. Rotterdam Yıldırım Mahkemesi Yargıcı’nın SGR hakkında verdiği, “SGR’nin ayrımcılık yaptığı ve elindeki yetkiyi kötüye kullandığı”na dair vermiş olduğu karar da;  SGR’nin önümüzdeki dönemde çok zorluklarla karışılacağının bir göstergesi. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmaları çok yakın gözüküyor.