İsviçreli Türklerin genel başlıklarla durumu

Yerleşim (İkamet)

İsviçre Türk Toplumunun aktarımına göre bugün İsviçre’de yaklaşık 120.000 Türk vatandaşı yaşamaktadır.  Bunlardan 40.000’i İsviçre vatandaşlığına geçmiş bulunmaktadır. Türk vatandaşlarının büyük çoğunluğunun devamlı oturma hakkına sahip olduklarını söyleyebiliriz. Sürekli oturma izni İsviçre‘de uzun bir müddet kalan ve İsviçre yasalarına uyumlu olan yabancılara verilmektedir. Daimî oturma hakkını elde eden yabancılar da İsviçre vatandaşlarının sahip olduğu haklara sahip olabilmektedirler. Bu açıdan Türklerin bu hakka sahip olmaları kendileri bakımından büyük bir kazanımdır. İsviçre‘de kiralama veya satın alma yoluyla herhangi bir eve sahip olamayan yabancı aile fertlerini yanına alamaz. Aile nüfusuna münasip bir evin olması zorunludur. Büyük firmalar işçilerine bu konularda yardımcı olmaktadırlar. Evlere oturma, ev değiştirme durumu izne tabidir. Sürekli ikamet izni olan yabancılar satın alma yoluyla mülk sahibi olabilir. Diğer yabancı bireyler ise izne tabidirler.

Çalışma Hayatı: Önceleri İsviçre ‘ye vizesiz seyahat izni varken 1982 yılında kaçak işçi girişlerini önlemek amacıyla vize getirilmiştir. Sürekli oturum izni için diğer Avrupa ülkeleri vatandaşlarından İsviçre‘de 5 yıllık ikamet şartı aranmasına rağmen Türkler için 10 yıllık ikamet şartı aranmaktadır. Sürekli ikamet sahibine işe alınmada öncelik tanındığı için Türkler bu öncelik hakkına diğer Avrupa ülkeleri bireylerinden 5 yıl geç kavuşabilmektedir. Bu ayrımcılık burada yaşayan Türkler adına bir haksızlık olarak karşımıza çıkmaktadır. İş sözleşmesi ve fiyatlar toplu sözleşmeler ile düzenlenmektedir. Toplu iş sözleşmesi Federal Hükümet tarafından İsviçre‘nin tümünde geçerli kılınmaktadır. Avrupa‘da serbest dolaşım hakkı ve işsiz kalmamak maksadıyla İsviçre‘deki Türklerin gelecek nesillerini devamlı iyi meslek sahibi yapmaları gerekmektedir. Bütün işçiler işsizlik sigortasına tabi olduğundan dolayı, işsizlik durumunda Türkler de diğer işsizler gibi işsizlik sigortasından işsizlik parası alma hakkına sahiptirler. İsviçre’de işyeri ve meslek değiştirmek izne tabidir. İşe her giriş izin ile olmaktadır. Bütün iş ve meslek değiştirme için tekrar izin alınması gerekmektedir.

Sosyal Güvenlik: Sosyal güvenlik bakımından Türk işçilerinin durumu ile İsviçre halkı aynı haklara sahiptir. İşsizlik, sağlık, emeklilik, dul ve yetimlik, kaza sigortaları herkes için eşit koşullar altında dizayn edilmiştir. Normal emekliliğin yanı sıra pansiyon kasa gibi uygulamalar da mevcuttur. Ayrıca Türkiye-İsviçre arasında 1969 yılında imzalanmış anlaşma ile emekliliğin Türkiye’de yapılması kolaylaştırılmıştır. 1992 yılında bil itibar Türklere çifte vatandaşlık hakkı verilmiştir.

Eğitim Hayatı: En önemli sorunların başında işçi çocuklarının eğitimi gelmektedir. İsviçre’de lisan Türk çocukları için ilk aşamada zorlu gelmekte ve bu yüzden okulda yeterince başarılı olamamaktadırlar. Okul sistemlerinin farklı olması, lisan noksanlığı özellikle eğitime Türkiye’de başlamış öğrencileri zorlamaktadır. Bu konuda diğer etkenler ise şöyle sıralanabilir; ailelerin dil ve bilgi yetersizliği, yeterli rehberlik uygulayamamaları, işte olmaları sonucunda çocuklarıyla ilgilenemeyişleri. Çocukların da yer yer çalıştırılması bir diğer başarısızlık nedenidir. (Kayadibi) Yetişkinlerin eğitimi de bu bağlamda önem kazanmaktadır. Kadınların da bu kapsamda eğitilmesi önem arzetmektedir. Zira eğitim çok kapsamla ve içrek bir yapıya sahiptir çözümü topyekûn bir çalışma ile mümkündür.

Kültürel Yapı: İlk jenerasyon kültürlerini yaşamakta ve korumakta çok sorun yaşamamıştır. İkinci ve üçüncü jenerasyon için ise durum aynı denemez. Yabancı bir kültür ile kendi öz kültürü arasında bir bocalama yaşadıklarını söyleyebiliriz. Bunun çözümü İsviçreli makamlar için de önem arzetmektedir.

Zürih’te Türklere yönelik yapılan bir ankette sizce yabancı düşmanlığı yapılıyor mu? Sorusuna evet %12 çıkmıştır. (Kayadibi, İsviçre‘de Türk İşçilerinin Sosyal Sorunları Üzerine Bir İnceleme, 1994) Salt ırkçılık kavramı ile açıklamak yerine daha iktisadi bir yaklaşımla yorumlanabilir bu durum. Yabancı düşmanlığının önüne geçebilmek için yerel kaynaklar bir dizi önlem almıştır halihazırda.

Türkler yabancı bir kültürde kendi kültürlerini korumak, yeni nesillere kültürlerini aktarmak maksadıyla bir takım kültürel faaliyetler yürütmektedirler. Bunun için çeşitli kültürel ve eğitsel dernek ve vakıflar kurmuşlar ve federasyonlar çatısı altında bir araya getirmişlerdir. Hatta bu bağlamda Türk çocuklarının kültürlerini öğrenebilmeleri maksadıyla Türkiye‘den öğretmenler gönderilmektedir.

Sonuç: İsviçre’deki Türk vatandaşlarımızın dününü ve bugününü mümkün olduğu kadarıyla aktarılmıştır. Bu noktadan sonra yarın üzerine çalışmak elzemdir. Yaşanan sorunlar siyasi, iktisadi ve kültürel bağlamda incelenmiş ve çözüm için hem Türk vatandaşlarının hem de İsviçre yönetiminin ortak iş birliği sonucu öngörülmüştür. Türk kültürünün muhafazası ve sürdürülebilmesi için bu zeminde atılacak her adım kıymetlidir. İsviçre’de kurulacak bir Türk Üniversitesi bu adımın ilk hamlesi olabilir. Bu bağlamda Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı aradaki uyum ve koordinasyon için çalışmalar yürüten yegâne kurumlardandır.

Suat Şahin

İsviçre Türk Toplumu (İTT) Genel Başkanı




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!