Balkenende’nin norm ve değerler projesi


Veyis Güngör

Veyis Gungor2010 yılına girdiğimiz şu günlerde Hollanda toplumunun gündeminde ‘sorumluluk’ en önemli sorunlardan birisi olarak önümüze çıkmaktadır. İçişleri Bakanlığı’nın bastırıp, belediyelere ve kütüphanelere göndermiş olduğu binlerce ‘vatandaşlık takvimi’ bunun en belirgin örneklerinden bir tanesi. Hükümet dağıtılan bu vatandaşlık takvimleriyle, Hollanda’da aktif ve sorumlu vatandaş oluşturmayı hedeflemekte. Zira sorumlu bireylerin çevrelerindeki gelişmelere kayıtsız kalmamaları, toplumun kalitesini arttırmaktadır.
Peki Hollanda bu noktaya nasıl geldi?
Şu anda Hollanda’da iktidar olan hükümetin kuruluş günlerine geri döndüğümüzde, hükümeti oluşturan siyasi partiler arasında konuyla ilgili, yani etkin vatandaş ve sorumlu birey hakkında şu anlaşmalar yer almaktaydı: ‘Gelişme ve kalkınma, saygı, güven için vatandaşlar, toplumsal kuruluşlar ve hükümet birlikte çalışmalıdır. Kaliteli toplumun gücü, sadece kendini düşünen bireylerden değil, diğerlerini de düşünmekten geçer. Farklı geçmişlere sahip insanların bir arada yaşadığı Hollanda toplumunda, paylaşılan norm ve değerler, saygı ve edep kaçınılmazdır.’…
Ancak hükümetin bir kaç yıl önce ortaya koyduğu bu hedeflere, 2010 Hollanda’sında ulaşılamadığını araştırmalar ortaya çıkarmaktadır. Sosyal Kültürel Plan Bürosunun her iki yılda bir yayınladığı “Hollanda Sosyal Devleti” adlı araştırma sonuçlarında, ‘birlikte yaşama, norm ve değerler’in Hollanda’da en önemli sorunlar olarak ilk sırada yer aldığı belirtilmekte. Aradan geçen bunca yıllara rağmen bu sorunun birinciliğini koruması Hollanda için tehlike arzetmektedir.
Biraz gerilere gidersek. Hollanda toplumunda önemli bir sorun teşkil eden norm ve değerler tartışması geçmiş hükümet ortakları tarafından pek ciddiye alınmadığını görürüz. Örneğin Liberaller, o yıllarda Hristiyan Başbakan’ın norm ve değerler üzerine yaptığı açıklamaları ‘fayans bilgeliği’ olarak görüyor ve dalga geçiyorlardı. Yine o zamanlar muhalefet olan İşçi Partisi Başkanı Bos da başbakanı ‘geyik muhabbeti yapmak’la suçluyordu. Yani siyasilerin o zamanlar sözkonusu norm ve değerler sorununu iyi anlamadıkları ortaya çıkmaktadır.
Tabi ki norm ve değerler tartışması sadece siyasilerle sınırlı kalmadı. Aradan geçen yıllar içinde bu tartışma okullara, işyerlerine, hastanelere, sosyal kurumlara taşındı. Ama sorun oldukça soyut olduğu için, bir çok kişi bu tartışmalardan ne çıkarılacağını pek anlayamadı.
Bilim adamları, başbakanın ortaya attığı norm ve değerler tartışmasından neyi kasdettiği hususuna farklı yorumlar getirdiler. Bazıları sözkonus norm ve değerlerin, ‘aktif vatandaşlık’ olduğunu söylerken, bazılarıda ‘sorumluluk duygusu’ olarak nitelendirdiler. Ve bu tartışmaları yaşayarak geldik 2010 yılına.
Yedi yıldır iş başında olan ve her fırsatta norm ve değerlerden bahseden, Başbakan Balkenende’yi şimdi anlamak biraz daha kolaylaşıyor. Çünkü norm ve değerler, saygı ve edebin geri atılması, Hollanda toplumunda en önemli sorun teşkil etmeye devam ediyor.
Başbakan Balkenende’nin norm ve değerler projesi ya da bazı yorumcuların, etkin ve aktif vatandaşlık projesi daha etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Bireylerde sorumluluk duygusunun gelişmesi, nemelazımcılığın terkedilmesi Hollanda’da yaşayan tüm insanların yararınadır.
Adını ne koyarsak koyalım! Hangi metodlarla olursa olsun! Mahalleden başlayıp, ülkesel düzeyde, hatta global seviyede bireylerin etkin, aktif olmaları ve sorumluluk duymaları çağımızın birey tiplemesidir. Bu tip bireylerin hızla çoğalması sadece hükümet organlarının gayretiyle sınırlı olmamalıdır. Bir bütünlük ve birbirini tamamlayan projelerin hayata geçirilmesiyle sözkonusu norm ve değerlerin hakim olduğu bir topluma ulaşabiliriz.
Bu vesileyle 2010 yılının tüm okuyucularımıza ve insanlığa hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim