
Belki biliyorsunuzdur, Hollanda medya kanunu dini guruplara radyo ve televizyon yayın hakkı tanımakta. Bunu ilk defa Türk Islam Kültur Federasyonu 1985 yılında hak etmişti. Hatırladınız mı? IOS (Islamitische Omroep Stichting). Çok büyük yankı bulmuştu bu yayın hakkı. Avrupa’da ilk olarak müslümanlar resmi kanalda yayın hakkına sahip olmuşlardı. Sayın İbrahim Görmez, sayın Osman Bahadır, Şadi Tatlı ve Emin Ateş beyleri burada anmamak olmaz. O zaman ugraş verip ve bu hakkın kazanılmasında büyük emekleri geçmişti.
Haftada yarım saat Hollanda’da İslam’ı ve müslümanları tanıtıcı televizyon ve radyo programları yapılmaktaydı. Ne güzeldi o günler. Bu “çılgın Türkler” bu konuda da tüm müslümanlara önderlik etmişlerdi.
Bu hakkı medya kanunu 5 yıllığına vermekte ve her 5 yılda bir yeniden bu hak müslümanları temsil eden kuruma verilmekte. Ne talihsizlik ki; bu hakkı 5 yılı doldurduktan sonra, iç sürtüşmelerden dolayı 1990 yılında başka bir kuruma verdi Meyda Komiserliği.
1990 – 2005 yılları arasında NMO (Nederlandse Moslim Omroep) saltanatı sürdü. Neden? Bizler kendi aramızda birlik ve beraberlik kuramadığımız için.
CMO (Contact Orgaan Moslims en Overheid) 2004 yılında kurulduktan sonra, müslümanlar arasında yine güçlü bir birliktelik oluştu ve 2005 yılından sonra bu yayın hakkının yarısı tekrar bizlere geçti ve NIO (Nederlands Islamitische Omroep) kuruldu. Buna da yine Türk İslam Kültür Federasyonu, CMO içerisinde öncülük etmişti. Uzun ve çetin uğraşlardan sonra tekrar yayın hakkına sahip olunmuştu. Yarısı alınmıştı, ama emimim ki CMO bu birlikteliği devam ettirebilseydi 2010 yılında bu yayın hakkının tamamı CMO’ya verilecekti. Ama “tarih tekerrür eder” derler ya, bu yayın hakkıyla birliktelik ancak üç yıl dayanabildi ve NIO ile CMO’da da aynı 1985-1990 dönemindeki IOS içindeki gibi uyumsuzluklar ortaya çıktı. Medya Komiserliği NIO ve NMO’nun yayın hakkına sahip olan NMR ve CMO’dan 2010 yılında yayın hakkını geri çekme kararını aldı.
Merak ediyordum şimdi bu iş nereye varacaktı? Duyuyordum, İslami gruplar yine ayrı ayrı yayın müracaatları için hazırlıklar yapıyorlardı. Kimileri SMO (Stichting Moslim Omroep) adı altında, kimileri SMON (Stichting Moslim Omroep Nederland) adı altında. Alfabede müslüman yayın kurumuna harf kalmamıştı artık.
Yayın hakkının tamanı SMON’a (katılımcılarından bazıları: de Unie van Marokkaanse Moslimorganisaties UMMON, de Stichting World lslamic Mission WIM en de Vereniging van Imams Nederland) veriliyor. SMO’nun (katılımcılarından bazıları, Hollanda Diyanet Vakı ISN, de Unie van Lahore Ahmadiyya Moslim Organisatie Nederland ULAMON, Sjiietische Islamitische Raad SIR, Federatie van Alevitische Verenigingen in Nederland HAK-DER, Raad van Marokkaanse Moskeeën RMM, Nederlandse Islamitische Federatie NIF en de Federatie van Islamitische Organisaties Nederland FION) çabaları ve 10 binlerce harcanan avrolar boşa çıkıyor.
Yine bölünmüşlük ve yine parçalanmışlık. Nereye kadar bunlar? Yine uzun zaman tartışmalar ve sürtüşmeler mahkeme ve avukat masrafları. Niye böyle hep? Paylaşılamayan ne var burada? Sen büyüksün, sen ufaksın, sen müslümanları temsil ediyorsun, sen etmiyorsun! Birlik ve beraberliği kurun ve bırakın bu yayın hakkını ehil olan insanlara, onlar yapsın.
Biz ne yapmalıyız o zaman “Çılgın Türkler” olarak? Bizim yapacağımız tek bir iş kaldı, 2015 yılına kadar üyeliğe bağlı yayın kurulu kurmak aynen diğer yayın kurumları gibi (VARA, TROS, EO vs). 50 bin üye sana bu yayın hakkını veriyor. Bu harcanan paralar ve çabalar bu yönde kullanılmış olsaydı şimdiye kadar bu hakkı çoktan elde etmiş olacaktı bu “Çılgın Türkler”.
Haydi 2015 diyelim ve bir ilke daha imza atalım.

