Türk gençleri radikalleşmiyor

HABER: İLHAN KARAÇAY

3 yıl önce ortaya çıkan bir Türk Düşünce Grubu’nun, Türk gençlerinin tehlikeli bir şekilde radikalleşmekte olduğunu iddia eden manifestosu, ‘de Volkskrant’ gazetesinde manşet olmuştu. Türk Sivil Toplum Kuruluşları’nın öncüsü Veyis Güngör bu iddiaya karşı çıkmış ve manifestocu grup ile diyalog kurarak, konunun daha sağlıklı olarak ele alınmasını istemişti.

Konunun Hollanda medyasında geniş bir şekilde ele alınmasından sonra, Hollanda Güvenlik ve Adalet Bakanlığı hemen bir araştırma talimatı verdi.
Araştırma, Hollanda Güvenlik ve Adalet Bakanlığı Bilimsel Araştırma ve Dokümentasyon Merkezi’nin isteği doğrultusunda Hollanda’daki Türk gençleri üzerine yapıldı. Araştırma sonuçları `Hollanda’daki Türk Gençleri neden radikalleşmiyor‘ başlığı ile yayınlandı.

Araştırma sonucunda, Hollanda’daki Türk gençlerinin radikalleşme ve kriminaliteye ilgi duymadıkları ve bu konuda var olan kanaatin doğru olmadığı anlaşıldı. Gençlerin, tıpkı yerli Hollandalı gençler gibi istekleri olduğu, bunun yanısıra aşırılıktan etkilenmeyen iyi birer müslüman olmak istedikleri belirtildi.
3 Yıl önce, Türk gençlerinin tehlikeli bir şekilde radikalleşmekte olduğu iddiasını ortaya atan Düşünce Grubu mensuplarından Kadir Taş, Gürbüz Yabaş ve Aydın Daldal ile, bizim girişimimiz sonrasında görüşen, Türk Sivil Toplum Kuruluşları önderlerinden Veyis Güngör, abartılı iddiaların düzeltilmesi gerektiği konusunda uyarı yaptıktan ve bu iddiaların yanlış anlamalara yol açacağını belirttikten sonra, ortak hareket etme kararı alınmıştı. Ne var ki daha sonra böylesi bir çalışma yapılmadı.

Hollanda Güvenlik ve Adalet Bakanlığı’nın hazırlattığı ve yayınlattığı rapor konusunda şunları söyledi: ”Orta Doğu’daki gelişmeler, Suriye ve Irak iç savaşları, İsrail’in Gazze saldırıları aylardır Batı dünyasını ve özellikle siyaset ve medyayı her zamankinden daha etkin ve aşırı bir şekilde meşgul etmeye devam ediyor. İçinde yaşadığımız Batı toplumları korku dolu bir sürecin içinden geçiyorlar. Özellikle Avrupa ülkelerinden Suriye başta olmak üzere değişik ülkelere cihad etmeye giden gençlerin konumu en çok tartışılan konulardan birini oluşturuyor. İşte cümle alem bu gençlerin ve ailelerinin geleceğini tartışırken, Hollanda hükümeti bir takım teknik önlemler alırken, Türk gençleri ile ilgili yapılan bir araştırma raporu açıklanıyor. Geçen hafta yayınlanan rapor, Hollanda’daki müslüman gençlerin radikalleşmesi tartışmasına farklı bir boyut kazandırıyor.
Hatırlanacağı gibi, geçtiğimiz yıllarda Hollanda medya organlarında Türk gençleri ile ilgili olumsuz haberler yer alıyordu. ‘Kendilerine Türk Profesyonelleri’ adını veren bir grup, 2011 yılının başında, Hollanda’nın en itibarlı gazetelerinden de Volkskrant’da yayınladıkları bir yazıda `Tedbirler alınmazsa Türk gençleri Hollanda için tehlike arzeder duruma gelebilirler, toplumdan dışlanan gençler çıkış yolunu İslam’da ararlar, hatta radikalleşme ve kiriminaliteye de yönelirler‘ demişlerdi.

Bu ve benzeri yazılar ve iddialar Hollanda Güvenlik ve Adalet Bakanlığı Bilimsel Araştırma ve Dokümentasyon Merkezi’ni harekete geçirerek Hollanda’daki Türk gençleri üzerine bir araştırma yapılmasını beraberinde getirmiştir. Araştırmada metod olarak literatür taraması ve söyleşi teknikleri kullanılmış.
Hollanda‘daki Türk gençleri içinde yaşadıkları toplumda, sosyal, kültürel ve ekonomik konumlarını toplumun genelinin seviyesine çıkartmak için uğraş vermekteler. İş pazarındaki olumsuzluklara rağmen Türk gençleri eğitim ve mesleki bakımdan ileri konumdalar.

Türk gençlerindeki din algısı, gençlerin radikalleşmeleri ve kriminaliteye bulaşmalarını teşvik etmeyip, tam aksine gençlerin bu tür girişimlere katılmalarını engelliyor. Diğer taraftan Türk toplumundaki sosyal kontrol da gençlerin aşırılığa kaçmalarını önleyen önemli bir faktör.
Araştırmada Türkiye’nin köklü bir seküler islam geleneğine sahip olduğu, gençlerin ideallerini Hollanda siyasi arenasında gerçekleştirme imkanı buldukları gibi argümanlara da yer verilmiş. Araştırma sonucunda, Hollanda şartlarının Türk gençlerine ‘iyi bir müslüman’ olabilme olanağı verdiği de belirtiliyor.

Bu araştırma sonuçları bir defa daha göstermiştir ki, Türkler’in Anadolu’da oluşturdukları islam anlayışı ve geçmişte insanlığa sundukları ve yarınlarda yeniden takdim edecekleri medeniyet tasavvuru, her türlü aşırılıktan uzak, insanı eşref-i mahlukat olarak gören bir dünya görüşüdür. Bu anlayış öncelikle müslümanları, akabinde korku içinde olan Avrupalıları rahatlatacaktır.
Bize, Avrupa’da yaşayan ve bu medeniyete ait olan bireylere ve kurumlara bu dünya görüşünü anlatmak düşmektedir. Bu sadece bir medeniyetin propogandası değil aynı zamanda üzerimize farz olan insani bir görev, sosyal sorumluluk ve küresel misyondur.”




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *