Kaybolan Değerlerimiz

Annesine babasına saygı göstermeyen evlat mı dersiniz, karısını döven terbiyesiz koca mı dersiniz, kendi çocuğuna sahip çıkamayan baba mı dersiniz, kendi çocuğunu bırakıp giden bir daha da bakmayan anne mi dersiniz, sokaktaki insana saygı göstermeden yüksek sesle konuşan adam mı dersiniz, komşusunu rahatsız eden mi dersiniz, trafikte canavarlaşan mı dersiniz, gram namusu olmadığı halde namuslu geçineni mi dersiniz, her önüne gelene ahlak dersi vermeye çalışan ama ahlaksızlığın en alasını yapan mı dersiniz, küfürlü konuşan mı dersiniz, ne dersek diyelim hepsi var.

Yaşadığımız dünyanın neresinde olursak olalım, istesek de istemesek de kurallara ve kanunlara uymak zorundayız. Uymadığımız zaman sonuçlarına katlanırız.

Kanun ve kuralların yanı sıra; yazılı olan ya da olmayan genel değerler vardır. Bunlar toplumda edep ve görgü kuralları olarak da adlandırılır.

Bu değerlerin ne olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu kurallara uymak ve bu değerleri çocuklarımıza aktarmak, hem anne babaların hem de diğer büyüklerin önemli görevlerinden biridir.

Buradaki en büyük soru ise; bildiğimiz halde bu tarifsiz önemli olguyu ne kadar uygulamaya çalışıyoruz ve çocuklarımıza bu değerleri ne kadar veriyoruz ya da bu değerleri veremiyorsak neden veremiyoruz.

Yapılan araştırmalara, anlatılanlara ve sokakta gördüklerimize bakıldığında; bu değerlerin çocuklarımıza maalesef verilmediğini ya da yeterince verilmediğini görüyoruz. Çocuklarımız görgü kurallarından ve bazı temel değerlerden yoksun yetişiyor. Yeni nesilde büyüğe saygı, küçüğe sevgi olgusunun ne kadar az olduğunu görüyoruz. İlla resmi araştırmalara bakmamıza gerek yok. Etrafımıza bakmamız bile yetiyor. Örneğin en önemli değerlerimizden biri, her canlıya saygı göstermektir. Maalesef öyle bir yozlaştık ki bırakın her canlıya saygı göstermeyi, insana bile saygı göstermiyoruz. Annesine babasına saygı göstermeyen evlat mı dersiniz, karısını döven terbiyesiz koca mı dersiniz, kendi çocuğuna sahip çıkamayan baba mı dersiniz, kendi çocuğunu bırakıp giden bir daha da bakmayan anne mi dersiniz, sokaktaki insana saygı göstermeden yüksek sesle konuşan adam mı dersiniz, komşusunu rahatsız eden mi dersiniz, trafikte canavarlaşan mı dersiniz, gram namusu olmadığı halde namuslu geçineni mi dersiniz, her önüne gelene ahlak dersi vermeye çalışan ama ahlaksızlığın en alasını yapan mı dersiniz, küfürlü konuşan mı dersiniz, ne dersek diyelim hepsi var.

Nedir bizi bu kadar yozlaştıran; nedir bizi temel değerlerimizden, görgü kurallarımızdan uzaklaştıran? Hani biz toplum olarak değerlerimize, kurallarımıza çok önem veriyorduk? Hani biz ahlak kurallarına önem veren bir toplumduk? Hani biz büyüklerine sayan, küçüklerini seven bir toplumduk? Ne oldu bize?

İnsanlar birbirleriyle ve çevresiyle olan ilişkilerinde değerlere ve görgü kurallarına önem vermek zorundadır. Aksi takdirde hayatımız güzelleşmek yerine bir kabusa dönebilir, ilişkiler bozulur. İnsanların birbirine davranışı kaba ve özensiz olursa; atalarımızın dediği gibi büyüklere saygı, küçüklere sevgi olmazsa; temel değerelere sahip çıkılmazsa; insanların biri birine saygısı olmaz, saygının olmadığı yerde edepsizlik başlar, zorbalık başlar, terbiyesizlik başlar, ahlaksızlık başlar.

Ahlaki değerlerine sahip olmayan, edep ve görgü kurallarını bilmeyen, sevmeyi ve saygı göstermeyi öğrenmeyen çocuklar; bir dönem sonra içinde bulundukları toplumun ruhunu bozar! Ruhu bozulan toplumlar da dağılmaya ve asimile olmaya mahkumdur.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!