Selma Keleş’in kaleminden: Hotiad’la Hatay Gezi Notları

Selma Keleş’in kaleminden

6 Şubat 2023 günü, Türkiye’nin unutamayacağı en acı tarihlerden bir tanesi oldu. Kahramanmaraş merkezli iki deprem sadece orada yaşayanları değil tüm ülkemizi sarstı. Saniyeler içinde binbir özenle kurulan yuvalar, onarılan çatılar, umutla bakılan pencereler, dostuna, sevdiğine, ailesine koşulsuz açılan kapılar, binlerce can, canımız enkaz altında kaldı.
Yaşanan sarsıntı sadece 13,5 milyonu uykusundan uyandırmadı. 85 milyon asrın felaketinin acısını yüreğinde yaşadı. Bir anda bütün dünya tek yürek oldu. Yurtiçinden ve yurt dışından milyonlar seferber oldu. Depremin ilk anından itibaren devletin tüm birimleri teyakkuza geçti. Ülkemizin 81 ilinde yardım seferberliği başladı, vatandaşlarımız her türlü imkanı ile depremzedelerin yanında oldu.

 

 

Hatay, felaketi yaşamış onlarca havzanın sadece tek bir yerleşkesi, tarihin en eski yerleşim yerlerinden biri, depremden zarar gören diğer 10 ilimiz gibi ülkemizin cennet köşesi, göz bebeği.
Hatay ili ile insan olmanın dışında hiçbir özel bağı olmayan Hotiad üyeleri ile 3 Aralık 2023 Pazar günü Hatay’a bir nebze de olsa yaraya merhem olmaya, acıyı paylaşmaya, bir olmaya birlik olmaya doğru yola çıktık. Bu proje Hotiad’ı oluşturan bütün değerli üyelerin ortak düşünce ve kanaati üzerine hayata geçirilmişti. Çünkü barınma ihtiyacı en önde gelen ihtiyaçtı.
Hotiad’ın destekleri ile inşa edilen her biri 21 metrekarelik olan 102 konteyner konutun ihtiyaç sahiplerine teslim edilmesi için günler öncesinden hazırlıklarımız başlamıştı. Sayın Hikmet Gürcüoğlu’na; “Ne güzel bir projeye imza attınız başkanım!” dediğimde, “Yaptığımız insan olmanın bir gereği Selma” diyordu, kendine ve ekibine yakışır mütevazilikte. Ne kadar doğru söz:

İnsan olmanın gereği…Harmanlaşmış birçok duyguyu aynı anda gözlerinde görebiliyordum.
Yardım malzemelerini içeren kolileri sabah 05’e kadar ambalajlayan Hülya Kaya’nın ve Veysel Hut’un yüzünde yorgunluktan ziyade yardım paketlerini bir an önce ihtiyaç sahiplerine ulaştırmanın heyecanı vardı.
Sanırsınız ki her bir koli tanıdık birilerine hazırlanıyor, adeta aileden birilerine. En sevdiği kazağı, en sıcak tutan botu, rüzgar geçirmez montu özenle paketlemesinden anlıyordum bunu. “Ne mutlu bize!” dedim içimden. Böyle bir organizasyonda olmak gurur vericiydi. Yola çıkma vakti yaklaştıkça heyecanımızda artıyordu.

Pazar günü hayatımın belki de en uzun yolculuğunu yaptım.Yolculuğu uzun kılan kilometreler, miller değil, yolun ucundaki amaca ulaşma heyecanıydı. Amsterdam-İstanbul, İstanbul- Adana havayolu ile derken Adana-İskenderun otobüs yolculuğu sonrası gece yarısı İskenderun’daki otelimize gelmiştik.
Program boyunca rehberliğimizi yapacak olan, önceki yıllarda Hollanda’da yaşayan ancak sonradan taşındığı memleketi Hatay da depremi bizzat yaşayan Hüseyin Yanmaz ve değerli eşi bütün samimiyetleri ile bizi otelde karşıladılar. 4 Aralık Pazartesi günü program doğrultusunda otelden Hatay Antakya’ya doğru hareket ettik.Yol boyunca yine o tatlı heyecanın yanında gördüğüm manzara genzimizi yakan,yutkunmamızı zorlaştıran bir tat bıraktı ağzımda. Sanki konuşsam o sinsi tat anlaşılmaz bir cızırtı olup karşıdakinin kulaklarını kanatacak gibi hissettim. Deprem anında bedenen burda değildim ama o an bütün bedenimde bir sızı hissettim. En çok ta sol yanımı acıtan bir sızı.

İlk durağımız Beyhan Gencay Ortaokulu idi. Hotiad’ın değerli yardımsever işinsanları getirdikleri yardım malzemelerini bizzat ihtiyaç sahibi öğrencilere kendi elleriyle dağıttılar.
İhtiyaç sahibi demek de insanın boğazını düğümlüyor. Bir çocuğun, bir öğrencinin neye ihtiyacı olur? “Benim botum var, annem için alabilir miyim?” ya da “Benim idare edecek montum var Ahmet’e verin” diyen çocuk ile annesinin zorla, “Akşam oldu gel üşüyeceksin” diyerek sıcacık evine, sıcacık yemek masasına çağırdığı çocuğu ister istemez kıyasladım; özür dilerim. Lakin mecburiyetten, yaşından büyük davranmak durumunda kalan, bu yaşadığı sürecin yetişkin olmayı öğrettiği çocukların gözlerinde beliren sevinç, mutluluk ve umut hala bir çocuğa aitti.

Ellerimiz, yüreğimiz insanlığımız, anneliğimiz titredi ihtiyaçlarını görürken. Gözlerimiz dolu dolu. Çocukların yaralı yüreğine sevgi dolu bir dokunuş gibiydi yaptığımız.
Okul Müdürü Osman Bingöl ve Müdür Yardımcısı güleryüzlü Gülhan Nacioğlu öğretmenimiz bizlere çocukların durumları hakkında bilgi verdiler. Halen psikolojik destek alan öğrencilerimiz vardı. Çok zor olan bu süreci en az zararla atlatmak için büyük bir gayretle çalıştıklarına bizzat şahit olduk. Asıl olan aynı pencerede aynı manzarayı görmek diye düşündüm. Varolsunlar.

Akabinde Hatay Belediye Başkanlığını ziyaret ettik. Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyarette Belediye Başkanı Doçent Doktor Lütfi Savaş’ın Vekili Fedai YüceDağ asrın felaketinin kentte nasıl bir etki yaptığını sayısal verilerle bizlere anlattı. Felaketin şiddeti nitel olarak mı büyüktü nicel olarak mı? Hangi tartı değer biçecekti sayılara, sayılmayanlara. Bu düşünceler her girdiğimiz ortamda, her konuştuğumuz kişide şekil ve boyut değiştirdi. Bulunduğumuz yerin şekline uyduk birer birer. Ve her ortamdaki gizli kahramanları alkışladım kalbimle sessizce.

Akşam Hatay Spor yönetiminin davetlisi olarak Hatayspor Başkan Vekili Aydın Tokgöz akşam yemeğinde Hatay’ın meşhur tatları, eşsiz misafirperverlikleri ile bizleri ağırladı.
5 Aralık Salı günü Hatay’ın yaralarını sarmak adına önemli bir adım atıldı. Hatay Serinyol’da inşa edilen Dostlar Konteyner Kent Konutları sanatçı Suavi’nin önderliğinde gerçekleşen açılış töreni ile hizmete girdi.

Hollanda’nın Türkiye Büyükelçisi Joep Wijnands “İhtiyaç olan yardımın bölgeye gelmesi için iki ülke yetkilileri olarak elimizden geleni yapmaya ve bu yıkımın travmaya dönüşmeden atlatılmasına yardımcı olacağız” derken Hatay Vali Yardımcısı Doğukan Mızrak da “Devlet olarak amacımız vatandaşlarımızı en kısa zamanda kalıcı konutlara yerleştirmek” dedi. O an çocuğuna seslenip eve çağıran annenin sesi geldi kulağıma,kavrulmuş soğan ve ekmek üstü salça kokusuyla..

Hotiad Başkanı Gürcüoğlu yaptığı duygu dolu konuşmasında “Yaptığımız insan olmanın gereği, bu küçük adımla bizler sadece yarayı pansuman ettik ve bunun karşılığında insan olduğumuzu tekrar hatırladık, hissettik. Bizim karımız da bu!” diyerek hepimize duygu dolu anlar yaşattı.

Suavi’nin bu organizasyon için hasta haliyle geldiğini öğrendiğimden beri göz ucuyla yorgun bedeninin altındaki o güçlü yüreği izledim. Bu arada Suavi’nin şarkısı içses olarak dönmeye başladı beynimde “İnsanadır emeklerim, ayaz yedi çiçeklerim, bir yanım baharda benim,bir yanım baharda benim”. Umudun azaldığını, çaresiz kaldığını düşündüğün anda bir yanında umudunu yeşertecek birilerinin olduğunu bilmek, hayata uzatılmış bir kurtuluş dalı gibi.

4 günlük Hatay-Antakya ziyaretini tamamlayarak 6 Aralık Çarşamba günü Hollanda’ya döndük. Ağzımdaki acı tat, yerini bir tatminkarlık haline dönüştürürcesine, “Bir yanım baharda benim” melodisinı mırıldanırken buluyorum kendimi.

Hotiad, yaptıkları anlamlı ve bir o kadar da alçak gönüllü organizasyon ile, kendine yakışan şekilde çok güzel bir projeye imza attı. Deprem bölgesindeki yurttaşlarımızın gönüllerine taht kurdu. Başta Hotiad Başkanı Sayın Hikmet Gürcüoğlu’na, bölge halkının acılarını en kalbi duygularıyla paylaştıklarına bizzat şahit olduğum tüm Hotiad üyelerine, emeği geçen herkese teşekkür ediyor sevgi ve selamlarımı iletiyorum.




Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!
Haber her gün e-postanıza gelsin

Haber her gün e-postanıza gelsin

Yeni haberleri e-postanıza ulaştırmamız için mail adresinizi girmeniz yeterli.

You have Successfully Subscribed!