İşveren derneklerinin ve vakıflarının etik çalışma düşüncesi


Sedat Çakır

sedatcakirParanın bile etik çalışma zorunluluğu varsa, bizi temsil ettiklerini söyleyen işveren derneklerinin ve vakıflarının etik çalışması gerekmez mi?
İşveren derneklerinin etik çalışma gibi bir zorunluluğu yok mu?
Bence hem gerekir hem de ahlaki olarak da zorunluluğu vardır. Ahlaki zorunluluktan yola çıkarsak hangi işveren derneğinin azami (maksimum) 200 – 300 üye ile tüm Türk işverenlerini temsil ettiğini söyleme hakkı vardır?
En büyüklük peşinde olan işveren derneklerinin  işadamlarımızın çoğunluğunu dışlaması kime ne kazandırıyor?
Bu söylemlerle siyasal güç ve alınacak teşvikler peşinde koşmak acaba etik kavramlar içinde yer alabilir mi? Bunu bu dernek ve vakıfların yöneticilerinin kendilerine sormaları gerekir.
Bankadan para isterken, bankalarla masaya oturma arzusunda iken, doğruları anlatmamak ve yarım yamalak verilerle etik olmayan davranışlar sergilemek kime nasıl fayda sağlıyor? İşadamlarımız ki bunlara işkadınlarımız da dahil kişisel gelişimleri ve işlerinin gelişmesi için bunları bilmek zorundalar.
Bu kendini (kendimizi) kandırma içinde olmamız uzun vadede Hollanda’lıları da kandırdığımız anlamına gelmesin. Hollanda’lılar kendileri de her zaman dürüst olmasalar da ve size, size inandıkları izlenimini verseler bile çoğu zaman size inanmıyorlar ve arkanızdan gülüyorlar. Buna bire bir konuşmalarda sizler de şahit olmuşsunuzdur.
Büyük şirketler kendi kısa vadeli karları ön planda olduğundan işveren derneklerinin yalanlarına bile inanıyor gözüküyorlar. Acaba işveren dernekleri, vakıflar ve kurumlar kendileride inanmadıkları bu yalanları neden ısrarla anlatmaya devam ediyorlar?
En büyük Türk işverenler seçiliyor, ama ortada kimin neden ve ne için seçildiğini gösteren temel bilgiler yok. Zaten bu büyük Türk işadamlarının basına verilen bir listesi de yok.
Herkes, her kesim kendi büyüğünü seçiyor ve sonra da gizli bilgiler diye bu adamları, kadınları tanıtmıyorlar, tanıtamıyorlar.
Acaba bu isimler çoğunlukla küçük işletmelerden oluştuğundan teşvik (subsidie) veren kurum, basında yaygara çıkar kaygısı mi var?  Hollanda Türk basını da reklam kaygısı ile zor sorguluyor veya sorgulayamıyor.
Hollanda’da olan Türk işletmeleri ile ilgili rakamlar ortalarda dolaşıyor, ama bunların doğruluğunu belgeleyecek çalışmalar yok. İstek de yok. Nasıl olsa biz anlattığımızda herkes inanıyor veya inanması gerekiyor düşüncesi var. Hep ezbere ve kısa vadeli göz boyamaya dayalı kazanç düşüncesi var.
Gazete ve dergilerde bir fotoğraf karesinde yer almak en büyük amaç, bir de buna ünlü bir siyasetçi de eklenirse yeme de keyfinden yanında yat.
İşveren dernekleri bu kadar ucuz olmak zorunda mı? Bu kadar etik çalışma düşüncesinin dışında olmak zorunda mı?
Bence hayır hem de bin defa hayır!
İşveren derneklerinin, vakıflarının ve işverenler adına ortaya çıkıp iş yapan kurumların şeffaf olmaları gerekiyor. Buna bizim Hollanda Türk iş camiası olarak hakkımız var diye düşünüyorum.
Hollanda’daki Türk şirketleri ile ilgili rakamlar ortada dolaşıyorsa bunun nasıl oluştuğu, kimin bu konuda ne araştırma yaptığı, nerelerden teşvik alındığı ve bu teşviklerin nerelere, ne kadar ve ne için harcandığı şeffaf olarak Türk iş camiası ile paylaşılması gerekir.
Türk işverenlerle ilgili araştırmalarda ve temsil edilme konusunda işveren derneklerinin yalnız kendi kısıtlı sayıda üyeleri ile sınırlı kalmayarak tüm işverenlere bildirilerle, gazete, dergi ve televizyon kanalları ile ulaşıp fikir almaları gerekir.
İşveren derneklerinin kanımca etik çalışma zorunluğu vardır ve hepimiz etik çalışmanın getireceği faydalardan tek tek olabileceğinden fazlasıyla faydalanacağız ve hep beraber kazanacağız.
Doğru bilgi her zaman daha etkilidir ve etkili olmaya devam edecektir.
Hepinize (iş) hayatınızda etik bir yaşam ve bilgelik dolu bir hayat diliyorum.