YEREL SEÇİMLER, GENEL SEÇİMLER ve KONJÜNKTÜREL DENKLEMLER
HOLLANDA’DAKi TÜRKLER’iN GÜCÜ 130bin OY
CBS Hollanda Merkezi İstatistik bürosuna göre ülkedeki Türklerin 2010 yılındaki toplam sayısı 380.000 civarında. Oranlara bakıldığında ülke genelindeki %68’lik bir oranın seçmen olduğundan hareketle, Hollanda’daki Türkiye kökenli, oy verme yetkisi olan insanımızın sayısı da 260.000 civarında. HABER Gazetesi olarak yaptığımız araştırmalar neticesinde ilginç verilere rastlamış bulunuyoruz. 3 Mart 2010 seçimlerinde tüm Hollanda’da irili ufaklı partilere de bakıldığında toplamda 450’den fazla Türk aday yarıştı. Genelde yabancıların seçimlere daha az ilgi gösterdiği 3 mart yerel seçimlerinde Türk adaylar 2006’daki seçimlere göre, genel tablo içinde sayısal olarak daha fazla aday oldular. Kazanma şansı olmayan ve %1’in altında kalan partileri saymazsak 3 Mart seçimlerinde Türk kökenli seçmen açısından memnun edici bir sonuç çıktığı söylenebilir. Araştırmalarımız neticesinde önceki birkaç belediyedeki seçilen adayları da gözönününde bulundurduğumuzda toplamda 180 Türk adayın tercihli ya da sıralamadaki yerleri itibarıyla belediye seçimlerinde kazanmış olduklarını tespit ettik. (2006 seçimlerinde yaklaşık 400 adaydan 175’i kazanmıştı). Henüz bilgilerine ulaşamadığımız birkaç aday daha olduğunu varsaarsak, toplam sandalye sayısının 190 olduğu söylenebilir. Hollanda’daki toplam Türk nüfusu olan 380binden, %38’i Rotterdam, Amsterdam, Den Haag ve Utrecht şehirlerinde kalıyor. Merkezi İstatistik Bürosu’nun rakamlarını temel aldığımızda; yuvarlak hesapla Rotterdam’da 54bin, Amsterdam’da 40bin, Den Haag’da 36bin ve Utrecht’te 15bin Türk yaşıyor. Sandığa gitme açısından en büyük oran %75 ile Rotterdam’a ait. Rotterdam’daki Türkler’in toplam 37.500 adet oydan 28.500ü kullanılmış. Aynı oranlamayla Amsterdam’daki Türkler 15.500 civarında oy kullanarak %55’lik bir oranla ülke ortalamasının az üzerinde seyrediyor. Ayni tabloyu Den Haag ve Utrecht için söylemek maalesef mümkün değil. Her 2 ilde de, Türklerin seçimlere katılım oranı, ülke ortalamasının çok altında ve %35 civarında seyrediyor. Den Haag’ın barındırdığı Türk nüfusuna oranla çok az Türk adayı seçtiği gözlemleniyor. 15bin’lik Utrecht 2 Türk aday seçerken, 36bin’lik Den Haag sadece 3 Türk adaya sandalye kazandırabilmiş. Tüm ülkedeki Türklerin sandığa gitme oranı, Hollanda’daki genel ortalamanın çok az bir farkla üzerinde görünüyor. 190 aday göz önünde bulundurulduğunda Türkler açısından başarı büyük gibi gözüküyor, ancak seçime gitme oranı maalesef hala istenen düzeyde değil. Ancak önceki seçimler gözönünde bulundurulduğunda bunda bir artış kaydedildiği söylenebilir. Demek ki, secim çağrısının sürekli gündemde tutulması gerekiyor ve tüm kurum ve kuruluşlarımızla, demokrasilerin vazgeçilmezi olan seçim sandığını insanımızın gündemine daha çok almak bir gereksinim olarak göze çarpıyor. Seçimlerin çarpıcı özelliklerinden biri de, tercihli adaylar adına kullanılan oylar. Türk kökenli ilk 10 aday, tercihli oyların %25i olan toplam 32bin oy toplamış.
Seçimlerde büyük ilk beş partiden belediyelere giden adaylarımızın sayıları: PVDA: 90, CDA: 26, Groenlinks:21, D66:11, VVD: 8 olarak göze çarpıyor. Tercih oylarının rakamsal olarak en çok PvdA’ya (64.000) verilmiş. 2. ve 3. sırada ise Groenlinks (16.000 oy) ve CDA (13.500 oy) var. Türkler açısından gözde partinin PvdA olduğu anlaşılıyor. CDA’nın ise, belediye seçimlerinde, genel seçimlere nazaran Türkler arasında daha az popüler olduğu bir başka gerçek. Zaten Türk adayların bu denli, tercih oylarıyla öne çıkması ve liste gerilerinden gelerek, liste başlarındaki adayları ötelemeleri bazı Hollandalılar arasında bir tepki oluşturdu. Bu sebeple kazanamayan bazı partililer, tercih oylarının haksızlığa yol açtığını savundular ki, ileriki donemde bu partilerin üzerinde duracakları konulardan biri olsa gerektir. Çünkü, başarı açısından en dikkat çeken kentlerden biri olan Dordrecht’i ele alırsak bunu daha iyi anlarız. Dordrecht’teki 8 Türk adaydan 7si belediye seçimlerini kazandı. Bu da Türklerin oylarını bu kentte çok sistematik bölüştürdüklerini gösteriyor. Ayni sistem diğer kentlerde de uygulanacak olsaydı, Türklerin tüm Hollanda’da 300’den fazla adayı seçebilmesi muhtemel olurdu. Bu örnek göz önüne alındığında, Utrecht ve Den Haag’daki seçilmiş Türk politikacıların sayısal azlığı anlaşılır gibi değil. Tabi buna adayların sayısal azlığını ve marjinal partilere bolunmuş oldukları gerçeğini de eklemek gerek.
BAY GEERT BAYDI
Belediye seçimlerinin tüm ülkede dikkat çeken bir başka yönü de, PVV’nin ulusal medya tarafından olağanüstü derecede göklere çıkarılması oldu. Toplamda 2 kentte 17 sandalye kazanan PVV lideri adeta kutsandı ve ilahlaştırıldı. (Halbuki sandalye sayısını sıfırdan 58’e çıkaran TON/Verdonk hiç konuşulmuyor bile). Bunun tam karşısında, Hollanda medyası, her yerel seçimde binlerce sandalye kazanan CDA ve PvdA’nın bu son seçimlerde kaybettiği birkaç yüz sandalyeyi sürekli bozgun olarak verdi.
CDA 1526 (2006ya göre 191 kaybetti)
PvdA 1238 (2006ya göre 621 kaybetti)
VVD 1395 (2006ya göre 207 kazandı)
GL: 421 (2006ya göre 37 artırdı)
D66: 529 (2006ya göre 385 artırdı)
SP: 247 (2006ya göre 55 artırdı)
Hiç bir proğramı ve kadrosu olmayan Bay Geert ustaca ve medyatik manevralarla sürekli kamuoyunun gündemini meşgul etmeyi bildi ve anketlerde yükseliyor gösterildi. Tabi bu yapay şişirme, aynı zamanda PVV’nin de yelkenlerini şişirmedi değil. Göstermelik olarak sadece Almere ve Den Haag’da seçime girmeleri ve buralarda zaten yüksek oy potansiyeli barındırmalarından dolayı aldıkları başarı açgözlü Hollanda medyasına çok yaradı.
PvdA’nın son yıllarda strateji olarak sürekli sağa kayması Hollandalı entellektüelinin gözünde puan kaybettirdi ve popülaritesi %60lardan %40lara kadar düştü. Bos liderliğindeki PvdA’nın strateji yenilememesi ve sürekli PVV gibi marjinal partilerin içinde olduğu popülizmin cazibesi, PvdA’yı bilhassa yüksek eğitim görmüş seçmenlerinin gözünde hayli gerilere itti. Diğer iki önemli etmen olarak, global krizin Hollanda’daki etkileri ve Bos’un sürekli Balkenende liderliğindeki CDA karşısında daha zayıf bir konumda görevini sürdürmek zorunda olması eklenebilir. Bu etmenlerin zorluğu altında, anketlerde ve kamuoyunda sürekli kan kaybediyor olmak PvdA’nın canına tak etti. Irak meselesi konusunda Balkenende’nin politikasını domine ettirmesi ve PvdA’nın ezikleri oynamak zorunda kalması, Bos’un ekmeğine iyice tuz biber ekti. CDA’nın Birleşmiş Milletlere ve Amerika’ya açık çekler vermesi neticesinde, uluslararası arenada elde ettiği saygınlık oranında, PvdA kendi seçmeni gözünde büzülmek zorunda kaldı. Hükümetin finansal krizi Bos sayesinde, CDA’nın yapabileceğinden daha iyi yapması Bos’a da Balkenende’ye de yaramadı elbette. Ama CDA elinde bulundurduğu başbakanlık makamıyla ve manevralarıyla PvdA’nın da üstünde oynamasını bildi.
AFGANİSTAN BAHANE, KOALİSYON BOZMAK ŞAHANE
Bardağı taşıran son damla Uruzgan krizi oldu. Irak sorunundaki zorlukları sineye çekmek zorunda kalan PvdA, Afganistan meselesinde aykırı role soyunmayı bildi ve Wouter Bos ve Job Cohen’in muhtemelen geçen yıldan beri aylardır planlamış oldukları oyun devreye girdi. Partisini 9 Haziran seçimlerinde CDA’dan daha başarılı kılamayacağını ve hatta PVV’nin gerisine düşebileceğini anlayan Wouter Bos, kariyerinin zirvesindeyken yerini partidaşı Job Cohen’e bırakmayı bildi. Daha politika için çok genç yaş sayılabilecek bir dönemde, politikayı bırakıp ailesine yöneldiğini açıklayan Wouter Bos en akıllı kozlarından birini kullandı böylece. Hem Balkenende’yı şaşırttı hem de Bay Geert’in en büyük çekincesi olan ve kamuoyunda çok büyük kredisi olan Job Cohen dönemi başladı. Görünen o ki, Job Cohen, 2010’a kadar edinmiş olduğu birikimi ve kredibilitesi ile 2010 yılında yeni başbakanamız olmaya çalışıyor. PVV’nin parlamak olan yıldızı şimdilik sönmeye yüz tutmuşken, CDA’nın da PvdA’nın bu taktiğine karşı nasıl bir politika izleyeceği dikkat konusu. Şu anda karşımızda başbakan olma potansiyeli çok yüksek 2 aday gözüküyor. Jan Peter Balkenende ve Job Cohen. Bunlardan 2.si yıpranmamışlığı, denenmemişliği ve mültikültürel ortamlardaki popülaritesi ile başbakanlığa daya yakın. Hollanda’ya hayırlı olsun.
———————————————-



