Hollanda’da nazik ve zor bir dönemden geçiyoruz. Bir yandan finans krizi Avrupa ülkelerini vurmuşken, Hollanda’daki siyasal istikrarsızlık ekonomiyi de olumsuz yönde etkilemekte. Hollandalı Türkler içine kapanık, eylemsiz durumlarından nasıl kurtulup mobilize olabilirler? STK denilen Sivil Toplum Kuruluşları başkanlarına ve toplumumuzun kanaat önderlerine Hollanda’daki Türklerin durumunu sorduk.
Sorunlar Nerede?
Toplumun kanaat önderleri Hollanda’daki Türklerin geleceği konusunda nispeten kaygılar yaşarken, sorunları belirlemede güçlük çekmiyorlar. En önemli sorunlar, içine kapanık bir toplum oluşumuz, stratejik davranma biçimlerimizin olmayışı, toplumsal katılımdaki zaafiyetimiz ve sorumluluk üstlenmeyişimiz olarak öne çıkıyor.
Çözümler Nerede?
Çözümler temel olarak, sorunlarımız olarak bilinen şeylerin giderilmesinde yatıyor. Daha fazla sorumluluk üstlenmemiz, toplumun her katmanına katılımımız, birlikte çalışma potansiyelini arttırmamız, stratejik hareket etmemiz ve ihtilaflı konuları gözardı edip asgari müştereklerde birlikte hareket etmemiz gerekiyor.
Hollanda’daki STK’lara, (Sivil Toplum Kuruluşları yöneticilerine) ve bazı kanaat önderlerine aşağıdaki 4 soruyu sorduk. Farklı yanıtlar gözönünde bulundurulduğunda önümüzdeki yıllarda Hollanda’daki Türk kamuoyunun bu konuları sürekli tartışacağını düşünüyor ve okurlarımızla paylaşıyoruz.
1. Türklerin ya da müslümanların Hollanda’daki geleceklerinden endişe duyuyor musunuz?
2. Bahsi geçen bu grupların birlikte hareket etmeleri için sizce en önemli 3 şey nedir?
3. 2012’de yönetmiş olduğunuz STK/Kuruluş ile somut aktiviteleriniz var mıdır? En önemli 3 tanesini açıklar mısınız?
4. “Şimdi söylem değil, eylem zamanı” çağrısından ne anlıyorsunuz.
Mehmet SoytÜrK
HOTİAD Onursal Başkanı
Trabzonspolular İlk Başkanı
Türklerin ve müslümanların geleceği hakkında herhangi ciddi manada bir endişe duymuyorum, yavaş olsa bile gelecekte daha iyi bir şekilde entegrasyonun hayata geçeceğini düşünüyorum. Bu entegrasyonun aynı zamanda tek taraflı değil Hollandalılar da Türkler ve müslümanlara yaklaşımı farklı olacaktır.
• Taraf olmamak • Ön yargılı olmamak ve saygı göstermek her düşünceye • Renk / ırk ve inanç ayrımcılığı yapmamak asgari müşterekte aradaki mesafeyi kısaltmanın yollarını düşünmek veya aramak.
• 400 yıllık Hollanda Türkiye dostluk kutlamaları • Akademisyen ve Üniversite öğrencileri ile başarılı is adamları buluşma-istişare toplantısı • Dünya İş Adamaları Hollanda Ekonomi zirve toplantısı
Bu çağrı yapılan açıklamaların sadece açıklamada değil aynı zamanda icraata sokulması anlamında algılıyorum. Planlı ve en iyi şekilde yapılabilecek faaliyetleri proje olarak ele alınıp ve en iyi şekilde yapılmasına çalışılmalıdır, bir çok şey yapılmaya kalkıldığında tecrübemiz yapılan faaliyetler içerik ve etkinlik acısında istenilen hedefi yakalayamıyor. Bu vesile ile faaliyetlerin az sayıda, ama en verimli ve etkin bir şekilde yapılmalıdır diye düşünüyorum.
MEHMET kabakyer
HOGİAF Başkanı
Müslümanlar ve veya Türkler yaşadıkları bu ülkeyi kendilerine burası benim ülkem felsefesiyle bakarlarsa ve benimserlerse endişe edilecek durumun olacağını sanmıyorum.
Yaşadığımız bu ülkemizde ortak noktalarımızı birlikte bu toplumun yerlilerine aktara bilme ve veya paylaşabilme adına STK kurula bilinir. Ekonomi STK,Diyalog STK,Eğitim STK’larda hareket edinile bilinir. Bu hareketlerin neticesinde yerli halkın her kesimiyle ortak çıkarları gözetmek gerekir.
2012 için HOGİAF ve lokal derneklerimizin çalışmaları olacak. Malumunuz HOGİAF iki büyük ana proğramı olacak her yıl olduğu gibi. Ek olarak başka çalışmalarda olacak ancak daha erken kesinleşmediği için açıklama yapamayacağım. Derneklerimiz ise kendileri belirleyecekler ne zaman nasıl bir tur program yapacaklarını bilemiyorum.
Anadolu diliyle söylersek laf üretme değil icraat yapma zamanı olduğunu anlatıyor. Dünyanın çok hızlı değişken olan zaman diliminde, bu değişkenliğe ayak uyduranların yarınları da parlak olacak. Aksine laf üretirsek yerimizde sayarız.
Zeki Baran
Demokratik Sosyal Dernekler Federasyonu Başkanı
Hayır endişe duymuyorum, fakat bu mücadele edilmeyecek anlamına gelmez! Ben daha fazla diplomasız okullarını terk eden geçlerimizden, bulunduğumuz ülkede ev sahibi ya da misafir mi olduğumuzu seçemediğimizden endişeleniyorum!
Ortak sorunlar belli! Eğitim, eğitim, eğitim! Katılım, katılım, katılım! Misafirlikten kurtulmak misafirlikten kurtulmak, misafirlikten kurtulmak!
Federasyonumuza bağlı derneklerimizde yukarıda sıraladığım konularda en az ayda bir faaliyetlerimiz olacaktır! Önümüzde ilkokula giden çocuklarımızın cito imtihanı var! Bu imtihan çocuklarımızın geleceğini belirlemektedir! Bu toplumda haklarımız olduğu kadar sorumluklarımız da olduğu bilinci ile bölge, yaşadığımız toplumunun içinde yer alacak faaliyetler, Çocuk esirgeme kurumları ile ortak bir çalışma yaparak koruyucu aile olma konusunda toplumumuzu bilgilendirmek istiyoruz!
Az konuşup çok iş yapmak olarak anlıyoruz! Bizim için Hollanda Türk toplumunun her alanına katılması çok önemli! Önümüzdeki dönemde Hollanda Türk toplumu hayatın her alanında yer almalı diyoruz! Biliyoruz ki toplumuzun yetiştirdiği elemanlar artık tüm sorumlukları kaldıracak durumdadır!
Murat gedik
Hollanda Türk Federasyonu Genel Sekreteri
Ülkenin siyasi iradesinin yabancılara göstermiş olduğu tavır ve ırkçı PVV partisinin buna katkısı ister istemez müslüman ve Türk toplumunu karamsarlığa itmektedir. Yükselen ırkçılık, yabancılara yönelik şiddetlenen ayrımcılık hiç umursanmayacak kadar çoktur. İktisadi darboğaz bu gidişi daha da körüklemektedir. 11 Eylül saldırısı bizlere bakışı çok değiştirmiştir.
Herşeyden evvel bütün kurum ve kuruluşlar müşterek konularda beraber hareket etmelidirler. Hollanda kanunları içerisinde kurulmuş olan kurumlar toplum içinde ayrılık gözetmiyorlarsa mutlaka beraber hareket etmelidirler. Bunu başara bilmek için 3 şey çok önemlidir: 1. sen ben ayırdımı etmeden biz düşüncesini kabul etmek, 2. birbirlerini hakir görmekten uzak durmak, 3. milli ve dini değerlere sevgi ya da en azından saygı ile yaklaşmak.
En fazla ağırlık verdiğimiz programlar eğitimdir. Eğitim konusunda hem milli ve dini eğitim, hemde Hollanda’daki Türk gençliğine okul hayatına yön verme ve onları teşvik etme konusudur. Diğer çok önemli faaliyet konusu yerel teşkilatlarımızın daha da profesyonel bir biçimde çalışmaları için yön göstermektir.
Bu söz bizlere artık gerçekleri görme ve ona göre somut adımlar atılması gerektiğini hatırlatmaktadır. Boş laflarla, kendi kabuğuna çekilmekle hiç bir yere varılamayacağını hatırlatmaktadır. Türk insanı buralarda vardır ve kalıcıdır. Çalışmalar günlük değil kalıcı ve yön verici olmalıdır.
TURGUT Torunoğulları
HOTİAD Başkanı
Gelecekte endişe duyacağımız büyük sıkıntı yaşayacağımız düşüncelerini taşımıyorum. Hatta olası sıkıntılar bizlerin daha da kenetlenmemizde bizlere yardımcı olur. Tabi ki ufak tefek sıkıntılarımız olacaktır, ancak her geçen gün daha güçlü oluyoruz onun yanı sıra eğitimli güçlü ve başarılı kurum ve kuruluşlarımızla bir adım daha öne çıkıyoruz. Örneğin Avukat Ejder Köse, Nazmi Türkkol ve arkadaşlarının bugün kazandığı davalar ile bizleri rahatlattığı gibi.
Bunların en önemlisi birlik beraberlik içinde olmak. Türk toplumu olarak son zamanlarda birlik beraberlik içinde iyi organize olduğumuzu kesinlikle söyleyebilirim. DTİK’teki Avrupa konsey başkanlığım nedeniyle DEIK ve HOTIAD içinde de grupların ortak hareket imkanları oluştuğundan daha da güçlüyüz. Burada önemli sayabileceğimiz bu birliktelik sonunda oluşan seminerler toplantılar ile her iki ülkemizin yetkililerine düşüncelerimizi raporlar halinde sunabiliyoruz ve takip ediyoruz.
Çalışmalarımızda en önemlilerinden ve ilk sıralarda yer alan geleneksel hale gelen geniş katılımlı ve Türkiye ve Hollanda’dan üst düzey katılımın olduğu Maastricht ekonomi zirvesini bu yıl Venlo’da yapmayı planlıyoruz.
• SSS gemisinde Hollanda ve Türkiye’den katılacak bakan düzeyinde siyasetçiler, Feijnoord Belediye Başkanımız Seyit Yeyden, sivil toplum kuruşları girişimciler ve akademisyenlerle zirve yapacağız.
• Aynı zamanda üniversitelerdeki girişimcilerle öğrencilerimizi çeşitli üniversitelerde bir araya getirmeye devam edeceğiz,
• Kadın girişimcilerimizi 2012 yılında daha da ön plana çıkartacağız.
Ben burada girişimci olarak eylem kelimesi değil de icraat kelimesini kullanmak isterim O zamanda icraat zamanı diyebiliriz. Şimdi bende rahatlıkla şunu söyleyebilirim Biz söz değil iş üretiyoruz, bu da başarılı bir icraat içinde olduğumuzun kanıtı.
Unutmamamak gerekir ki, bizler artık bu ülkede kalıcıyız. Hollanda bizim de ülkemiz. Önümüzdeki dönemde bizi destekleyen ve aynı kaderi paylaştığımız diğer Hollanda toplumsal kesimleriyle birlikte eşit vatandaşlık hakkı için mücadele etmeliyiz. Kendimizi daha iyi anlatmalı, Hollanda toplumuyla ilişkilerimizi geliştirmeliyiz. Hollanda’lı kesimde yabancılar konusundaki rahatsızlığın nereden kaynaklandığını daha iyi anlatmalıyız. Korkuların; dünyanın küreselleşmesi, AB’nin birleşmesi sürecinin hızlanması, bu doğrultuda sınırların kalkması, ulusal kimlik ve kültürlerin yok olma kaygıları ve son yıllarda etkisini artıran ekonomik krizden kaynaklandığını iyi şekilde anlatmalıyız. Aynı zamanda islamla ilgili ön yargıları giderebilmek amacıyla, etkili girişimlerde bulunmalıyız.
Önümüzdeki yılların en önemli unsuru Hollanda toplumuna açılmaktır. Eşit vatandaşlık hakkı doğrultusunda çabalarımızı artırmaktır. Bu bağlamda, öncelikle, eğitimdeki fırsatları iyi şekilde değerlendirerek kendimizi geliştirmeliyiz. Hollanda siyasi partilerinde, yönetim kademelerinde ve sivil toplum kuruluşlarında etkin şekilde yer almalıyız, yani katılımcı olmalıyız. Başta sendikalar olmak üzere, çesitli sorun alanlarında etkin olan Hollanda çıkar gruplarıyla dayanışma içinde geniş tabanlı birliktelikler oluşturmalıyız.
Yüksek oturum harçları ve Uyum Yasası zorunluğunun kaldırılmasında olduğu gibi IOT olarak biz, 25 yıldır olduğu gibi bu tür ayrımcı kısıtlamaların AB ile Türkiye arasında imzalanan Ortaklık Anlaşmalarına aykırı olduğunu savunuyor ve bu nedenle hem politik hem de hukuki konulardakı mücadelemiz 2012 yılında da devam edecek.
Gençlerimizin sorunlarına dikkat çekmek amacıyla düzenleyecegimiz bir konferans, ozellikle bakım sektöründe yeni istihdam olanaklarının yaratılmasına yönelik programlar geliştirilmesi, Hollandaca öğrenme olanaklarının iyileştrilmesi ve Hollanda-Türkiye ilişkilerinin 400. yılında son 50 yıla damgasını vuran Türk göçmenlerin Hollanda’ya katkılarını ortaya çıkaran etkinlikleri de, gelecek yılın öne çıkan çalışmaları arasında sıralayabiliriz.
Yaklaşık 50 yıldır yaşadığımız Hollanda’da bu güne kadar sorunların çözümü konusunda genellikle başkalarından bir şeyler bekledik. Bekledik ki, Hollanda hükümeti ve ya diğer ilgili kurum ve kuruluşlar sorunlarımızı çözsün. Ama artık günümüzde daha fazla beklemek yerine kendimiz harekete geçmeliyiz ve sorunlarımızın çözümü konusunda sorumluluk almalıyız. Sorumlu kurumları çözüme zorlayıcı baskı mekanizmaları oluşturmalıyız. Hollanda hükümetinden uluslararası anlaşmalara saygı göstermesini talep etmeliyiz.
Kendimizi daha iyi anlatmak amacıyla, camilerimizi derneklerimizi diğer toplumsal kesimlerle buluşma merkezleri haline getirmeli ve bu şekilde hakkımızdaki ön yargıları gidermeliyiz. Toplumu yönlendirmede çok önemli rol oynayan özellikle Hollanda medyasının üretimi ve kullanımında daha etkin yer almalı, toplumsal tartışmalara katılarak, hepimizi yakından etkileyen Hollanda’nın sorunlarının çözümüne katkıda bulunmalıyız.
Hayır kesinlikle böyle bir endişe duymuyorum. Dünyanın her yerinde vardır böyle İslam’ı ve müslümanları sevmeyen azınlıklar o yüzden Hollanda’da da İslam karşıtlarının olması bizi endişelendirmez. Sadece İslam’ı kötü tanıtanlara İslam’ın güzelliklerini göstermemiz gerekir.
-Asimile olmamak.
-Provakatörlere fırsat vermemek ve onların oyunlarına alet olmamak.
-Birlikte hareket edip dinimizin ve kültürlerimizin iyi yönlerini tanıtmak.
a) İş verenlerimize bilgilendirme toplantıları düzenlemek. b) Arnhem Açık Hava Müzesinde yapılacak olan Türk Haftası etkinliklerine katılmak
c) 400.yıl kutlamaları çerçevesinde bir anıt yapımı projesi.
İyi amaçlı kullanılırsa güzel çalışmalar ortaya koyar. Kötü amaçlı kullanılırsa insanları birbirine bile düşürür.
Durmuş Doğan
Leiden ve Çevresi Türk Girişimciler derneği ( TOVER ) Yönetim Kurulu Başkanı.
Son dönemde özellikle Avrupa’da yaşanılan ekonomik problemlerin artması nedeniyle Müslümanların ve Türk’lerin bunların sebebiymiş gibi öne sürülmesi ileriye dönük ortak yaşama birlikteliğin yavaş yavaş azalmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle her Müslüman Türk gibi bizlerde bu durumdan endişe duyuyoruz. Ekonomik sorunların daha da artması bu endişemizi de artırmaktadır.
Yaşadığımız bu ülkede bizlerin sorunları ortak olduğundan fikri farklılıkları bir kenara bırakarak, ortak sorunların çözümünde ortak hareket etmek esastır. Bunun için altyapısı güçlü uzun soluklu olabilecek çatı kuruluşu oluşturulması, bunun ortak sorunların çözümünde farklılık gözetmeden ortak hareket etmesi,devlet kurumlarıyla irtibat halinde çalışması.
Biz bulunduğumuz Leiden ve çevresinde hem üyelerimize hem de diğer kurumlarla farklı konularda ortak çalışma imkanlarını sunacağız. Özellikle 2012’nin Hollanda Türkiye diplomatik ilişkilerinin 400 yılı olması nedeniyle, bunu öne çıkaran faaliyetlerimiz olacaktır. Yaşadığımız bu bölgede yaptığımız bu faaliyetlerle yerel halka ulaşarak veya onların düzenlemiş oldukları faaliyetlere katılarak bizleri daha iyi tanımalarını sağlamak bunun da hem ekonomik hem de sosyal olumlu etki yaratmasını sağlamaktır.
1.Leiden Universitesinde 400. yıl toplantısı
2.Laken Feest’te Türkiye gemisi ayarlanarak kanallarda tanıtım yapılması
3.Garemarkt alanında çift kültürün tanıtıldığı gün düzenlenmesi.
4.Leiden şehrinin İspanyollardan kurtuluş günü olan 3 ekim’de yürüyüş koluna büyük bir katılımla iştirak edilmesi.
Elbette ki konuşmak gerekli ama konuşulanları gerçekleştirmek de o kadar önemli. Yaşadığımız ülkede artık biraraya gelerek bir güç oluşturmak kaçınılmaz olduğundan herkes bu bilinçle farklılıkları bir kenara bırakarak güçlü olarak varlığımızı sürdürebilmenin hesabını yapmalıdır. Olması gerekenleri el birliği ile olur hale getirmeliyiz. Yoksa çekinerek, sindirilmiş olarak yaşamaya mahkum oluruz.
Müslümanlar adına gelecekten endişe duyuyorum. İslamafobia kompleksi bu toplumun üzerinden halen daha kalkmadı ve şu anki siyasi ortamda bu kompleksi aksine daha da çok körüklüyor.
1. İslami kurumlar ilk önce şu kararı vermeleri lazım, biz burada kalıcıyız ve buradaki ortama göre eylem ve söylem planını uygulaması gerekiyor. İslami kurumların çoğu halen daha anavatandan gelen sinyale göre hareket ediyor bu da kurumsallaşmada sıkıntı yaratıyor.
2. Diğer konu ise 50 yıla yakın olan göç zamanında yabancı veya müslüman kitleleri olarak Hollanda’ya katkımız manevi yönden ne oldu iyi düşünmemiz lazım.
3.Artık siyasi bir İslam partisinin kurulma zamanı gelmiştir. Siyasi arenada müslümanları temsil edecek bir parti olması gerekiyor. Şu anki mevcut parlamenterler müslümanlardan aldıkların oyun hakkını maalesef veremiyorlar, bunu helal kesim dosyasında açık ve net gördük.
ISBO olarak şu an yok.
Plan ve program üzerine yapılan efor ve akabinde uygulama. Tabi ki buradaki kriter olarak şunu eklemek lazım her planlama süreklilik ister; “karınca misali” !
Mustafa Yusuf
Hollanda Batı Trakya Türk Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı
Son yıllarda özellikle ekonomik sıkıntıların tetiklemiş olduğu endişeler, Hollanda toplumundaki hoşgörü anlayışını önemli ölçüde sarsmış bulunmaktadır. Toplumdaki bu endişe, siyaset ve yönetim alanındaki söylem ve uygulamalara da yansımaktadır. Bu gün yaşadığımız bu süreç geçmişte yapılmış olan hataların bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yaşadığımız sıkıntı ve sorunlar, geldiğimiz ülke, ait olduğumuz millet olarak ayırt etmeksizin hepimizi olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durumda kader birliği yapmamız kaçınılmazdır. Yeni nesil için geleceği hep birlikte inşa etmemiz gerekiyor.
HBTTKDD Yönetim Kurulu olarak önümüzdeki dönem içerisinde; temas ve incelemelerde bulunmaları için Batı Trakya’daki Azınlık Belediye başkanlarını Hollanda’ya getirtmeyi, soydaşlarımızı Hollanda hakkında bilgilendirmek amacıyla farklı konularda uzmanları davet edeceğimiz bilgilendirme toplantıları düzenlemeyi, kültürümüzün yaşatılması ve tanıtılması hususunda çalışmalar yapmayı planlıyoruz.
Bu gün yaşadığımız sıkıntıların en önemli sebebi, söylemden eyleme geçilememesidir. Bizler birçok konuyu konuşuyor ve değerlendiriyoruz. Ancak değerlendirmelerimiz sonucunda elde etmiş olduğumuz sonuçları eyleme dökme noktasında sıkıntı yaşıyoruz. Söylemleri eyleme dönüştürmek için bir ‘eylem planımız’ olması gerekiyor, ama şu ana kadar kapsamlı bir eylem planı ortaya konulmuş değil. Bu hususta atılması gereken en önemli adımın ortak bir çalışma platformu oluşturulması olduğunu düşünüyorum. Sorunlar ve sıkıntılar bu çalışma platformunda değerlendirilmeli, Unutmamalıyız, sorunlarımız ortaktır, geleceğimiz de ortaktır.
Unutmamamak gerekir ki, bizler artık bu ülkede kalıcıyız. Hollanda bizim de ülkemiz. Önümüzdeki dönemde bizi destekleyen ve aynı kaderi paylaştığımız diğer Hollanda toplumsal kesimleriyle birlikte eşit vatandaşlık hakkı için mücadele etmeliyiz. Kendimizi daha iyi anlatmalı, Hollanda toplumuyla ilişkilerimizi geliştirmeliyiz. Hollanda’lı kesimde yabancılar konusundaki rahatsızlığın nereden kaynaklandığını daha iyi anlatmalıyız. Korkuların; dünyanın küreselleşmesi, AB’nin birleşmesi sürecinin hızlanması, bu doğrultuda sınırların kalkması, ulusal kimlik ve kültürlerin yok olma kaygıları ve son yıllarda etkisini artıran ekonomik krizden kaynaklandığını iyi şekilde anlatmalıyız. Aynı zamanda islamla ilgili ön yargıları giderebilmek amacıyla, etkili girişimlerde bulunmalıyız.
Önümüzdeki yılların en önemli unsuru Hollanda toplumuna açılmaktır. Eşit vatandaşlık hakkı doğrultusunda çabalarımızı artırmaktır. Bu bağlamda, öncelikle, eğitimdeki fırsatları iyi şekilde değerlendirerek kendimizi geliştirmeliyiz. Hollanda siyasi partilerinde, yönetim kademelerinde ve sivil toplum kuruluşlarında etkin şekilde yer almalıyız, yani katılımcı olmalıyız. Başta sendikalar olmak üzere, çesitli sorun alanlarında etkin olan Hollanda çıkar gruplarıyla dayanışma içinde geniş tabanlı birliktelikler oluşturmalıyız.
Yüksek oturum harçları ve Uyum Yasası zorunluğunun kaldırılmasında olduğu gibi IOT olarak biz, 25 yıldır olduğu gibi bu tür ayrımcı kısıtlamaların AB ile Türkiye arasında imzalanan Ortaklık Anlaşmalarına aykırı olduğunu savunuyor ve bu nedenle hem politik hem de hukuki konulardakı mücadelemiz 2012 yılında da devam edecek.
Gençlerimizin sorunlarına dikkat çekmek amacıyla düzenleyecegimiz bir konferans, ozellikle bakım sektöründe yeni istihdam olanaklarının yaratılmasına yönelik programlar geliştirilmesi, Hollandaca öğrenme olanaklarının iyileştrilmesi ve Hollanda-Türkiye ilişkilerinin 400. yılında son 50 yıla damgasını vuran Türk göçmenlerin Hollanda’ya katkılarını ortaya çıkaran etkinlikleri de, gelecek yılın öne çıkan çalışmaları arasında sıralayabiliriz.
Yaklaşık 50 yıldır yaşadığımız Hollanda’da bu güne kadar sorunların çözümü konusunda genellikle başkalarından bir şeyler bekledik. Bekledik ki, Hollanda hükümeti ve ya diğer ilgili kurum ve kuruluşlar sorunlarımızı çözsün. Ama artık günümüzde daha fazla beklemek yerine kendimiz harekete geçmeliyiz ve sorunlarımızın çözümü konusunda sorumluluk almalıyız. Sorumlu kurumları çözüme zorlayıcı baskı mekanizmaları oluşturmalıyız. Hollanda hükümetinden uluslararası anlaşmalara saygı göstermesini talep etmeliyiz.
Kendimizi daha iyi anlatmak amacıyla, camilerimizi derneklerimizi diğer toplumsal kesimlerle buluşma merkezleri haline getirmeli ve bu şekilde hakkımızdaki ön yargıları gidermeliyiz. Toplumu yönlendirmede çok önemli rol oynayan özellikle Hollanda medyasının üretimi ve kullanımında daha etkin yer almalı, toplumsal tartışmalara katılarak, hepimizi yakından etkileyen Hollanda’nın sorunlarının çözümüne katkıda bulunmalıyız.




