Neden Hollanda Diyanet Vakfı?

Değişik Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, Hollanda’da da Diyanet ile ilgili tartışmalar aldı başını gidiyor. Avrupa’da Diyanet tartışmalarının en ağırı ve girift olanı ise Almanya’da yaşanıyor.  Her geçen gün Diyanet üzerinde yapılan tartışmalar dozajını artırarak devam ediyor. Yaşananlar elbette  Avrupa’daki Müslümanları rahatsız ve huzursuz ediyor.
Örneğin Diyanet, Hollanda kamuoyunda son altı ayda sürekli gündeme geldi. Bunların ilki FETÖ’nün Hollanda’daki önde gelen yöneticilerinden birinin Algemene Dagblad Gazetesi’ne Diyanet imamlarıyla ilgili verdiği açıklamaydı. Haberin başlığı şöyleydi: ‘İmamlar Erdoğan’ın gizli ajanlarıdırlar’.

Diyanet, geçtiğimiz ay, ‘Türkiye’nin Lahey Büyükelçiliği görevlisi ve aynı zaman da Hollanda Diyanet Vakfı Başkanı Yusuf Acar’ı geri çekti’, haberiyle gündeme gelmişti.
Geride bıraktığımız hafta sonu ise, Sosyal İşler Bakanı Lodewijk Asscher’ın, Hollanda Diyanet Vakfı (HDV) yöneticileriyle yaptığı görüşmeyle Diyanet Vakfının konumu ve çalışmaları tekrar gündeme getirildi. Görüşmenin sonucu Bakanlığın kendi websitesine koyduğu ve Hollanda Diyanet Vakfına çifte standard uygulayarak bir basın açıklamasıyla duyuldu. Böyle bir uygulama diğer dinlere ait kurumlara yapılmamaktadır. Açıklama  çeşitli yorum ve yeni tartışmaları da beraberinde getirdi…
Esasen, Bakanlık yetkilerini aşarak Hollanda Diyanet Vakfını bir çeşit sorguya çeker bir tutuma girdiğini gözler önüne serdi…. Diğer taraftan, devamlı aşırı ve radikal dincilerden korkuyla bahseden siyaset ve bakanlığın, Diyanet camileriyle ilgili en ufak bir olay olmazken  Hollanda Diyanet Vakfını devamlı hedef göstermesi de çok manidardır!!!!

Olaylara aklı selim yaklaşılmalı
Özellikle belirtilmeli ki, hiç kimse suçu bir yerlere atarak olayı çarpıtmamalıdır. Bu çok kolay bir sıyrılma biçimidir. Çeşitli adresler göstererek ve suçlayıcı bir dil kullanarak yapılan açıklama ve tartışmalar çözüm değildir. Durumu sadece zorlaştırır. Bu mesele, Hollanda’daki Müslümanlar’ın, öncelikle de Hollanda Diyanet Vakfı ve bağlı kuruluşlarının meselesidir. 150’ye yakın teşkilatı ve onların mensuplarının meselesidir. Yıllarca Diyanet teşkilatına emek vermiş, görev yapmış, gençliği buralarda geçmiş sayısız isim vardır. Elli yıllık bir göç tarihi ve otuz, kırk yıllık bir organizasyon kültürüne sahip bir topluluk, elbette bu sorunu da çözecektir, çünkü artık Hollandalı Türkler arasında Hollanda Diyanet Vakfını günün ihtiyaçlarına göre yönetebilecek yetişmiş kadrolar vardır!. Olaylara aklı selim ve soğukkanlı bir şekilde yaklaşmamız kaçınılmazdır.

Ancak, çözüm, sorunun bu noktaya nasıl geldiğini de bilmemizle başlar. Kanaatimce, olay çok boyutludur. Bunları, sorunun yoğunlaştığı Hollanda Diyanet Vakfı’nın yapısı ve işleyişi, Hollanda içindeki gelişmeler, hesaplar ve Türkiye–Avrupa Birliği ilişkilerinde yaşanan kırılgan süreç olarak genelleyebiliriz.

Diyanet araçsallaştırılmakta mıdır?
İsterseniz son şıktan başlayalım. Bir çok kişinin de kabul edeceği üzere, ne yazık ki
Türkiye– Avrupa Birliği ilişkileri, son yıllarda arzu edildiği şekilde gitmemektedir. Taraflar kendilerine göre haklı sebeplerle süreci neredeyse durdurmuşlardır. Karşılıklı açıklamalar adeta restleşme noktasındadır. İşte böyle bir süreçte, Avrupa’da Diyanet üzerinde yoğunlaşan bir tartışmanın başladığı dikkat çekmektedir. Adeta son aylardaki Türkiye–Avrupa ilişkilerinin gerginleşmesinin bir sonucu olarak, Diyanet günah keçisi seçilmiştir.
Diyanet, bir takım hesapların içine çekilerek araçsallaştırılmaktadır. Burada Hollandalı Türklerin sadece dini değil sosyal ve kültürel ihtiyaçları konularında da destekleyici çalışmalar yapması tüzük emri olan HDV kasıtlı olarak Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Devleti hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan ile karıştırılmaktadır!

Hollanda iç siyasetinde gelişmeler
Diyanetin hedef tahtasına oturtulmasında rol oynayan Hollanda içindeki gelişmeler ise şöyle sıralanabilir:
Geçtiğimiz yıl yapılan Türkiye seçimlerinde, vatandaşımıza hizmet ve kolaylık anlayışıyla, seçim noktalarına kaldırılan otobüs meselesinde, Diyanet gündeme gelmiştir. Diğer taraftan 15 Temmuz kanlı ve kahpe darbesinden sonra, FETÖ’cüler başta olmak üzere, Hollanda medyası Diyanet imamlarını ve camilerini ‘Türkiye’nin uzun eli’ olarak lanse etmişlerdir. İmamlar ‘ajan’ olarak nitelendirilmiş ve Diyanet teşkilatı yıpratılmıştır.
Bu bölümde, bir de 15 Martta yapılacak milletvekili seçimleri ve bazı parti ve liderlerin Türkler’in oylarını hesap etmeleri de düşünülmelidir.

Teşkilatta hantal yapı
Önemli sorunlardan biri ise, Hollanda Diyanet Vakfı’nın yapılanmasındadır. Kurulduğu 1982 yılından beri şartlar çok değişmiş olmasına rağmen HDV nin yönetim şekli ve organizasyonu hemen hemen aynı kalmıştır. Hantal bir yapı görünümü hakimdir. Konuyu geçenlerde kısaca, ‘Hem Hollanda hem de Müslümanlar Kaybetti’ başlıklı yorumumda anlatmıştım. Tekrarlamak gerekirse; Hollanda Diyanet Vakfı İcra Kurulu başkanlığına otomatik olarak daima Lahey Büyükelçiliği Din İşleri Müşaviri atanır. Atanan kişi hem diplomat hem de Diyanet görevlilerinin amiridir. Bu kişinin başkanlık ettiği HDV ise Hollanda Türk toplumuna yönelik çalışmalar yapar. Maddi ve manevi destekler konusunda karar verir. Bu çalışma şekli ve Diyanet teşkilatını bilmeme ve bir türlü anlamak istememe, zaman zaman Hollandalılarla Türk toplumu arasında bir sorun olarak algılanmaktadır.
Diğer taraftan, maalesef, Din Hizmetleri Müşaviri olarak Hollanda’ya tayin edilen bazı arkadaşların da bu hassas dengeyi anlamamaları, sivil nitelikli HDV başkanlığı ve Din Hizmetleri Müşavirliği görevlerini defalarca birbirine karıştırmıştır. Bu da elbette Diyanet teşkilatından haz almayanların ekmeğine yağ sürmüştür.
Hollanda Diyanet Vakfı’ndaki yapısal sorunlarla ilgili yıllardır eleştiriler yapılmaktadır. Ancak bunların pek de ciddiye alındığına şahit olmadık. Bu durum, ‘gelen gideni aratır’ mantığıyla hep devam ede geldi. Hollanda Diyanet Vakfı, biran önce kendine çeki düzen vermeli ve çok özenle yeniden yapılanmalıdır. Yapılanmada organizasyon kültürünün ileri derecede geliştiği ve uluslararası tecrübeye sahip bir ülke olan Hollanda’dadan istifade etmenin de bir yolu bulunmalıdır.

Evet, Soysal İşler Bakanı Lodewijk Asscher’in, Hollanda kamuoyuyla paylaştığı konular ve notlar, Hollanda Diyanet Vakfı için bir fırsat haline dönüştürülmelidir. Eleştirileri muğlak niyet okumalarla geçiştirmekle bir yere varmak mümkün değildir. Kurumun sağlıklı işlemesine yönelik her türlü yapıcı eleştiri ciddiye alınmalıdır.  Öyle bir teşkilat yapısı ortaya konulmalı ki, gelecek asırlarda da Hollanda Diyanet Vakfı, insanımıza hizmet etmeye devam edebilsin.




One thought on “Neden Hollanda Diyanet Vakfı?

  1. Alper

    Yazıda güzel konulara deyinilmiş. Hdv nin hantal yapısı bir an önce deyiştirilmelidir. Birde şu konunun araştırılıp düzene sokulması gereklidirki buda hollandadaki camilerin gerçek sahiplerinin yani halkın hakkının yenilmesinin önüne geçilmelidir. Hollandada kurumlarda lojman sistemi yoktur. Herkes kendi kirasını öder, şirketler, yol parası veya bazı giderlerini öderler. Hollanda diyanet vakfına tüm iyi niyetlerle alınarak tapusunun devredildiği lojmanları imamların kullanması ve camiye hiç bir kira ödemeyerek eşyaların kullanım eskitme payını ve hatta binanın oturan tarafından ödenmesi gereken giderleri bile ödemeyerek cami cemaatlerine ödetilmesi büyük bir haksızlıktır. Buna kısaca ben şöyle diyorum; hdv halkın parası ile alınmış evleri imamlara peşleş çekiyor. Herkes 600-700€ aylık kira öderken imamların 100-150€ kira ödemesi haksızlıktır. Bunun önüne derhal geçilmelidir.

    Reply

Leave a Reply to Alper Cancel reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!