Yahudilerin Türkiye’ye olan büyük borcu

İsrail de yayınlanan Haaretz gazetesindeki bir  makaleye göre; İsrail ile Türkiye arasında şekillenen uzlaşma, Türk ve Yahudi uluslarının tarih sahnesindeki karşılaşmalarıyla ilgili İsrail toplumunun belleğindeki boşlukları kapatmak için iyi bir fırsat.

 

 

Ze’ev Jabotinsky, Odessa News’ta 14 Şubat 1909 tarihli “Türkiye’deki Yahudiler” başlıklı yazısında, Osmanlı Türkiye’sinin yüzyıllar boyunca Yahudi tebaası için ne anlama geldiğini tarif ediyor: “Diğer tüm ülkeleri cehennem olarak gören kavmin tek vahası.”

Türk gemisi Mavi Marmara’nın filonun bir parçası olarak Gazze’ye doğru yola çıkmasının ardından İsrail’in Türkiye düşmanlığının düzeyi, Türkler ve Yahudilerin ortak geçmişiyle alakalı her şeyin inkârıyla benzer düzeydeydi. Bu sebeple Jabotinsky’nin sözleri, muhtemelen şüpheyle şaşkınlık arasında bir hissiyata sebep olacaktır. Sonuç olarak Türklerin bir zamanlar İsrail ülkesini yönettiği ve onu Herzl’e devretmeyi reddetme cesaretini gösterdiği gerçeğinden başka Türkler ve Yahudiler hakkında ne biliyoruz? İsrail ile Türkiye arasında şekillenen uzlaşma, Türk ve Yahudi uluslarının tarih sahnesindeki karşılaşmalarıyla ilgili İsrail toplumunun belleğindeki boşlukları kapatmak için iyi bir fırsat.

 

Görünen o ki buradaki halk, İspanya’dan sürgün edilişlerini çok iyi hatırlıyor ancak sürgünün olduğu 1492 yılında İspanya’dan sürülenlere kapılarını açan ülkenin Osmanlı Türkiye’si olduğunu hatırlamıyor.

O tarihten itibaren 400 yıldan fazla bir süre Osmanlı İmparatorluğu Hristiyan Avrupa’dan gelen Yahudi mülteciler için güvenli bir bölge oldu. İmparatorluk 1541’de, Bohemya ve Moravya’dan sürgün edilenleri kabul etti. 1555’te İtalya’yı terk eden İtalyan Yahudileri kabul etti. 19 ve 20’inci yüzyıl boyunca Yunanistan, Sırbistan, Romanya ve Bulgaristan gibi kuruluşları zulümler, baskınlar, etnik temizliklerle bir arada gerçekleşen yeni Hristiyan ülkelerden birçok Yahudi’yi kabul etti. 1881, 1884, 1892 ve 1903 yıllarında Çarlık Rusya’sındaki kıyımdan topluca İstanbul’a kaçan Yahudileri kabul etti.

 

Hepsi bu da değil. 19. yüzyılın ortasında çoğu Hristiyan Avrupa ülkesi, Yahudi halkına henüz eşit vatandaşlık hakları vermemişken (emansipasyon) Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Yahudiler neredeyse eşit haklara sahipti ve hatta bir kısıtlama olmadan kamu hizmetinde çalışmalarına izin veriliyordu. Ayrıca Yahudi emansipasyonunun ayrı bir grup kimliği hakkından feragat şartına bağlı olduğu Avrupa’dan farklı olarak Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Yahudilerin bireysel haklarını oluşturma süreci, Yahudilerin kolektif özerkliğinin yeniden tesis edilmesine dâhil olan Müslüman tebaayla eşitti.

“Türkiye ve Siyonizm” meselesine ne demeli? İsrail eğitim sisteminden mezun olanlar, Sultan Abdülhamit’in siyonist yapılanmaya yönelik muhalefetiyle ilgili her şeyi biliyorlar. Bilmedikleri şey, siyonist hareketin ilk zamanlarında, arzu ettiği ulusal vatanının Osmanlı Türklerinin yönetimi altında olmasının ne kadar önemli bir şans olduğu.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *