VEFA GÖSTER, KIYMET BİL: TEŞEKKÜRLER BİRİNCİ NESİL

 

Ibrahim-Karaman-web

 

 

Değerli Okurlar,

Bu sayımızın manşetini belki de haklarını hiç bir zaman ödeyemeyeceğimiz 1. nesil büyüklerimize ayırdık. “Vefa göster, kıymet bil, Teşekkürler birinci nesil” sloganıyla onları bir daha hayırla yadetmek istiyoruz. 2014 yılında Türklerin Hollanda’ya gelişlerinin 50. Yılı’nı kutlayacağız. 19 Ağustos 1964’te imzalanan ilk resmi anlaşmayla Türk işçileri Hollanda’ya geldiler. Gelenlerin çoğu Anadolu’nun farklı şehirlerinden, kısa bir süre para kazanıp o birikimleriyle Türkiye’ye dönmek niyetindeydiler. Ancak yıllardır söylenegeldiği gibi evdeki hesap çarşıya uymadı ve “birkaç yıllığına ekmek parası, geçim kaygısı” için Hollanda’ya gelen ilk kuşak insanımızın çoğu, ilerleyen yıllarda kendinden sonraki nesilleri de kapsayacak biçimde Hollanda’da yerleşik hayata geçtiler.

 

Bendeniz işçi göçü başladıktan 24 yıl sonra 1988 yılında Hollanda’ya yerleştim. Annem ve babam Hollanda’da olduğu halde, orta ve lise öğrenimimi Türkiye’de tamamladım, liseden sonra kazandığım ODTÜ’de 1 yıl okudum. Sonrasında farklı aşamalarda, benden önce ve benden sonra gelen kardeşlerimin de ikamet ettiği Venlo’ya yerleşerek 1 sene Hollandaca dil kursları izledim. Nijmegen Radboud Üniversitesi’nde, adı ‘informatica’ olan, Bilgisayar Mühen-disliği’nde master yaparak tahsilimi tamamladım. Bu açıdan bakıldığında zannediyorum ben ikinci nesil Türk insanına tekabül ediyorum. Birinci nesil insanlarımızla en çok karsılaşmamız ve kaynaşmamız, Venlo-Nijmegen ekseninde oldu. Gerek cami ve dernek ortamlarında, gerekse sosyal tüm katmanlarda birinci nesil insanımızın güzel yönlerini tanıdım. 5’i oğlan 1’i kız, 6 kardeş olmamız münasebetiyle ve etrafında saygı gören ve sevilen bir aileden geldiğimiz için insanlarımızla düzeyli irtibatlarımız oldu. Annem deyim yerindeyse bizleri okutmak için saçını süpürge yaptı, biz Türkiye’deyken babamız harçlıklarımızı asla eksik etmedi ve okumamız için tüm imkanları sağladılar. Tahsilin değerini bilen bir aileden geldiğimiz için tüm kardeşler bu imkanları değerlendirdik, yüksekokul ya da üniversiteye yöneldik. Bütün bu imkanları bize, en zor şartlarda çalışmak zorunda kalan ve kendi hayatlarından çok büyük fedakarlıklar yapan büyüklerimiz ve birinci nesil sundu. Bu örneklerin binlerce farklı varyasyonunu bulmak mümkün.

 

 

Birinci nesli yaşayan insanlar en unutulmaz anıların ‘izin‘ dediğimiz Türkiye tatili yolunda olduğunu bilirler. Çoğu kırsal kesimden gelen ve tahsil görmemiş birinci kuşak insanımız elinden geldiğince çocuklarını okutmayı seçti. Camiler, cemiyetler ve ‘koffiehuis’ denen kahvehaneler bu ilk neslin buluşma merkezindeki ekseni oluşturdular. En sıcak ortamlar buralardaki sohbetlerde olurdu. İç sayfalarımızda bu ortamlardan birkaç örnek sunmaya çalıştık.

 

Bugünlerde ortaya çıkan ‘sözde bir araştırmayı’ en çok onlar yalanlarcasına en sosyal aktivitelerin içinde o büyüklerimiz vardı. Camide, cemiyette sürekli bir birliktelik, akşamları komşu, arkadaş ve tanıdık ziyaretleri, haftalık çarşı pazar buluşmaları, bayramlarda muazzam bir birliktelik, aylarca süren izin öncesi ve sonrası muhabbetler vs. O yıllarda cemaatleşme bu kadar öne çıkmamıştı ve keskin fikir ayrılıkları bugünkü kadar göze batmazdı.

 

Bir iş bulma ve sırf çalışma maksadıyla göç eden ve gelecek nesiller için sayısız fedaklarlıklarda bulunan bu güzel insanlarımızın arşivine göz atmak istedik. Bilhassa Hollanda televizyonları ve gazeteleri tarafından kayıt altına alınan binlerce resim karesi ve görüntüler bulduk internette. Türk örgütleri arşivleme konusunda sınıfı geçemediler maalesef. Hollanda kaynaklı arşivlerin çoğu halka ve araştırmalara açık. Nerelerden nerelere geldiğimizi görme bakımından bu arşivleri birkaç saat, belki de birkaç gün incelesek iyi olur. Bu sahada araştırma yapmak isteyenler için bile birkaç hafta, birkaç ay uğraşılacak kadar malzeme çok.

Etrafımızda yaşayan tarih olarak varolan o kadar çok değer var ki, çok fazla vakit geçirmeden bunları nasıl ileriki nesillere aktarabiliriz diye şimdiden düşünmemiz gerekiyor.

Belki o değerli insanların bizler gibi büyük imkanları yoktu; ama onlar ellerinden gelenin en iyisini yapıp gelecek nesilleri kendilerinden daha iyi bir konuma getirmeye çalıştılar…Bunda da başarılı oldular.. Bize düşen de bizden sonra gelenlere daha iyi bir gelecek hazırlayabilmektir..

 

 

İşadamlarımıza, STK’lı toplum insanlarımıza 5 tavsiye.

 

KİMSENİN HABERİ OLMAYAN BAŞARI, BAŞARI SAYILMAZ. Bir başarının insanlar nezdinde başarı olarak algılanabilmesi için başkalarının bundan haberdar olması gerekir. Burada öne çıkan en önemli aktivitelerden birisi pazarlamadır. Pazarlama salt bir mal satışı ya da hizmet satışı demek değildir. Pazarlama tanıtmadır, anlatmadır, bilgilendirmedir. Ve nihayetinde pazarlama yapmış olduğun ürünü ya da hizmeti beğendirmedir.

 

HERŞEYİN BİR ŞEYİNİ, BİRŞEYİN HERŞEYİNİ BİLECEKSİN. Rahmetli Sakıp Sabancı’ya ait olan bu söz iş dünyasında büyük yankı bulmuştur. Herşeye vakit ayırabilmek için vaktini planlamayı bilir işadamı ya da STK’lar için hizmet üreten toplum insanı. Vaktini iyi kullanan herşeye zaman bulur. Herşeye zaman bulamayan az yönlü ve tek yanlı kalır. Başarıya giden yol da erken biter. Zamanı planlamanın en iyi yolu not tutmak, günü planlamak ve sistematik bir çalışma ortamından geçer. “İşten başımı kaşımaya vaktim yok”, tatil yapmaya vaktim yok. Kitap okumayı bırak gazete bile okuyamıyorum” diyen insanlardan başarıyı yakalayan görülmemiştir.

 

HER BAŞARI ÖYKÜSÜ BİR ÇEKİRDEK KADRONUN ESERİDİR. Başarıda takım ruhunun korunması ve çekirdek kadronun korunması gerekir. Çekirdek kadronun sağlam kalması için de yeni adamlar yetiştirmek gerekir. Hepimiz faniyiz ve bir gün bulunduğumuz pozisyonları ve görevleri bırakmak zorunda kalacağız. Ama yapılan faydalı ve iyi işlerin devam etmesi gerekir. Bunları da ancak yetiştirdiğiniz insanlar üstlenebilir.

 

ADINI TEMİZ TUTMAYA ÖZEN GÖSTER, GÜVENİLİR OL. İsmini ve işini temiz tutmak belli değer yargılarını korumakla mümkün olur. İşbirliği yapacağın insanları, birlikte çalışacağın kişileri, ortak proje gerçekleştireceğin insanları seçerken dikkatli ol. Çıkar uğruna, ucuz menfaatler uğruna, belli kolaylıklardan veya imkanlardan yararlanmak hesabıyla, uygunsuz kişi ve gruplarla iliksi kurma.

 

DÜNYADA EN BOL ŞEY PARA, ÖNEMLİ OLAN FİKİR VE PROJE ÜRETMEK. Parasızlık başarısızlığın özrü olamaz. Kendini ispatlamış, belli yere gelmiş marka sahibi mesela, işinsanların önündeki engel parasızlık ya da imkansızlık değil, akıl gücü ya da üretkenliktir. Projelendirmek ve yeni fikirler ve yeni alanlar üretmek gelecekteki işadamları profilindeki en önemli öğelerdir.