HTF Genel Sekreteri Erim Uğurlu: Artık gençlerimiz ‘Biz bu ülkenin vatandaşıyız, biz bu ülkenin kaderine ortağız’ diyorlar

Hollanda Türk Federasyon Genel Sekreteri Erim Uğurlu ile Federasyon’un geçmişi, geleceği ve faaliyetleri hakkında konuştuk. 2012 yılından beri HTF’de Genel Sekreter görevini yürüten Erim Uğurlu’nun Hollanda ve Türkiye vizyonu, teşkilatın işleyişi ve geleceğe bakış açısını bu röportajda okuyabilirsiniz.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

İsmim Erim Uğurlu. 1971 Kırşehir Kaman doğumluyum.1980 yılından itibaren Hollanda’ da ikamet ediyorum. Evliyim, iki çocuk babasıyım. 2005 itibariyle Amsterdam Tükem Ulu camii teşkilatının başkanlığını yaptım. 2012 itibarı ile de Hollanda Türk Federasyon genel sekreterliğini yürütmekteyim. Uzun yıllar Hollanda havaalanında çalıştım. Bir buçuk yıldır da kendime ait bir işletmem var. Sürücü kursumuzda hayatımızı kazanmaya çalışıyoruz.

Son yıllarda içe dönük değil, dışa dönük bir strateji güdüyorsunuz. Bu bilinçli bir seçim mi?

2012’de göreve geldiğimizde, Murat Gedik Başkan ile almış olduğumuz kararlardan biri şuydu; içe dönük değil, dışa dönük faaliyetler yapacağız. Bunu nasıl daha iyi yapabiliriz? Bir bülten hazırlayalım. Bütün faaliyetlerimizi şeffaf bir şekilde bülten üzerinden piyasaya çıkaralım dedik. Bu kendi görevlerimiz olabilir, basın olabilir, sosyal medyadan takipler olabilir. Daha sonra aldığımız kararlardan biri ise; bizim teşkilatlarımızın var olduğu bütün yerlerdeki belediye başkanlarını ziyaret edeceğiz. Çok güzel karşılandık birkaç problem dışında. Bunu yapmamızın sebebi şuydu; biz bağlarımızı bu şekilde kısa tutalım ki bize ulaşmaları gereken bir durumda direkt bağlantı bulunsun.

Bu süreçlerde de tabii sıkıntılı olaylarımız oldu. Örneğin 11 Mart 2017 olaylarını unutmamamız gerekiyor. Hükümetler arasında problem, bizi de sıkıntıya soktu. Dolayısıyla 2017’ye kadar pozitif giden evre, bir anda sıkıntılı bir sürece girdi. Örneğin Rotterdam belediye başkanıyla o dönemdeki görüşmelerde bayağı bir gergin ortam oluştu. Biz de elimizden geldiği kadar, yaptığımız çalışmaları göstererek, nasıl destek olabiliriz diye düşünerek çalışmalara devam ettik.

2017-2021 yılları arasına baktığımızda islamofobi daha yoğun gündemdeydi ve biz de bu alanda daha fazla mücadele verdik. Davet edildiğimiz bütün toplantılara katıldık. Geçen yıl çok güzel bir çalışmamız oldu medyada da yer alan. Hollanda’nın 2. Dünya Savaşı’ndan kurtuluşunun 75.yılını kutladık. Bunla alakalı bir kitap çalışması hazırladık, Hollanda’nın kültürünü aktarmaya yönelik.

2017 sonrası olumsuz şartlarla alakalı hangi görüşmeler sağlandı?

Biz Hollanda devlet büyükleriyle görüşme talebinde bulunduk. Kolay olmadı bu ama elhamdülillah başarabildik. Siyasi iktidarlar bu durumları kendi lehlerine çevirmek için farklı görüşlere sahip olabilirler. Fakat bu durumdan, burada yaşayan Türkler olumsuz etkileniyor. Başkanımız Murat Bey’ in de dediği gibi biz “Avrupa Türküyüz”. Nasıl Anadolu Türkü, Trakya Türkü varsa Avrupa Türkünün olması da bir gerçektir. Biz buradayız ve bu ülkenin kaderine de ortağız der Başkanımız. İnsanları kutuplaştırmaktan artık vazgeçilmesi gerekiyor. Biz ne Türkiye’den ne Hollanda’ dan bir kaynak almıyoruz. Kendi imkanlarımızla faaliyetlerimizi yürütüyoruz.

Pandemi sizi nasıl etkiledi?

Kapanan teşkilatımız yok. Halihazırda 20 farklı şehirde toplam 25 binamiz var.

Allah’ a şükürler olsun, yine kendi imkanlarımızla devam ediyoruz. Ama tabii bu süreç içerisinde herşey maddi değil. İnsanlarımız maneviyat açısından da zorlandı. İki ramazan geçirdik. Bayram namazları eskisi gibi olamadı. Coşkulu iftar sofralarımıza kavuşamadık. Bu süreç içerisinde biz de herkes gibi online çalışmalar yaptık. Mukabelelere katıldık. Akşamları online sohbetler gerçekleşti. Sosyal mesafeye dikkat edilerek, izin alınıp küçük çaplı da olsa iftar sofraları kurduk. Ama yine de eskisi gibi olması mümkün değil tabii bu süreçler zor geçiyor hepimiz için.

İslamofobi dediklerinde aslında hep biz Türkleri karşılarına aldılar. Türkiye ile yaşanan siyasi durumlar da bir etken oldu. Ne zaman Türkiye bir gelişme sağlasa, Türkofobi karşımıza çıkıyor. İktidarlar arasında yaşayan her durum bize de yansıyor. Hollanda’da bir gazetecinin öldürülmesiyle başlayan sürede çok büyük sıkıntılar yaşadık. Türk toplumu hala entegre olamadı gibi terörle bağlantılı haberler oldu. Biz taşları koyuyoruz, üstüste katları çıkmaya başlıyoruz ama bir anda bir olayla herşeyi yıkabiliyorlar. Sonra yeniden baştan başlıyoruz. Geçmişte abilerimiz binaları almışlar, fedakarlık yapmışlar. Ama daha çok içe dönük çalışmışlar. Biz ise kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. Bizim şu anki en büyük mücadelemiz kim olduğumuzu anlatmak. Daha önce meclis soruşturmasına katılmıştık Murat Gedik Başkanla. O günden beri daha çok kendimizi anlatmaya çalışıyoruz hem de kitaplarla destek veriyoruz. Hollanda Türk Federasyon hiçbir zaman entegrasyona engel bir teşkilat olmamıştır, olmaz.

Buradan baktığımızda, ileriye dönük, Avrupa Türklüğü nereye gidiyor sizce?

Geçmiş yıllara baktığımızda hep memlekete dönüş, memlekete yatırım, memlekete heves görüyorduk. Yeni nesil gençliğe baktığımızda bu durumu görmüyoruz. Şu anki gençler, biz bu ülkenin vatandaşıyız, biz bu ülkenin kaderine ortağız diyorlar. Burayı vizyon aldılar ve hedeflerini buraya koydular. Üniversitedeki öğrenci sayımız şu an istediğimiz seviyede değil ama zamanla olacak. Ama en azından her ailede bir mezun var. Dolayısıyla bu tabloya baktığımızda geleceğe dair umut görüyoruz. Başkanımız gençlere her zaman bir Hollandalı kadar Hollandaca, bir Türk kadar Türkçe bilmeleri gerektiğini söyler. Gençlerimizi bu yönde bir rehber olma çalışmalarımız devam ediyor.

Gençlerin katılımlarında Avrupa Türklüğünü görüyor musunuz?

Hollanda bazında evet görüyoruz. Buradaki çocuk buraya hakim. Buranın tüm şartlarını biliyor. Memlekete gittiğimizde ise sadece tatil olduğunun farkında. Her ne kadar Türkçeye hakim olsa da bildiği devlet aslında Hollanda ve Hollanda’yı evi olarak biliyor. Türkiye’deki sistemden haberdar değiller ve bu yüzden kendilerini uzak görüyorlar.

Nasıl bir teşkilat profili çizersiniz bize?

Bizim teşkilatlarımız 1976’da kurulmaya başlandı. Tabii bir de dünya görüşümüz meselesi var. Bu hareketin içerisinde kimler varsa gelmiş geçmiş Allah hepsinden razı olsun. Teşkilatımızın sahip olduğu binaları bugün almaya kalksak, güç yetecek durumda değil. Ama bu insanlarımızın davaya olan inançları, samimiyetleri var. Bir de geçmişten günümüze kadar yapılan çalışmalarla insanlarımızın gönlü kazanılmış. Bu sebeble tüm teşkilatlarımız dopdolu. Bizde hem milli hem dini duruş var. Elhamdülillah her zaman en dolu olan camii, Türk Federasyonu bağlı olan camii. Bu yönden baktığımız zaman bir ideolojimiz var, hiçbir zaman şaşmadığımız. Kadın kollarımız da bize çok büyük destektir. Kadının olduğu yerde bereket vardır. Onların yaptığı çalışmalar da birçok yönden çok değerli çalışmalar. Tabii bu kadar çok çalışmaya da insanlarımız bize dönüş yapıyor sağolsunlar.

İslamofobi yanında bir de Türkofobi var aslında. Siz de federasyon olarak yaklaşık 50 yıldır bunlarla mücadele ediyorsunuz. Bu zor durumların altından nasıl kalkıyorsunuz?

İslamofobi dediklerinde aslında hep biz Türkleri karşılarına aldılar. Türkiye ile yaşanan siyasi durumlar da bir etken oldu. Ne zaman Türkiye bir gelişme sağlasa, Türkofobi karşımıza çıkıyor. İktidarlar arasında yaşayan her durum bize de yansıyor. Hollanda’da bir gazetecinin öldürülmesiyle başlayan sürede çok büyük sıkıntılar yaşadık. Türk toplumu hala entegre olamadı gibi terörle bağlantılı haberler oldu. Biz taşları koyuyoruz, üstüste katları çıkmaya başlıyoruz ama bir anda bir olayla herşeyi yıkabiliyorlar. Sonra yeniden baştan başlıyoruz. Geçmişte abilerimiz binaları almışlar, fedakarlık yapmışlar. Ama daha çok içe dönük çalışmışlar. Biz ise kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. Bizim şu anki en büyük mücadelemiz kim olduğumuzu anlatmak. Daha önce meclis soruşturmasına katılmıştık Murat Gedik Başkanla. O günden beri daha çok kendimizi anlatmaya çalışıyoruz hem de kitaplarla destek veriyoruz. Hollanda Türk Federasyon hiçbir zaman entegrasyona engel bir teşkilat olmamıştır, olmaz.

Hollanda Türk Federasyon olarak şeffaf bir çalışma sistemi benimseme sebebiniz nedir?

Biz yanlış hiçbirşey yapmıyoruz. Dolayısıyla transparan çalışmak bizim için çok kolay. Biz her zaman anlattık kim olduğumuzu, şeffaf olduk. Kimiz, nerde çalışıyoruz, dünya görüşümüz nedir. Ben Schiphol’de Amerikan şirketinde yıllarca görev yaptım. Havaalanında yetki verilmeden önce tüm aile araştırmaları mevcut. Bütün faaliyetlerimiz görsellerle yazılarla heran ulaşılabilir durumda. Ve hiçbir zaman kapılarımızı kimseye kapatmadık. Yaptığımız çalışmalarda her tarafta şeffaf olduk.

Federasyona karşı yapılan terör eylemleri var. Bunlarla alakalı nasıl bir yol izliyorsunuz?

Geçmiş yıllardan beri varolan terör çalışmaları var maalesef. Ama kimlerin yaptığı belli zaten. Bir çoğunu medyaya vermedik bile. Ortamı daha fazla germemek için. Mahkeme süreci olanlar oldu. Ceza alanlar oldu. Biz çıkıp da hiçbir yerde mağduruz demedik. Ama birileri çıkıyor bizim aleyhimize konuşup mağdur olduğunu söylüyor. Bizim hiç protestomuz bile yok. Çünkü biz her zaman diyalogdan yanayız.

Federasyonun geleceğine dair düşünceniz nedir? Rahatlıkla koltuğu verebileceğiniz gençler yetişiyor mu?

Bizim birçok görevlimiz mevcut. Gün gelir kurultay yapılır. Değişim olur. Ama mutlaka gelecek nesillerimiz umut vadeder. Bizim öyle kötü düşüncelerimiz yok çok şükür. Teşkilatlarımız bünyesinde çalışmalarımız olduğu için birçok aday yetişiyor aslında. 25 binamızda 10 yöneticiden hesaplasak yaklaşık 250 kişilik yöneticimiz var. Bu 250 kişiden de 10 kişi çıkacaktır federasyonu yönetecek.

Kendi işletmenizi başlattınız. Süreç hakkında bilgi verir misiniz?

Çalıştığım kurum yeni ‘reorganisatie’ dediğimiz yeniden yapılanma sürecine girdiğinden ben de daha farklı bir sektörde daha rahat olabileceği bir iş yapmak istedim. Daha sonra bir arkadaş sürücü kursu işini önerdi. Ben zaten insanlarla diyaloğu seviyorum. Birilerine birşeyler öğretebildiğim, faydalı olduğum zaman kendimi mutlu hissediyorum. Siyaseti sevemedim. Sürücü kursuna başladım. Çocukların hiçbisey bilmeden gelip araba kullanarak gitmeleri beni çok mutlu ediyor. Evimizin rızkını kazanmak zorundayız. Tabii bu sebepten de bu işe giriş yaptım. Çalışmayı seviyorum.

Ne tür kitaplar okursunuz?

Kitap okumayı çok severim. Davamıza uygun kitapları okudum. Daha sonra genel başkanımızın tavsiyesiyle okuduğum kitaplar oldu. Şu an en son yayınladığımız kitapları okuyorum, Türk klasiklerini okuyorum. Tamamını okumaya çalışıyorum. Arkadaşlarımız yeni bir kitap çıkardılar, Tengri Mountans kitabevinden De Roos van Samarkand.

Mutfakla aranız nasıl?

5 kız kardeşim var. O yüzden mutfakla hiç aram olmadı. Ama pandemi sürecinde geliştirdiğimi söyleyebilirim.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!