Kaş yapayım derken…

Daha bundan bir kaç ay evvel kamuoyuyla paylaşılan araştırmanın mürekkebi kurumadan bir yenisi daha açıklandı. Üstelik her ikisi de aynı hedef kitlesi üzerinde yapılmış. Sadece ikincisinde bir ilave grup daha var o kadar. Ağustos ayında açıklanan ilk araştırma Hollanda’da yaşayan Türk gençlerinin radikalleşmeye pek meyilli olmadığını ortaya koyarken, dün (11 Kasım 2014) açıklanan araştırma aynı gençlerin korkunç bir oranda radikal eğilimlere sahip olduğunu iddia etmektedir. Hangisine inanacağımızı biz de şaşırdık!

Bu ikinci araştırmayı duyunca ilk aklıma gelen Genç Siviller’in meşhur esprisi oldu. “Seçimler CHP kazanıncaya kadar yenilensin!” diyerek o zamanki gündeme damga vurmuşlardı. Hollanda’da da adeta istenen sonuç alınıncaya kadar araştırmalar tekrarlansın denmekte. Mesele sadece Türk gençleriyle sınırlı kalsa iyi, ama bizleri ilgilendiren her konuda bu tavır sergilenmekte maalesef. Yine bundan bir kaç ay önce açıklanan Türk kuruluşları ile ilgili rapor uyumdan sorumlu bakan Lodewijk Asscher’ı tatmin etmemiş ve yeni bir araştırma istemişti. Bu da gösteriyor ki maksat üzüm yemek değil bağcı dövmektir.

Türk gençleri araştırmanın doğrudan muhatabı olarak araştırmayla ilgili düşüncelerini özellikle sosyal medyada gayet net bir şekilde ortaya koydular. Hem de argümanlarıyla. Haliyle benim burada araştırma ile ilgili düşünce belirtmeme gerek kalmadı. Ben özellikle bu tür araştırmalar ve onların ele alınış biçiminin gençler üzerindeki olumsuz etkilerine değinmek istiyorum. Nasıl kaş yapayım derken göz çıkardıklarına işaret etmek amacım. Araştırmayla ilgili söylemek istediğim tek husus inandırıcılıktan çok uzak olduğudur. Nitekim kendileri de Türk gençleri arasında var olduğunu düşündükleri okuma yazma bilmeme ve bilgisayar özürlü olma dolayısıyle interneti kullanmadıklarını söyleyerek Türk gençleri hakkındaki cehaletlerini kendi ifadeleriyle teyit ediyorlar. Zaten bu ibareden sonra araştırmayı ciddiye almak abesle iştigal olur. Acaba masa başında yapılmış hayali bir araştırma mı söz konusu olan?

Her ne olursa olsun, bu tür yaklaşımlar Türk gençlerini hem politikadan hem de Hollanda’dan soğutmaktadır. Ayakları yere sağlam basanlar bu durumla kolay baş ederken biraz hassas olanlar gerçekten de radikalizmin etkisinde kalabilirler. Nitekim onları etkilemek için oldukça fazla argüman bulmak mümküdür. İnsan hakları ve bölgesel çatışmalarla alakalı Batı’nın çifte standardı herkes tarafından bilinmekte. Evrensel değerlerin menfaat söz konusu olunca nasıl göz ardı edildiğini bilmeyen yok. Gençler Batı’nın ele verir talkını kendi yutar salkımı türünden tavrının farkındalar. Üstelik kendilerinin onlardan beklenen her tavrı sergileseler de yine de yaranamayacaklarının farkındalar artık. İşlerine gelince fert olarak davranmaları beklenirken, zaman zaman da başkalarının yaptıkları eylemlerle ilgili kollektif tavır almaları beklenir.

Hür irade Hollanda asıllılar için bir özgürlük alanı iken aynı irade göçmen asıllılar söz konusu olunca ‘uyuma’ engel teşkil ediyor! Nitekim Hollanda toplumunda her türden uçuk ve radikal eğilimler mevcuttur ve kimse bunları mesele yapmamaktadır, ancak söz konusu uçukluk göçmen asıllılar tarafından sergilenirse ilgili ilgisiz herkesin tarafını ilan etmesi beklenir. Tüm göçmen asıllılar adeta homojen ve yekvücut bir grupmuş gibi kollektif tavır beklenir. Onların da her biri birbirinden farklı fertler olduğu adeta unutulur.

İşte bu tavırlar Türk gençlerini Hollanda toplumundan soğutur, hatta bazılarını radikalleştirir. Bunu görmemekte ısrarcı olmanın acısını kısa vadede olmasa da uzun vadede yine toplum çeker. Haliyle kaş yapayım derken göz çıkarılmış olur.

Acaba gerçek amaç da bu mudur? Komplo teorilerine pek itibar etmeyen birisi olarak beni bile komplo teorisi üretmeye sevk ediyor bu tavırlar vesselam!




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *