“Gurbetçİ ve göçmen psİkozundan kurtulmalıyız!”

Doç. Dr. Özcan Hıdır Türklerin Hollanda’daki serüvenine dair önemli açıklamalarda bulundu. Açıklamalarda, Hollanda’da yaşayan Türklerin günlük yaşayışları ve meşguliyetlerinden, gündemi nasıl ve nereden takip ettiklerine ve her iki ülkedeki siyaseti nasıl gereğiyle takip edip etmediklerine kadar ilginç ayrıntılar var.

 

Türkiye’deki olaylar Hollanda’daki Türklerin gündemini ne kadar meşgul ediyor?

 

Bir oran vermek güç, ama maalesef çok meşgul ediyor. Bu da sorun alanlarından biri, aslında. Çünkü bu durum, Hollanda’ya yönelik reel ve ideal anlamdaki projeksiyonlarımıza sekte vurucu bir durum. Bunu söylerken kök ülkedeki gelişmelerden tamamen sıyrılma, hiç bir surette takip etmemeyi asla kastetmiyorum. Mutlaka Türkiye’deki gelişmelerden haberdar olacağız, olmalıyız da. Zaten iletişimin alabildiğine hızlandığı globalleşen dünyada aksi mümkün de değildir. Ben burada esasen içerisinde yaşadığımız Hollanda’daki insanımızın geleceğini yakından ilgilendiren gelişmelere yönelik ihmal ve ilgisizliğe vurgu yapmak istiyorum.

Özellikle son dönemlerde sizin de yakinen bildiğiniz Türklere-Müslümanlara yönelik pek çok tartışma var Hollanda’da. Ne var ki bu tartışmalar çoğu zaman bizim dışımızda şekilleniyor. Tabiatıyla, az da olsa, bu yönde alert olan, dikkat çekici, sonuç alıcı faaliyetler yapan şahıs ve kurumlarımızın varlığına da işaret etmemiz icap eder. Esasen bu olgu, teorik ve ampirik araştırmalara da konu olması gereken bir husustur.

 

Hollanda’da, Türkiye’den bağımsız düşünebileceğimiz vizyonlarımız, gündemimiz ve konu başlıklarımız olacak mı?

 

Olmalı. Türkiye bizler için anavatan. Yüreğimizin en mutena yerinde olmalı. Türkiye’den tamamen bağımsız hareket etmek de gerekmiyor, bu mümkün de değil, kanaatimce. Bununla birlikte Türkiye ile yatıp Türkiye ile kalkmak bizi bu toplumda gelecek adına sıkıntıya da sokuyor. Pek çoğumuz geleceğimizi ve çocuklarımızın geleceğini Hollanda’da kuruyoruz, kuracağız. Bu itibarla Hollanda’daki durumumuzun, tabir yerinde ise SWOT (Güçlü yönler, Zayıf yönler, Fırsatlar, Tehditler) analizini yapıp ileriye dönük vizyonlar ortaya koymalıyız. Zira Hollanda’daki Türk toplumu kendi ayakları üzerine durmasını öğrenmedikçe, buraya özgü gündem ve vizyonlara sahip olmadıkça nesillerimiz adına kalıcı işlere imza atamaz gerçek anlamda bir diaspora toplumu olamaz.

 

Bu ise kanaatimce göçmenlik tavrı ile değil de bir anlamda, yarın dönme niyetimiz dahi olsa, bugünde ‘muhacir’ler gibi hareket etmeyi öğrenmeliyiz. Tıpkı Hz. Peygamber’in ve muhacir sahabilerin Medine’ye hicretlerinden sonra Medine’yi oluşturdukları, medeniyet inşa ettikleri gibi, ‘modern muhacirler olmalı, içerisinde yaşadığımız ortama kendi insanî değerlerimizi katmalı, katkı sağlamaya çalışmalıyız. Zira tarihteki büyük medeniyetlerin göç ve hicretlerle paralel giden bir yönleri hep olmuştur. Bizim Avrupa’ya göçümüzün niteliği biraz farklı olsa da, içerisinde bu yönü de barındırmaktadır. Ayrıca, Türkiye gündemini takip etmenin bize artıları da var.

 

Doç. Dr. Özcan Hıdır Türklerin Hollanda’daki serüvenine dair önemli açıklamalarda bulundu. Röportajın geniş halini Mart sayımızda okuyabilirsiniz.

Doç. Dr. Özcan Hıdır Türklerin Hollanda’daki serüvenine dair önemli açıklamalarda bulundu. Röportajın geniş halini Mart sayımızda okuyabilirsiniz.

Vatandaşlarımızın Türkiye’deki seçimlere buradan daha fazla ilgi göstermesinin nedenleri nelerdir?

Az önce de vurguladığım gibi, Türkiye gündemini takip etmenin bize artıları var. Bu bağlamda Türkiye’deki seçimlere de ilgisiz kalınması zor. Kaldı ki Ağustos ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde buradaki Türk vatandaşları ilk olarak Hollanda’da da oy verebilecekler. Ayrıca Türkiye’deki seçimler, doğası gereği, Hollanda’dakilere göre oldukça renkli, heyecanlı da geçiyor; dolayısıyla çok daha fazla gündem oluşturuyor. Bu demokrasi kültürü ve tartışma kültürü ile de yakından ilgili bir şey.

 

Bununla birlikte bu tespitinizin esas nedeni, insanımızın önemli bir kısmının vizyonlarının daha ziyade hala Türkiye eğilimli olmasıyla ve netice itibariyle kendilerini Hollanda’ya ait hissetmemeleri ile de ilgili olsa gerek. Sorsanız insanlarımıza 30 Mart’taki seçimleri herkes bilir ama Hollanda’da seçimin ne zaman yapılacağını bilmeyenler çok çıkar.

 

TV’ler gazeteler genelde Türkçe yayınlardan takip ediliyor. Halbuki “gençlerimiz Türkçeyi unutuyorlar” gibi bir tez var. Yani hem Türkçe yaşamalı hem de Hollanda kamuoyunu içerikli ve kaliteli bir şekilde takip edebilmeliyiz… Bu sorunlar önümüzdeki 10’lu 20’li yıllarda nasıl çözülebilir?

 

Doğru. Şayet gerçekten böyleyse, ki bunun aksini gösteren izlenimlere de sahibim, bu bir yönüyle iyi bir yönüyle kötü bir şey. İyi olan yönü hala Türkçe’nin ve Türk kültürünün aktif bir şekilde insanımız ve gençler arasında yaşadığını göstermesi. Ayrıca Hollanda’daki Türk medyası da, buradaki olaylara yönelik olarak nispeten belli bir seviye yakalamış durumda. İnsanımızı bilgilendirme ve bilinçlendirme açısından Türk medyasındaki haber-analizlerin önemine her zaman inanmışımdır.

 

Bununla birlikte Hollanda medyasındaki Türk ve Müslümanlarla ilgili haber ve analizlerin de özellikle son dönemlerde genelde negatif olmasının bu bahsettiğiniz tavırda etkili olduğunu düşünüyorum.

 

Tasvip edilmeyen tarafı ise, Türk medyası ile yetinilmesi ve Hollanda medyasındaki tartışmaların aktif olarak genelde takip edilememesidir. Tabi burada yeri gelmişken Hollanda medyasında görev yapan Türklerin oldukça az olduğunu, olanların da kendi kültürüne ve insanına karşı çok da ilgili olmadığını vurgulayalım.

 

Bu bağlamda yükümüzün ağır olduğunu söylemeliyiz. Bu sorunların çözümü de kolay değil maalesef. Ama mesafe kat etmek için bir yerlerden aktif olarak başlamanın da önemi ortada. O halde Türklere yön verme konumundaki kişi, kurum ve kuruluşlarımızın insanımızın önüne iyi düşünülmüş kısa-orta ve uzun vadeli hedefler-vizyonlar koyması ve bunların tahkiki için çalışılması şarttır. Bunun için ise kurum ve kuruluşlarımızın ”küçük olsun benim olsun” mantığıyla değil, önemli meselelerin çözümünde enerjilerini birleştirerek sinerji oluşturmaları elzemdir. Bunu yaparken de Hollanda’daki zenefobik-islamofobik-türkfobik olmayan kişi ve kuruluşlarla müşterek hareket edebilmenin yollarını da aramalıyız.

 

Ayrıca ‘diaspora’ kavramı üzerinde düşünmeli başarılı diaspora örnekleri masaya yatırılmalı, onların tecrübelerinden istifade edilmelidir.

 

Röportaj: Zeynel Abidin Kılıç




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *