Türkiye’nin dünyaya açılan dev penceresiyiz

Avrupa Türk Diasporası, Türk diasporasının önemli bir bölümünü oluştuyor. Yarım asırlık bir tarihi geçmiş ve göçmenlik tecrübesine sahip. Elli yıllık bir sürecin diaspora için kısa sayılabileceği tartışılabilir. Ancak, Avrupalı Türkler misafir işçilikten yerleşik hayata, göçmenlikten katılımcı topluma dönüşüm gibi iki farklı süreci hızlı bir şekilde yaşadılar.

Avrupalı Türklerin üçüncü ve dördüncü nesli bu ülkelerde doğdular. Bu neslin kökleri; dedeleri ve büyük anneleri Türkiye’den geldiler. Avrupalı ve Amerikalı araştırmacıların, bu nesil üzerine yaptıkları araştırmalarda, gençlerin kimlik, aidiyet, Türklük, kültür gibi tanımlamalara verdikleri cevaplar, sosyal bilimcileri şaşırtırken, bize de artık bir Avrupa Türk Diasporası sürecinin başladığı işaretini vermektedir.

Bu durum şüphesiz, Türk Medeniyetinin sürekliliği ve etkileyiciliği, Türkiye ile ilgili duygusal ilişkilerden kaynaklandığı gibi, aynı zaman da gençlerin içinde bulundukları toplumun bireyleri ve kurumları ve elbette medyası tarafından dışlanmaları ve onlara sürekli sen yabancısın, Türksün, Müslümansın gibi hatırlatmalarından da oluşmaktadır.

Avrupalı Türkler’de Siyasal kültür gelişmemiş ve oluşmamıştır. Onun içinde itiraz kültürü ve hak arayış istenilen düzeyde değildir. Müslümanların “séparatisme” (ayrılıkçı) Müslümanlar olarak hedef alındığı Fransa’da ya da Siyasal İslam takip merkezinin kurulduğu, İslam haritası ile Müslümanların camileri, okulları ve işyerlerinin hedef gösterildiği Avusturya’da Müslümanların bu antidemokratik uygulamalara karşı sokaklara dökülüp demokratik hak arayışına girdiğine, itiraz ettiğine şahit olamıyoruz; çünkü bu olup bitenleri derinlemesine okuyup, sebep-sonuç ilişkisini ve yaratacağı toplumsal sonuçları tahlil edecek siyasal kültür ve zihinden yoksundur.

Fransa ve Hollanda örneği üzerinden bakacak olursak, siyasal kültürün oluşumu için çalışan, geçmişi ve hikayesi olan kaç tane dernek vardır ve neler yapmıştır? Ne yazıkki kurumsal olarak “Siyasal kültür“ oluşturma noktasında çalışan ve örnek verebileceğimiz sayılı derneklerimiz mevcut.

Örnek olarak COJEP ınternational’i zikredebiliriz veya Hollanda’da STK olmayan ama siyasi bir kimlik ve kültür oluşturmaya çaba sarf eden Denk partisini söyleyebiliriz. Dernek olan Cojep, Türklerin Siyasal katılım için son 20 yıldır “sandığa yazıl, oy kullan“ -Fransa ulusal meclisinde yurttaşlık kongresi -farklı milletlerden sanatçıların katıldığı demokrasi şölenleri ve yurttaşlık eğitimleri vermiştir.

Türklerin siyasal katılımında öncü rol üstlenmiş ve farklı partilerden Türklerin yerel yönetimlerde listelere girmelerini motive etmiştir. Listelere giren onlarca Türk vatandaşı belediye meclis üyesi olmuş ve belediye başkan yardımcılıklarına yükselmiştir. Ancak o sınır aşılamamış ve ondan öteye gidilememiştir. Bu değerli birikime dair detayları “Surların önünde göçmenler” adlı kitabımızda bulabilirsiniz. Cojep’in dışında bireysel hareket eden çok sayıda Türk, listelerde yer almış ve çok azı seçilmiştir. Seçilenlerin çoğu yeşil ve aşırı sol listelerden olmuştur.

Bu listelerden seçilen Türk kökenli seçilmişlerin Türkiye karşıtlığı hatta düşmanlıkları dikkatten kaçmamalıdır. Burada şöyle bir soru akla geliyor, acaba bu partilerin Türkiye karşıtı insanları listelerinden aday göstermelerinde ki amaçları nedir? Batı demokrasilerinin bu iki yüzlülüğü dikkate alınmadan siyasal temsil ne kadar mümkündür?

Bunların üzerinde düşünülmelidir. Çünkü bu strateji ile batılılar ideolojik kardeşliği olan Türkiye karşıtı grupları siyasete taşıyarak demokrasilerinin ne kadar çoğulcu olduğunu göstermiş oluyorlar hem de Türkiye diasporasının hakkı olanı siyasal temsil alanını kapatıyorlar ve aynı zamandada Türkiye kökenli siyasetçilerden Türkiye düşmanı bir siyasal kanaat oluşturuyorlar.

Örneğin, Sosyalist Partiden Strazburg Belediye Başkan Yardımcısı seçilen Mine Günbay, Türkiye seçimlerinde oy kullanmak için Türkiye Cumhuriyeti Strazburg konsolosluğuna gittiğinde buraya her geldiğimde kusasım geliyor diye Tweet atmıştır. Bu örnekler çoğaltılabilir. *Bkz:

https://www.hurriyet.com.tr/avrupa/turkiyeye-hakaret-eden-siyasetciye-istifa-cagrisi-40004447

Bütün bu gerçekler “Siyasal Kültür” çalışmasının varlık ve yokluk mücadelesi olarak görülmesini zorunlu kılmaktadır. Ancak Fransa örneğinde görüldüğü gibi Avrupa’da Siyasal kültür için kurulmuş dernekler yok denecek kadar azdır; çünkü bu amaçla kurulmuş derneklerin yaşama şansı yoktur ya da çok azdır. Camii derneklerinin fitre, zekat, bağış, hacumre, kurban ve eğitim gibi alanlardan gelen yardımları ve 60 yıllık kurumsal kimlikleriyle maddi sorunlarını büyük oranda aşmıştır.

Ancak bu çatı kuruluşlarının “Siyasal Kültür” oluşturma programları hiç olmamıştır.  Avrupa’da çıkarılan yeni yasalarla bundan sonra artık imkansızdır. İtiraz kültürü ve hak arayışı için siyasal kültürün toplum tabanına yayacak derneklere ihtiyaç vardır yani yenilikçi bir yapılanma gerekmektedir. Bu dernekler olmadan hali hazırda ve gelecekte Türklerin karşılaşacağı siyasal sorunları göğüslemesi zor görünmektedir.

Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenlilerin son derece ciddi bir önemi olduğu açıktır.

Türkiye kökenliler Türkiye’nin dünyaya açılan dev bir penceresidir. Onların sayesinde milyonlarca insanımız Avrupa’ya sürekli ya da kısa süreli-turist olarak gitme ve oradan ülkemize bilgi-görgü-tecrübe aktarma işlevini görmüşlerdir.

Onların varlığı, sadece yaşadıkları ülkelere değil, Türkiye’ye de sosyal, ekonomik, mali, siyasal pek çok katkı getirmiştir.

Bu çok yönlü katkılar doğrudan ya da dolaylı bir biçimde daha da devam etmektedir ve bu sebeple Diasporamızı daha güçlü kılmayı başarabilmeliyiz.


Ali Gedikoğlu

Aktivist yazar ve Cojep Internasyonal Başkanı (Fransa)




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!