Ahmet Suat Arı
Bazan üzerinize bir karamsarlık çöker. İçinizden bir şey söylemek gelmez. Zaten bu durumda kelimeler yüreğinizde hissettiğiniz çalkantıyı anlatmakta kifayetsiz kalacaklardır. En iyisi inzivaya çekilip her şeyden elinizi eteğinizi çekmek dersiniz. En azından kısa bir süreliğine de olsa. Ama yapamazsınız, zira sizin fıtratınızda enseyi karartmak yoktur.
Enseyi karartmak deyimini şu bir kaç gün içinde, hem kendime hem [...]
September, 2010 | |
devamı... »
Ahmet Suat Arı
Yerel seçimlerin üzerinden daha bir kaç gün geçmiş olmasına rağmen kamuoyu yeni bir seçimle karşı karşıya. Hatta bu yazı kaleme alınırken Rotterdam’da Leefbaar Rotterdam’ın itirazı üzerine oylar tekrar sayılmaktaydı. Partiler bir yandan 3 Martta aldıkları sonucun değerlendirmesiyle meşgulken, bir taraftan da baskın seçimin hazırlıklarını yapmaktalar. Aday listeleri, seçim programları, kampanya ve daha bir sürü işin [...]
September, 2010 | |
devamı... »
Ahmet Suat Arı
Yerel seçimler için geri sayım başladı. Ben dahil binlerce aday şu an seçmenlerin teveccühüne mazhar olmak için hummalı bir çalışma içinde. 3 Martta dananın kuyruğu kopacak ve belediyelerin yeni yönetimleri belirlenecek. Demokrasilerde gayet sıradan bir durumdur bütün bu olanlar. Buna bazan bir güvenoyu almak, bazan da görevi devralmak olarak bakabiliriz. İktidarda olan partiler güvenoyu almak [...]
September, 2010 | |
devamı... »
Ahmet Suat Arı
Türkler 1946’da çok partili sisteme geçilmesiyle birlikte siyasete yoğun ilgi göstermişlerdir. 1946 öncesi de seçimler olmaktaydı, ancak bu seçimlerde halkın fazla bir seçeneği yoktu. Önlerine sunulanı onaylamaktan ibaretti aslında bu. Çok partili hayata geçilmesiyle yapılan ilk seçimler oldukça şaibeliydi ve sonucu aslında önceden belirlenmiş seçimlerdi. Bu ‘önceden belirlenmiş sonucu’ sağlama alabilmek için de “açık oy [...]
September, 2010 | |
devamı... »
Ahmet Suat Arı
Bir nesneyi tasvir edebilmek için onun değişik açılardan nasıl göründüğünü bilmeniz gerekir. Bazan sadece görmek de yeterli değildir. Tadına bakmanız, tınısını duymanız, ellerinizle hissetmeniz, kokusunu çekmeniz de gerekebilir. Bir nesne için beş duyumuzun yardımına ihtiyaç varken neden soyut nesne, kavram ve değerler için çok kolaycı olup siyah beyaz düşünür ve algılarız? Şüphesiz insanlık tarihi [...]
September, 2010 | |
devamı... »