Ermeni Meselesini Doğuran Tarihi Sürec …(5)

Yeni Türkiye Cumhuriyeti  ve Ermeni İlişkileri:


Birinci Dünya Savaşı’nda Türk Ordusu’na karşı, galip devletler yanında savaşan Ermeniler, Paris’te toplanan konferansta doğuda Kafkasya’dan Akdeniz’e kadar uzanan ve Anadolu’nun hemen hemen yarısını içine alan “Büyük Ermenistan” kurma hayallerini savundular. Birinci Dünya Harbi sonlarında Erivan bölgesinde kurmuş oldukları Ermenistan devleti sınırları içinde ve dışında kalan, özellikle Erivan, Kars ve Nahçıvan bölgelerindeki Türkleri kitle halinde yok etmeye ya da başka yerlere göçe zorladılar. Ermenilerin Türkleri katletmesi olayları, Türk Ordusunun Mondros Mütarekesi hükümlerine göre bölgeden çekilmesi üzerine daha da yoğunlaştı.
9 Nisan 1918’de İngiltere, Türkiye’nin Ruslarla bağlantı kurmasını engellemek için Dünya Savaşı sonlarına doğru Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’dan oluşan bir Kafkas Bloku Maveray-ı, Kafkas Cumhuriyeti  Devletini  kurdurmuştur fakat Gürcistan istiklalini ilan edip, Almanların himayesine girince bu Cumhuriyet dağıldı ve üç bağımsız devlete bölündü.
Mondros Mütarekesi’nden sonra Kars’a gelen İngiliz birlikleri 29 Nisan 1919’da Kars’a girerek, idareyi Ermenilere devrettiler. Böylece Ermeniler, İngilizlerin yardımıyla Türk topraklarına girmiş olup, Güneybatı Kafkas ile Nahçıvan Şura Hükümetleri’nin bölgelerini  işgal ettiler. İngilizlerden yeteri kadar askeri yardım alan Ermeniler, Batı Anadolu’da Yunanlıların Milen Hattından ikinci işgal harekatına başladıkları gün 22 Haziran 1920’de Ermeniler de doğudan batıya Oltu Bardız’a doğru taarruza başladılarsa da başarılı olamayıp bozguna uğradılar.
3 Mayıs 1920’de Sovyet Kızıl Ordusu’nun Gürcistan üzerine yürümesi karşısında Batum’da bulunan İngilizler, Gürcüleri Bolşeviklere karşı direnmeye teşvik maksadıyla 7 Mayıs 1920’de Artvin’deki kuvvetlerini çekerek Artvin ve Batumu Gürcülere teslim ettiler. Birinci Dünya Savaşı sonlarına doğru Türk ordusuna bir çok kez yenilerek parçalanmış olan Ermeni kuvvetleri, İngilizlerin desteği ile yeniden düzenlenmekteydi. Kazım Karabekir Paşa komutasında ki Doğu Cephesi Komutanlığı birlikleri, TBMM’den aldığı yetkiyle 28 Eylül 1920’den itibaren Sarıkamış-Kars-Gümrü (Leninakan) doğrultusunda taarruza başlar ve 29 Eylül’ de Sarıkamış, 30 Ekim’de de Kars geri alınır. İleri harekatını sürdüren Türk kuvvetleri, 7 Kasım 1920’de Gümrü’deki son Ermeni direnişini  kırarak, doğuda zaferler kazanır. Mustafa Kemal, Doğu vilayetlerinden bir karış toprağın bile Ermenistan’a bırakılmasının mümkün olmayacağı, bir tek Ermeni askerinin sınırımızın bu tarafına geçmesi halinde ateşle karşılık göreceğine dair bir açıklama yapar. Açıklama özetle: Osmanlı tebaasından olan Ermeni unsurları, gördükleri teşvik ve yardımın neticesiyle de, milli namusumuzu yaralayacak taşkınlıklardan başlayarak, nihayet hazin ve kanlı safhalara girinceye kadar küstahane tecavüzlere koyuldular.

 

 

Bir istila fikri besleyen Ermeniler, Nahcivan’dan Oltu’ya kadar bütün İslam ahaliye baskı ve bazı mahallerde katliam ve yağma yapıyorlar. Sınırlarımıza kadar İslamları mahva mahkum ve göçe mecbur ederek Doğu Vilayetlerimiz hakkındaki emellerine doğru emniyetle yaklaşmak ve bir taraftan da 400 bin olduğunu iddia ettikleri Osmanlı Ermenisini bir dayanak olmak üzere memleketimize sürmek istiyorlar. Memleketimizde külliyetli yabancı parası ve birçok propagandalar cereyan ediyor. Bundaki gaye, pek aşikardır ki, milli hareketi neticesiz bırakmak, Yunan, Ermeni emellerini ve vatanın bazı mühim kısımlarını işgal gayelerini kolaylaştırmaktır. Bu milletin, esarete, kölelik payesine indirilmesi ve nihayet bu devletin tarih sayfasını kapatarak ebediyet mezarına defnetmek gibi, insaniyet ve medeniyetle ve hele milliyet  esaslarıyla bağdaşmayan bütün emeller bertaraf edilerek tatbikat imkanı  bulamayacaktır.

 

( 23 Temmuz 1919 ) Mustafa Kemal
Yine Mustafa Kemalin Gümrü’de başlayan barış görüşmelerine çektiği telgrafta ise; iki ulus için karşılıklı güvenlik ilkesine dayalı bir barış ve bolluk dönemi getirecek bir sonuca ulaşması bizce de pek uygun ve gerekli olduğuna kuşku duyulmayacağı umudu ile Ermenistan’ı artık zararlı dış etkilerden korumaya yönelik yurtseverce çalışmalarınızda kesin başarılar dilerim.

( 29 Kasım 1920 ) Mustafa Kemal

TBMM’ Hükümeti kuvvetlerinin Doğu Cephesinde askeri alanda Ermenilere karşı elde etmiş olduğu zafer üzerine, 28 Kasım 1920’de Gümrü’de toplanmış bulunan Türk ve Ermeni delegeleri arasında 2/3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması imzalandı. Bu Antlaşma gereğince doğuda tespit edilen sınır sonradan Moskova ve Kars Antlaşmaları ile de kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti’nin doğu sınırdır. Bu antlaşmayla Ermeni işgali altında olan Kars, Iğdır ve Tuzluca İlçelerini de, Türkiye’ye  bırakan ve  bu günkü  sınırlarımızdır.
Gümrü Antlaşması’nın 18. Maddesi’ne göre, bu antlaşma iki tarafın hükümetlerince onaylanacak ve suretleri Ankara’da, teati edilecekti. Fakat Antlaşma’nın imzasından bir gün sonra  Ermeni Taşnak Hükümeti, Kızıl ordu tarafından ortadan kaldırılmış ve Ermenistan işgal edilmiştir. Bu nedenle Gümrü Antlaşmasının 18. Maddesi onaylanamamıştır. Ermeniler Gümrü Antlaşmasının anılan maddesini onaylanmadığı için geçersiz kabul eder ve toprak talebinde bulunurlar. Halbuki daha sonra Gümrü Antlaşmasının yerine, önce 16 Mart 1921’de Moskova Antlaşması, ardından da 13 Ekim 1921’de Türkiye – Sovyet Rusya ve Ermenistan arasında Kars Antlaşması imzalanarak yürürlüğe girmiştir. Kars Antlaşması hükümleri Moskova Antlaşması hükümlerinin aynısıdır.

Altıncı bölümde: Atatürk’ün 17 Ocak 1921 Ünited Telgraph Muhabirine Konuyla İlgili Verdiği Demeç ve T.C. Kuruluşundan Günümüze Ermenilerce Yürütülen Siyasi Çalışmalar işlenecek.

 




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *