Ermeni-Türk İlişkileri ve Soykırım İftiraları…(4)

Ermeni Meselesini Doğuran Tarihi Süreç …

 

İttifak Devletleri’nin Anadolu’yu Paylaşma Planları:
Savaş sürerken 1917 Ekim ayında Rus Bolşevik İhtilali meydana gelir ve Rus askerleri cepheden geri çekilirler. Bolşevikler 28 Ekim 1917’de “Barış Bildirgesi” yayınlarlar. Buna göre savaşan bütün devletler harbe son vermeli, hiç bir arazi parçası ilhak etmeksizin ve harp tazminatı ödemeksizin adil bir barış akdetmelidirler. Lenin iktidara gelmesiyle 18 Aralık 1917’de Osmanlı ve Rus delegeleri Erzincan’da savaşa son veren bir mütareke aktederler ve daha sonra meşhur 3 Mart 1918’de Brest-Litovsk Barış Anlaşması imzalanır.
Erzincan mütarekesinden sonra bölgeden çekilen Rus kuvvetlerin yerine boşluğu doldurmak için Ermeni çeteleri yerleştirilir. Mahalli idarelere Ermeni memurlar tayin edilerek iç güvenliği sağlamak adına Ermeni milis teşkilatları kurdurulur. Lenin’i etkisine alan Ermeni Bolşeviklerin gayesi, Ruslar bölgeden tamamen çekilmeden önce idareyi Ermenilere verilmesini sağlayarak, bu bölgenin Türklere iadesine engel olmaktır.

 

Diğer taraftan Bolşevik ihtilalinden hemen sonra Ermeni-Gürcü ve Azerilerden oluşan ve merkezi Tiflis olan Maveray-ı Kafkas Devleti Kurulunca Bolşeviklerin Ermenilere karşı bakış açıları değişir ve Anadolu’da kurulması düşünülen bağımsız Ermenistan’ın kuruluşunu ertelerler.

 

Rusların Ermenistan’ın kurulmasını erteleyen tutumu bazı Ermeni liderleri memnun etmez ve bu münasebetle İngilizlere müracaat ederek yardım talebinde bulunurlar. İngilizler durumdan istifade etmek ister ve tüm Ermenilerin, İran Ermenileri’de dahil ne kadar silahlı birlik çıkarabileceklerini tespit etmek isterler. Tiflis’teki Amerikan temsilcisi Willoughby Smith’le görüşen Ermeni çetesi lideri Antranik, Kafkas sınırında mevcut silahlı çetelerin sayısının 35.000 olduğunu, istenirse bu sayıyı 150.000 çıkarabileceklerini iletir.
Brest-Litovsk Anlaşmasıyla Rus ordularının Anadolu’dan çekilmesiyle başıboş kalan Ermeniler, ittifak devletlerinden umdukları desteği bulamayınca Maveray-ı Kafkas Devletinden ayrı, kendi başlarına 1918’de Bağımsız Ermenistan’ı ilan ederler. Ruslar Gürcü asıllı Stalin’inde tesiriyle bağımsız Ermeni devletine pek sıcak bakmazlar.
30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Ordusu tüm cephelerde silah bırakır. 10 Ağustos 1920’de Batı ittifakı İngiltere-Fransa-İtalya ve Yunanistan savaşta edemedikleri başarıyı masada elde etmek isterler ve Osmanlıya Sevr Anlaşmasını imzalattırarak kağıt üzerinde Anadolu’yu paylaşırlar. Sevr Anlaşmasına göre: Doğu Anadolu’nun büyük kısmı Erzurum, Erzincan, Trabzon, Van, Bitlis dahil olmak üzere Ermenistan’a bırakılır. Fakat aynı yıl içinde 1920’de Bolşevikler bölgeyi Sovyet Ermenistan’ı ilan ederek, bağımsız Ermenistan fikrine sıcak bakmazlar. Anadolu, ancak 19 Mayıs 1919’da Samsundan Mustafa Kemal önderliğinde başlayan Türkiye’nin Kurtuluşu Mücadelesi neticesinde (1919-1923) Anadolu toprakları kurtarılır ve Lozan Anlaşmasıyla bugünkü Misak-ı Milli sınırları çizilir.
Ermeniler Tarihi gerçekleri saptırarak iddia ettiklerinin aksine Anadolu toprakları üzerinde bir gün dahi bağımsız bir devlet olamamışlardır. 3 Mart 1918’de Brest-Litovsk Barış Anlaşması imzalanır ve aynı yıl 1918’de Ermeniler Bağımsız Ermenistan’ı ilan ederler. Yine aynı yıl içerisinde gerçekleşen bu iki olayı, devletler hukuka göre değerlendirecek olursak, ya 3 Mart 1918 Brest-Litovsk Anlaşması hükümsüz sayılacak, ya da Ermenistan devleti geçersiz kabul edilecek. Ermeni tarafını tutarak Brest-Litovsk Anlaşmasını geçersiz kabul etsek, o vakitte Barış Anlaşması geçersiz olur ve savaş hali devam eder. Kaldı ki Osmanlı Ordusu 18 Ekim 1918 Mondros Mütarekesine taraf olduğu için silah bırakıyor ve savaş haline anlaşmayla son veriyor. 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesinden 10 Ağustos 1920 Sevr Anlaşmasına kadar geçen süre içerisinde Bağımsız Ermenistan’ın tanınması mümkün değil, çünkü savaşa taraf olan devletlerce mütareke şartları geçerli. 10 Ağustos 1920 Sevr Anlaşmasına kadar Osmanlı topraklarının paylaşımı söz konu değil. Öyle olmasa idi Sevr Anlaşmasına lüzum hissedilmezdi. Dikkat edilmesi gereken bir husus’ta 1920’de Bolşevikler bölgeyi Sovyet Ermenistan’ı olarak ilan ediyorlar, bağımsız Ermenistan olarak değil. Hani nerede bağımsız Ermenistan?..

 
10 Ağustos 1920 Sevr Anlaşmasına gelirsek, Mustafa Kemal Kurtuluş Mücadelesini 19 Mayıs 1919’da başlatıyor ve Yeni Türkiye Cumhuriyeti devleti taraf olarak Sevr Anlaşmasını tanımıyor ve tanımadığı için de 24 Temmuz 1923‘de Lozan Anlaşması İmzalanıyor. Şimdi tüm bu tarihi gerçekler ışığında görülüyor ki, devletler ve uluslar arası hukuk kurallarına göre, Anadolu topraklarında Bağımsız Ermenistan devletinin kurulması mümkün değildir. T.C. olarak taraf olduğumuz 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Anlaşması bugünkü Türkiye ve Ermenistan sınırlarını belirlemiştir. Sevr Antlaşması’nı geçersiz kılan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıyan 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması’nda ise Ermeniler hakkında hiçbir hüküm yer almamaktadır.

 
Günümüzde ABD ve Avrupa Ülkelerinin Türkiye’yi AB dışında bırakmak için kullanmak istedikleri “ Ermeni Soykırımı” iddialarının arkasında işte bu tarihi gerçekler vardır. En çarpıcı gerçeklerden bir tanesi ise şudur: Ermenilerin Anadolu’da Tehcire tabi tutulmaları Alman Genel Kurmayının Osmanlı Ordusunu yukarıdan, tepeden yönettiği 1914-1918 yılarında gerçekleşmiş olmasıdır. Bu olayların Alman Genel Kurmayı arşivinde bulunan belgeleri ise 5 Kasım 1918 tarihinde Alman Tuğgeneral Hans Von Seeck tarafından İstanbul’dan denizaltı ile Almanya’ya kaçırılan belgelerdir. Bu belgeler günümüzde de sır gibi gizlenip tarihçilerden saklanmaktadır. Arşivleri saklamalarının bana göre başlıca nedenleri ise:

1) Almanlar Yahudi soykırımında Dünya kamuoyunda yalnız kalmamak için Türkiye’yi yanlarına almak istemekteler.

2) 1914-1918 Yılları arasında Osmanlı ordusunu tepeden yönettikleri için kendilerini ele verecek belgeleri gizlemek istiyorlar.

3) II. Dünya savaşında umdukları destek ve yardımı alamadıkları için Türkleri suçlu buluyor ve savaş yenilgisinin intikamını Türklerden almayı düşünüyorlar.

4) Türkiye’yi AB üyeliği sürecinde sıkıştırıp taviz koparmak istiyorlar.

5) Hıristiyan olan Ermenileri, Müslüman olan Türklere tercih ediyorlar vs gibi sebeplere dayandıracağımız sebeplerden ötürü, belge ve arşivler gizli tutulmaktadır.
Şimdiye kadar yazdıklarımızı özetleyecek olursak: 1789 Fransız ihtilalinin etnik kimliklere dayalı hürriyet mücadelesini ateşlemesi sonucunda, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde batılıların kışkırtmasıyla etnik milliyetçiliğe dayalı ayaklanma ve bağımsızlık hareketlerini görmekteyiz. Osmanlı imparatorluğunun toprak kaybı ilk önce balkanlarda olmuştur. İttihat ve Terakki yönetiminin yanlış ve hatalı tutumları devleti I. Dünya harbine sokmuştur. Osmanlı Ordusu, Almanların denizden tezgâhladıkları bir oldu- bittisi ile ittifak kuvvetlerine karşı (Rusya-İngiltere-Fransa-İtalya) Almanya’nın safında savaşa sürüklenmiş, Sarıkamış yenilgisi sonrası, Rus Ordusunun Doğu Anadolu’yu zapt etmesiyle, bölgede Ruslara yardım eden Ermeniler Tehcire tabi tutulmuştur. Yer değiştirme kararı ile Osmanlı Devleti, Ermenileri yok olmaktan kurtarmış ve eşine rastlanmaz bir şekilde korumuştur. Bugün Ermeni milleti varlığını devam ettiriyorsa, bu Osmanlıların iyi niyeti ve başarısı sayesindedir.
Ermeniler tarih boyunca; Pers, Makedon, Selefkit, Roma, Part, Sasani, Bizans, Arap ve Türklerin hâkimiyeti altında yaşamışlardır. Ermenileri Bizans’ın zulüm idaresinden kurtaran ve onlara insanca yaşama hakkını bahşeden, Selçuklu Türkleri olmuştur. Fatih döneminde ise, Ermenilere din ve vicdan hürriyeti en üst düzeyde verilmiş, Ermeni cemaati için dini ve sosyal faaliyetlerini yönetmek üzere Ermeni Patrikliği kurulmuştur.

Beşinci bölümde: Yeni Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenilerle İlişkiler.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *