Amsterdam Tartışmalarının 26.’sı sorguladı: Medya kaçıncı kuvvet?

Cengiz Özdemir: “Günümüzde medya, yasama, yürütme ve yargı erklerine ek olarak dördüncü kuvvet olarak da tanımlanır” dedi. Kuvvetler ayrılığının temel değer olarak kabul edildiği sistem işleyişlerinde medyanın da bu değerden payını alarak dördüncü güç olması kabul edilen genel bir tez.

Amsterdam Tartışmalarının 26.’sında “Dördüncü Kuvvet Medya” tartışıldı. Türk Medya İcra Heyeti Başkanı Cengiz Özdemir’in misafir konuşmacı olarak katıldığı toplantıya ilgi, özellikle medya mensupları olmak üzere oldukça yoğundu. AK Parti İstanbul Milletvekili Oktay Saral da tartışmaya katılanlar arasındaydı.
Cengiz Özdemir, tartışmaya temel oluşturması gereken kavramın demokrasi olması gerektiğini vurguyarak başladığı konuşmasında, tüm toplumsal sistemlerin omurgalarını oluşturan kurumsal yapıları, o toplumu oluşturan beşeri mirasın ortalamasının üzerinde ve idealize edilen fikirler üzerinde kurmaya çalıştıklarını, bilim, kültür, sanat, düşünce akımları ve hatta inanç sistemleri bu idealin aranma sürecini hem doğrudan etkilediğini hem de bu süreçlerin sonuçlarından doğrudan etkilendiğini belirtti.
Özdemir,  Açık fikir ve hür tartışmanın hakim olduğu toplumlarda üzerinde en çok konuşulan konulardan birisinin de kitle iletişiminin en güçlü ögesi olan medya olduğunu kaydetti.

Günümüzde medya, yasama, yürütme ve yargı erklerine ek olarak dördüncü kuvvet olarak da tanımlanır

 

Kuvvetler ayrılığının temel değer olarak kabul edildiği sistem işleyişlerinde medyanın da bu değerden payını alarak yine denetleme ve dengeleme prensibi içinde dördüncü güç olmasının kabul edildiğini belirten Özdemir, “Devlet – toplum ilişkisinin hangi dengeler üzerine oturacağı demokrasinin niteliğine ilişkin bütün tartışmaların ana eksenini oluşturur” dedi.
Gazete, televizyon gibi geleneksel iletişim mecralarının yanı sıra, artık internetin sağladığı yeni imkanlar sayesinde gelecekte hangi yöne evrileceği şimdiden tam olarak kestirilemeyen yeni iletişim mecraları doğmuş durumdadır diyen Özdemir, “Toplumsal iletişimin otorite tarafından denetlenebilirliğinin neredeyse imkansız hale geldiği günümüzde, çok seslilik bir ideal ya da temenni olmaktan çıkmış ve hayatın kabul edilmesi zorunlu bir gerçeği haline gelmiştir” dedi.
Medyanın kimi toplumsal sistemlerde, etkisini güçler dengesi içinde devletin yasama, yürütme ve yargı organlarının da üzerinde bir hale gelebildiğini belirten Özdemir, “Siyasal sistemlerin, iktidar yapılarının ve toplumsal yapıların değişim süreçlerinde medya aracılığıyla oluşturulan algının son derece belirleyici bir etkisi olabilmektedir, hatta yer yer, dönem dönem medyanın da hiç masum olmayan yönlendirmeler yaptığına şahit oluruz” ifadelerini kullandı. Herhangi bir gün, herhangi birimizin medya mağduru olmasının önüne geçebilmek için, ucu kendimize dokunmadan medya etiğine her olayda sahip çıkmak gerekir diyen Özdemir, doğru tavır koymak, yayınlayan kadar yararlananın da üzerine vazife olduğunu söyledi.
Cengiz Özdemir’in konuşmasını takiben yapılan tartışmada medya ile ilgili zihinleri meşgul eden bir çok soruya cevap arandı.
Medyanın Türkiye’de çoğu zaman birinci kuvvet olma hevesinde olduğu, hatta holdinglerin bir tür baskı aracı olduğu şeklindeki değerlendirmeye kısmen katıldığını belirten Özdemir, medyanın uzun zamanlar bir tür baskı unsuru olarak kullanıldığını, hatta atılan başlıklarla hem siyasete, hem de yargıya talimatlar verildiğini hepimiz biliyoruz. Ancak günümüzde bunun artık mümkün olmadığını belirtti.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *