1. Cihan Harbi ve yüzyılın iftirası

Tarihi hafızamızdan kolay kolay silinmeyecek gibi görünen 1. Cihan harbinin yüzüncü yılını idrak etmekteyiz. 1789-1799 Fransa’da ‘Monarşi’ rejminin yıkılıp, yerine ‘Cumhuriyet’ rejmininin kurulması olarak bildiğimiz Fransız ihtilali, tüm dünyada Milliyetçilik akımlarının gelişmesine öncülük etmiştir. Fransız ihtilaliyle başlayan aydınlanma ve etnik kökene dayalı ulus devleti oluşturma şuuru, Britanya krallığı hariç, bir çok hanedanlık devletlerinin yıkılışını hızlandırmıştır. Bu münasebetle Osmanlı İmparatorluğu içerisinde batılı devletlerin kışkırtmasıyla başlayan bağımsızlık hareketleri 1821-1829 Mora isyanıyla Yunanistan’a bağımsızlığını kazandırmıştır.
Yunanistan’ın ardından 1913’e kadar sürecek olan balkan savaşları Osmanlı İmparatorluğu içerisinden Bulgaristan, Karadağ, Arnavutluk, Sırbistan, Romanya’nın da aralarında bulunduğu bu günkü Balkan Devletleri’ni doğurmuştur.

Yunanista’nın bağımszlığını kazanmasıyla başlayan, I. ve II. Balkan savaşlarında güç ve oteritesi zayıflayan Osmanlı’nın durumunu fırsat bilen diğer unsurlar da bağımsızlık mücadelesine girişmişlerdir. İmparatorluğun batısında ulus devletler oluşturulurken doğu cephesinde de suların durgun aktığını söylemek mümkün değildir. 93 Harbi diye bildiğimiz 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nı avantaja çevirmek isteyen Milleti Sadıka olarak tabir edilen Ermeni azınlık düşmanla işbirliği yapmıştır. Ruslar ortodoks dindaşlarının desteğini alarak sıcak denizlere inme stratejisiyle birlikte, kafkaslardan başlayan ve Akdeniz havzasına uzanan uydu bir devlet oluşturma planları çerçevesinde Osmanlı Ermenileri’ni kullanmıştır. Cihan harbi sürecinde Osmanlı topraklarında Hıristiyan misyonerler Rum, Ermeni ve Süryanilere yönelik faaliyetlerini canlı tutarak imparatorluğun parçalanmasına yönelik faaliyetlerine hız vermişlerdir.

Ermeniler, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Rusya’dan, işgal ettiği Doğu Anadolu topraklarından çekilmemesini ve bölgeye özerklik verilmesini talep etmişlerdir. Ermenilerin bu talebi, Rusya tarafından kısmen kabul edilmiş olsada Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından imzalanan Yeşilköy, eski adıyla “Ayastefanos” anlaşması ve daha sonraki Berlin Anlaşması’yla Ermeni sorunu uluslar arası boyut kazanır olmuştur. Böylece, Osmanlı Devleti’ni bölmek isteyen yabancı güçler, Türk-Ermeni ilişkilerine müdahale etmeye başlamışlardır.

İngiltere ve Rusya tarafından tarih sahnesine sunulan Ermeni sorunu, aslında emperyalist batının Osmanlı Devleti’ni yıkma ve paylaşma politikasının bir uzantısıdır. Sözde Ermeni soykırımı iddiaları ve yalanları da işte bu politikanın propaganda ürünüdür!..

24 Nisan tarihi iddia edildiği gibi, olmayan soykırımı ve tehcir kararının alındığı tarih değildir. 24 Nisan 1915 tarihi başta İstanbul ve yurt genelinde faaliyet gösteren Ermeni komitelerinin kapatılıp yönetici asilerin tutuklandığı tarihtir. Tehcir (yer değiştirme) Alman Genarali Bronsart von Schellendorf’un ısrarlı telkinleriyle 27 Mayıs 1915’te çıkartılan bir kanunla alınmış bir karardır. Ermeniler Dünya kamuoyuna soykırımı propogandalarını terör yöntemiyle duyurmayı amaçladıkları için, İstanbul’da teröristlerin tutuklandığı tarihi bilerek soykırım tarihi olarak ilan etmişlerdir. Kaldı ki tutuklananlara Birleşmiş Milletlerin tarif ettiği soykırımı tarifene giren hiç bir uygulama sözkonusu degildir. Halbuki Milletler Cemiyeti’nin 12.09.1948 tarihli soykırım sözleşmesi: 13. maddesi gereğince 12.01.1951 tarihinde yürürlüğe girmiş ve ancak 1951 tarihinden sonraki olaylara uygulanabilmektedir. Ermenilerin soykırım iftiraları içerik olarak, ne Birleşmiş Milletler, ne de Avrupa İnsan Hakları İhlalleri Sözleşmesi tarifine uyan fiziki bir durum olmadığı için, hukuki zeminin dışında parlementolardan çıkarttırdıkları siyasi kararlarla soykırım yalanlarını kabul ettirmeye çalışmaktalar.

Tarihi bir olayı siyasallaştırarak tarafsız ve objektif olma ilkeleriden uzak, soykırım gibi bir insanlık suçunu parlemento kararlarıyla kabul ettireceklerini sananlar, gün gelecek tarihi gerçeklerle yüzleşerek, hatalarının farkına varacak, Ermeni iftiralarına alet oldukları için insanlıklarından utanacaklar.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *