Batı Dünyasında “Dine Dönüş” Emareleri ve Ezan

Hollanda, Almanya, İsviçre ve İspanya’nın Granada bölgesinde açıktan EZAN okutulmasının amacını ve Batı dünyasının teolejik anlayışını irdelemek istiyorum. 

Batı kültürünü oluşturan unsurların başında Hıristiyanlık gelir. Diğer iki mühim unsur ise kadim Roma ve Yunan kültürleridir. Aydınlanma döneminden sonra yapılan reform hareketleri, Batı medeniyetinde modern düşünce krizlerini doğurmuştur. Modernitenin doğurduğu fikir hareketleri (kapitalizm, sosyalizm, komünizm, liberalizm ve diğer fikrî hareketler) hayatın her alanında maddî referansları aradığı için ruhî bir boşluk ve çöküntüye sebep olmuştur.

Yazar Henry C. Link der ki, modern çağın Batı dünyası sürekli Hıristiyanlığa dönme özlemi içerisinde bir hayat sürdürmüştür. Bende derim ki, şimdi salgın bir pandemiyi bahane ederek icra edilen dini ayin ve pratikler Hıristiyanlığa ve dolayısıyla “dine dönüş”e olan özlemi dile getirmek içindir.

20. Yüzyılın ikinci yarısından, Cihan harbinden sonra refah seviyesi yükselen Batı, hayatın her alanında maddi referansları aramaktan doğan manevi ve ruhi çöküşten yeteri kadar nasibini almıştır aslında. AB’nin çok dilli, çok kültürlü ve çok kimlikli (Avrupalılık) yapısını sorgularken “Kültürümüzün İslamlaşmasına karşı işbirliği” sloganı altında yapılan çalışmalarda dine dönüşün temelleri ve altyapısı hakkında pek çok çalışma yapıldı Batı da. Dine dönüşün psikolojik nedenleri hakkında bilgi sahibi olunduğu gibi, bir anlamda manevi buhranın evrensel bir sorun olduğunun da farkına varıldı yapılan bu çalışmalarla. O münasebetledir ki referanduma giderek minare yapılmasını yasaklayan İsviçre’nin sadece pandemik bir salgın mazeretiyle Ezan okunmasına müsade ettiğini sanmak yanlış ve yalın bir değerlendirme olur. Batı dine dönmekten değil, kitleler halinde İslamlaşmaktan korktuğu için İslama fobik propogandayı zaman, zaman körüklemiştir. Bu manada sosyal izalasyon bitip, normal süreç başladığında Batı için iki ana sorun var, birisi “dine dönüş” ikincisi de İslamlaşma sorunu olacak.

Ben Batı dünyasında pandemik bir salgın korkusu üzerinden başlatılan dini tören ve ayinlerle Tanrıya yönelmesini, seni hatırladık, bizi helâk etme yakarması ve yeniden inşa etmeye başladıkları manevi yolun pratiğe yansıması olarak görüyorum. Son söz olarak’ta, modernitenin icat ettiği modern hurafeler ve mitolojik unsurların (astroloji ve falcılık vs) manevi buhran ve maddi tatminsizliği gideremediğine işaret ederken, “dine dönüşün” sosyolojik bir gerçeklik olduğuna dikkat çekmek istiyorum.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!