Siyaseten izole tehlikesi

Hollanda’da seçmenler birkaç gün sonra sandığa gidip yaşadıkları belediyelerin yöneticilerini seçecekler. Siyasi partiler gerek medya yoluyla gerekse geleneksel metotlarla seçmenlerin teveccühünü kazanma gayreti içindeler.

Her ne kadar medya tercihleri belirlemede en etkin faktör olsa da, siyasi partiler mikro düzeyde de ellerinden gelen çabayı gösteriyorlar. Semt evlerinde, çoğu zaten politik tercihini yapmış olan birkaç katılımcı karşısında adaylar neden kendilerinin tercih edilmesi gerektiğini izah ediyorlar. Çarşıda, pazarda, AVM’lerde ve seçmenlerin yoğun olduğu başka yerlerde de bildiri dağıtan partilileri görmek mümkün. Dikkatimizi çeken en önemli husus bütün bunların sükunet içinde gerçekleşmesidir. Olması gereken de budur. İçselleştirilmiş bir demokrasinin tabii bir yansımasıdır şahit olduğumuz.

Son yıllarda siyasi arenada, gerek genel gerek yerel düzeyde, ciddi eksen kaymaları oldu ve olmaya da devam ediyor. Artık seçmenler tercihlerini yaparken, ideolojiden ziyade, kendilerine göre önemli konularda siyasi partilerin tavrı belirleyici olmaktadır. Artık partiler değil seçmenler marjinalleşme eğilimindedir.

Nitekim, belki bir partinin programı bir bütün olarak ele alındığında tercih sebebi olmayacakken, sadece bir konudaki tavrı veya söylemi sebebiyle tercih edilebilmektedir. Bunun en bariz örneği PVV seçmenleridir. PVV’in tercih edilmesinin yegane sebebi islamofobik söylemleridir. Onun dışında ne vaat ettiği PVV seçmeninin umurunda değildir. PVV’nin islamofobik söylemlerinin sandıkta karşılık bulması diğer ana akım siyasi partileri de etkilemiştir.

Bu da onların daha sağa kaymasına ya da özellikle göçmen kökenlilere karşı daha katı politikalar üretmelerine sebep olmuştur. Bunun sonucu olarak da, özellikle daha önce ana akım siyasi partilerde aktif olan Müslüman kimlikli politikacıların önderliğinde yeni siyasi hareketler ortaya çıkmıştır. Bunlar özellikle büyük şehirlerde oldukça fazla ilgi görmektedirler. Nitekim PvdA’da siyaset yapma imkanı bulamamış Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk’ün kurduğu Denk Hareketi kuruluşundan kısa bir zaman sonra girdiği ilk genel seçimde üç sandalye birden kazanmıştır.

Yıllarca Hristiyan demokrat CDA’da bir Müslüman demokrat olarak değişik pozisyonlarda siyaset yapmış birisi olarak, artık ana akım siyasi partilerde siyaset yapmanın oldukça zor olduğunu söyleyebilirim. Bunun sebepleri ideolojik eksen kaymaları, bazı özel konularda ferdi görüşlere, özellikle Müslüman kökenliler söz konusu olunca, saygı gösterilmemesi ve parti içi demokrasideki aksaklıklardır. Hal böyle olunca da siyasi katılım yeni oluşumlarla devam etmektedir. Aslında bunu bir nevi Müslümanların emansipasyonu olarak da görebiliriz. Madem bize siyaset yapma şansı vermiyorsunuz, o zaman biz de kendi siyasi partilerimizi kurarız demektir bunun kısaca tercümesi.

Buraya kadar her şey meşru ve normaldir. Demokratik bir ülkede isteyen kendi partisini kurup seçmenlerden destek isteyebilir. Hele hele Hollanda gibi bir ülkede sadece bir üyesi olan bir partiyle de seçimlere katılmak mümkündür. PVV bunun en somut örneğidir. Wilders’ten başka üyesi olmayan bu partideki herkes sadece destekçi konumundadırlar ve partide başka hiçbir yetkileri yoktur. Milletvekili, belediye meclisi üyesi olmaları bu durumu değiştirmez. Normal olmayan bu partinin ayrımcılık, ırkçılık ve dışlayıcılık içeren eylem ve söylemleridir.

Ne mutlu ki bu konuda değişik seviyelerde de olsa bizimle hemfikir olan büyük bir çoğunluk vardır. Nitekim gerek Temsilciler Meclisinde gerekse yerel meclislerde haklı olarak muhatap alınmamakta ve koalisyonlara dahil edilmemektedirler. PVV kendisini siyaseten izole etmiş bir partidir o kadar. Kısa vadede bu durumun değişeceği de ihtimal dahilinde değildir. En azından biz böyle ümit ediyoruz.

Maalesef bazı yeni siyasi oluşumlar da siyaseten izole olmaya namzettirler. Siyasi rakiplerine karşı kullandıkları dil, propaganda metotları ve özellikle diğer partilerde siyaset yapan Türk ve Müslümanlara karşı kullanılan nefret ve ötekileştirici söylemler gerek kısa vadede gerekse uzun vadede kendilerini zor durumda bırakacaktır. Bu yanlış metotlar kendilerinin meclislerde muhatap alınmasını engelleyip izole olmalarına yol açacaktır.

Halbuki, başkalarının ‘kötü’lüğünü anlatmak temeline dayalı siyaseti bırakıp, seçmenlerin neden kendilerini tercih etmeleri gerektiğini anlatsalar her açıdan kazançlı çıkacaklardır. İnşallah bu geçici bir tavırdır ve en kısa zamanda saygın ve birlikte çalışmaya elverişli siyasi muhatap olma yolunda ilerlerler. Aksi takdirde Hollanda’da siyaseten izole olmuş bir partinin esamesi okunmaz.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *