Her hafta ofisime aynı soruyla gelen insanlar var: “Ankara Anlaşması hâlâ mümkün mü?” Bu sorunun cevabı hâlâ “evet”, ancak artık eskisi gibi değil. Uzun yıllar boyunca bu anlaşma, Türk vatandaşları için Hollanda’ya girişte esnek ve erişilebilir bir yol sunuyordu. Turist vizesiyle gelip ülke içinden başvuru yapmak, süreç devam ederken Hollanda’da kalmak ve zamanla iş kurmak mümkündü. Bugün ise aynı yol, çok daha katı kurallar ve ciddi hukuki risklerle çevrili bambaşka bir yapıya dönüşmüş durumda.
TÜRKİYE’DEN BAŞVURU: OYUNUN YENİ KURALI
2022’de başlayan ve 2025’te Danıştay kararıyla kesinleşen değişim, sistemin temelini değiştirdi. Artık Ankara Anlaşması kapsamında başvuru yapmak isteyen bir kişi, süreci Hollanda’dan değil Türkiye’den başlatmak zorunda. MVV olmadan başvuru süreci ilerlemiyor ve ülke içinden yapılan başvurular neredeyse istisnasız şekilde reddediliyor. Bu değişiklik teknik bir düzenleme gibi görünse de gerçekte başvuru sisteminin tamamını yeniden tanımlayan bir kırılma noktasıdır.
Bugün hâlâ birçok kişi eski alışkanlıklarla hareket ediyor. “Bir şekilde giderim, oradan başvururum” yaklaşımı yalnızca yanlış değil, aynı zamanda ciddi sonuçlar doğurabilecek bir risk haline gelmiş durumda. Çünkü artık mesele sadece ret almak değil; yanlış bir başvuru, Schengen bölgesine giriş yasağına, SIS kaydına ve gelecekteki tüm vize süreçlerinin olumsuz etkilenmesine yol açabiliyor. Ankara Anlaşması bu yönüyle artık basit bir göç yolu değil, dikkatle yönetilmesi gereken bir hukuki süreçtir.
KOLAY YOLDAN KONTROLLÜ SİSTEME
Hollanda makamlarının bu dönüşümdeki yaklaşımı oldukça net. Yıllar içinde sistemin suistimal edildiği, gerçek girişimcilik amacı taşımayan başvuruların arttığı ve bu durumun denetimi zorlaştırdığı ifade ediliyor. Bu nedenle yapılan değişiklikler, resmi olarak anlaşmayı ortadan kaldırmak değil, süreci disipline etmek olarak sunuluyor.
Ancak sahadaki gerçeklik, bu yaklaşımın sonuçlarının çok daha sert olduğunu gösteriyor. Artık süreçte esneklik yok denecek kadar az, hata payı ise neredeyse sıfır. Başvuru sahibinden beklenen yalnızca bir iş kurma niyeti değil; bu niyetin somut, gerçekçi ve sürdürülebilir bir planla ortaya konulması. Yüzeysel hazırlanmış dosyalar ya da eksik belgeler, doğrudan ret ile sonuçlanıyor.
HÂLÂ BİR FIRSAT VAR MI?
Tüm bu değişikliklere rağmen Ankara Anlaşması tamamen ortadan kalkmış değil. Türk vatandaşları için hâlâ önemli bir avantaj söz konusu: RVO puan sistemi uygulanmıyor ve değerlendirme doğrudan iş planı üzerinden yapılıyor. Bu, doğru hazırlanan başvurular için hâlâ güçlü bir fırsat anlamına geliyor.
Ancak bu fırsatın doğası köklü biçimde değişmiş durumda. Artık bu yol, hızlı ve kolay bir çözüm değil; ciddi hazırlık, doğru strateji ve hukuki bilgi gerektiren bir süreç. Gerçek bir iş modeli, ikna edici bir plan ve sürecin doğru yönetimi olmadan başarı şansı oldukça düşük.
Avrupa hukuk çevrelerinde bu yeni uygulamaların Ankara Anlaşması’nın ruhuna aykırı olduğu yönünde tartışmalar sürüyor. Ancak uygulamada belirleyici olan teori değil, mevcut sistemin nasıl işlediği. Bugün Hollanda’da geçerli olan gerçeklik, kuralların sıkılaştığı ve sürecin ciddi biçimde zorlaştığıdır.
Sonuç olarak Ankara Anlaşması bitmedi, ancak eski haliyle de devam etmiyor. Bu sürece girmek isteyenler için en önemli mesele artık başvuru yapmak değil; doğru zamanda, doğru yerden ve doğru şekilde başvuru yapmaktır. Aksi halde bu yol, bir fırsat olmaktan çıkıp uzun vadeli ve ağır sonuçlar doğurabilecek bir hataya dönüşebilir.



















