Komkommertijd!

Hollandalılar yaz tatili dönemine ‘salatalık zamanı’ (komkommertijd) derler. İngilizceden ödünç alınan bu deyimle, yaz tatili dolayısıyla dişe dokunur haberlerin olmadığı ifade edilir. Nitekim bu dönemde haber kaynakları ya tatildedir ya da rutin işlerle meşguldürler ve yeni veya ilgi çekecek bir gelişme olmaz. Öyle ki Hollanda’da hükümet kurma çalışmaları bile tatil sonrasına bırakılır.
Ancak bu yaz ‘komkommertijd’ hiç de şanına yakışır bir şekilde başlamadı. Geçen hafta, Hollanda’nın meşhur ve aynı zamanda cesur araştırmacı gazetecilerinden Peter R. De Vries silahlı saldırıya uğradı. Yakın mesafeden başına isabet alan de Vries maalesef kurtarılamadı ve dün vefat etti. Ona sıkılan kurşunlar aslında adalete, masumiyete ve insanlığa sıkıldı. Onun gibi bir kahraman ve işinin ehli gazeteciler nadir dünyaya gelirler ve maalesef çoğunun kaderi de aynıdır. Bir kiralık katilin kurşunlarına hedef olurlar.
Peter R. De Vries’in öldürülmesi ile alakalı iki kişi göz altında. Zanlıların basına sızan geçmişlerine bakılırsa insanın aklına ilk gelen kiralık katiller oldukları. Bakalım yargı onların arkasında kimlerin olduğunu ortaya çıkarabilecek mi? Aslında azmettirici olarak herkesin üzerinde mutabık olduğu bir mafia lideri var, ancak bu yetmiyor. İlla da somut deliller gerekli.
Zamanın şanına yakışmayan bir diğer gelişme de pandeminin tüm Avrupa’da yeniden yükselişe geçmesi oldu. Hollanda’da daha iki hafta öncesine kadar yüzlü rakamlarda gezen vaka sayısı bir hafta içinde onbinin üzerine çıktı. Bundan dolayı da gevşetilen bazı önlemler tekrar uygulamaya konuldu. Eğer böyle giderse yeni önlemlerin geleceği şüphesiz. Bu durum herkes en az üç doz aşı olana kadar devam edeceğe benziyor.
Bütün dikkatler Peter R. De Vries suikastı ve pandemiye çevrilmişiken bu hafta bir de sel felaketi ortaya çıktı. Özellikle Belçıka ve Almanya olmak üzere bir çok Batı Avrupa ülkesi sel felaketlerine maruz kaldı. Nehirler yataklarından taşıp şehirlere aktı. Bazı şehirlerin caddelerinde su seviyesi iki metreyi aştı. Şimdiye kadar 100’den fazla kişi hayatını kaybederken, milyarlarca euro maddi zarar ortaya çıktı.
Bu sel felaketi uzun süredir tartışılan, ancak bir türlü somut tedbirlere yol açmayan iklim sorununu tekrar gündeme taşıdı. Bundan sonraki süreçte de sık sık gündeme geleceği kesin. İklim her ne kadar küresel bir sorun olsa da, gerek kıtasal gerekse bölgesel tedbirler kaçınılmaz olacaktır. Karbondioksit salınımı, su kullanımı ve yönetimi, sürdürülebilir ve ekolojik tarım ve hayvancılık, imar ve enerji gibi bir çok alanda çevre lehine ciddi değişikliklerin yapılması kaçınılmazdır. Ancak bunların global seviyede olması gerekir. Aksi takdirde elekle su taşımaktan öteye gidilemeyecektir. Nitekim, global ölçekte çevreye en fazla zarar veren ABD, Kanada, Suudi Arabistan, Çin, Avustralya ve Rusya gibi ülkelerin kayıtsız kalması diğer ülkelerin çabalarını boşa çıkaracaktır. İşte bu noktada AB gibi bölgesel güçlerin etkisinin ne olacağı merak konusudur. Aksi takdirde Benelüks ülkelerinin alacakları tedbirlerle global iklim sorununu çözmeye çalışmak abesle iştigal olacaktır.
İşte bu yılki komkommertijd böyle başladı. Bakalım ileriki gün ve haftalarda neler olacak. İnşallah güzel şeyler olur da onları da yazar yüreklere su serperiz.
Bu vesileyle Bayramınızı kutlar, her gününüzün bayram tadında geçmesini dilerim.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!