Kutuplaştırmanın, ötekileştirmenin ve ırkçılığın önlenmesi için formüller

Hayatta sonu olmayan ender şeylerden birisi iylik yapmak. İyilik yaparak hem kendimizi mutlu ederiz hem de başkalarını. Bu düsturla hayata bakarsak, ona göre hayatımıza yön verirsek otomatikman bazı şeyler daha iyi rayına oturur.
Bu ayki manşetimiz ‘Düşmanlarımızı Azaltalım, Dostlarımızı Çoğaltalım’. Bir dost kazanmanın önemini hepimiz biliyoruz, ancak dostlar kazanmak için elimizden gelen her şeyi yapıyor muyuz?
Bu söylemi kendimiz için düşünebiliriz, ama toplum için de düşünebiliriz. Komşulukta, doğada, şehirde köyde, trafikte ve iş yerinde, hatta kamuya açık alanlarda da aynı söylemi uygulayabiliriz. Daha da makro seviyelere bakalım; artık ülkeler arasında da dostluk kazanmanın önemi çağımızda hiç olmadığı kadar önem kazandı. Devlet adamları her görüşmelerinde bunu vurgular hale geldi. O çerçevede de bunu uygulayacak alanlar oluşturmak gerek. Çağımızın hastalığı olan polarizasyonun, kutuplaşmanın ve ötekileştirmenin, dışlamanın ve ırkçılık gibi hastalıkların önüne geçmenin formulleri burada yatıyor.


Herşeyin başı iyilik. İyi bir insan olmak, iyi bir kul olmak, iyi bir eş olmak, iyi bir kardeş, iyi bir veli, iyi bir dost-arkadaş olmakla başlayan bu tür söylemleri hayatımızın her anından uygulamaya gayret göstermemiz gerek. Yarından itibaren iyi bir komşu olmak için yeni bazı eylemler düşünün ve Hollandalı komşularınıza da daha yapıcı ve olumlu yaklaşın mesela. Türkiye’den tatilden gelirlen Holladalı komşunuza bir hediye alın, onları bir gün bir bahçe mangalına davet edin, yaptığınız ya da satın aldığınız gözlemelerden birkaçını komşunuza verin. Bazı şeylerin değiştiğini göreceksiniz. Böylece kıskançlıkları ve düşmanlıkları azaltmaya çalışalım.

Ufukta yeni seçim gözüküyor
Hollanda’da 2021 Mart ayından beri hükümet kurulamıyor. Partiler arasında koalisyon oluşmadı ve son olarak çoğunluğu olan bir koalisyon yerine şimdi de bir azınlık hükümeti üzerinde duruyor hükümeti kurmakla yükümlü partiler. Ancak meclisteki gelişmeleri takip ettiğimizde gördüğümüz fotoğraf iç açıcı değil. Mart 2022’de belediye seçimleri var, onunla birlikte yeni bir parlamento seçimlerinin de yaklaştığını düşünüyorum. Bir azınlık hükümetinin kurulması küçük ihtimal da olasılıklar arasında elbette; ancak öyle bir durumda bile 4 yıl boyunca hükümetin devam edebilme ihtimalini çok düşük görüyorum. Korona krizi, Afganistan krizi derken, meclis neredeyse her hafta başka bir krizle boğuşuyor. Bu da partiler arasındaki zaten düşük olan güveni gitgide sarsıyor. Tabi yeni seçimlerin soruna çözüm getirip getirmeyeceğini zaman gösterecektir, ancak Mark Rutte VVD’nin başında olduğu müddet içinde ana yönetici olduğu sürece Hollanda’nın politik sorunları bitmeyecek gibi duruyor.

Fındık toplamaya işçi bulamıyor vatandaş’
Zaman zaman toplumumuzun ve esnafımızın durumunu sorup soruşturmak için belirli ziyaretler yapıyorum. Bu ay da bu sebeple ziyaret ettiğim bir kaç değerli iş adamımız vardı. HOTİAD Onursal Başkanı, FINMA BV CEO’su Mehmet Soytürk ağabeyi yerinde ziyaret ettim mesela. Mehmet ağabeyle zaman zaman mail yoluyla da haberleşiriz ama o en çok çatkapı dediğimiz ziyaretleri seviyor o. Bu yüzden yine ziyarete varmadan biraz önce arayıp, yanına uğradım. Hollanda’nın ve Türkiye’nin ekonomik ve sosyal durumlarını konuştuk biraz. Türkiye’nin sorunlarından bahsederken, ‘fındık toplamaya işçi bulamıyor vatandaş’ dedi. Hatta sırf çevrede örnek olması için birkaç gün kendisi fındık işçisi gibi fındık toplayıp güzel bir mesaj vermek istemiş Karadeniz’de, ancak tatildeki vakit kısıtlılığından gerçekleştirememiş. 15 yasından beri hiç durmadan çalışan birisi olduğunu, çalışmadan hiç gocunmadığını belirtiyor değerli Mehmet başkan. Onun bu azmi gerçekten takdire şayan.

İnsan kolay mı yetişiyor?
Bir diğer ziyaretimde ise TUR-NED CEO’su İlhan Döne’ye gittim. TUR-NED’in içinde bulunduğu sebze hali ve toptancılar merkezine gittiğimde, İlhan ağabeyin kullandığı yerin kendisine küçük geldiğini ve bir çok malzemenin dışarda durduğunu gördüm. Bunu sorduğumda ise meyve-sebze hali ve toptancı merkezinin yıkılıp daha büyük bir şekilde yenileceğini söyledi.

TUR-NED şirketi şu anki hal’in en eski kiracılarından birisi. Yenileme sürecini anlatırken İlhan ağabey, Hollandalıların planlama konusunda nasıl iyi iş yaptıklarını şu şekilde anlatıyor: “Öncelikle buranın dönüştürülmesi için belediye, kiracılara teklif etti. ‘Burayı kiracılar olarak cüzi bir miktara satın alın ve buna bir yönetim atayarak dönüştürün’ dediler. Ancak bu çok kapsamlı bir iş olduğundan ve kiracıların uzun süreli kalmamasından dolayı bu gerçekleşmedi. Henüz işadamlarımız bu toplu ölçekte iş yapmayı göze alamıyorlar. Böyle olunca burayı 2016 yılında Amerikan bir yatırım şirketine belirli kontratlar düzeyinde sattılar. Bu şirket, sebze halini komple yıkacak ve yeniden modern bir hal haline getirecek. Bölgenin içinde ve dışında yeni büyük binalarla destekleyip burayı daha cazibeli bir merkez haline getirecekler”.

Anlatılanlardan çıkardığım bazı notları sizlerle paylaşmak istiyorum. Rotterdam belediyesi hali satarken belirli şartları varmış bu şirkete. Bunlardan en önemlisi, halihazırda içerde bulunan kiracıları yormayacak ve onların isteği doğrultusunda onlarla anlaşarak yürüyeceksiniz demişler. 10 yıllık yeni bir sürece doğru gidilen, ekonomiye katkı sağlayacak bir sürece girilmiş oldu böylece. Bir diğer şart ise, bu yılın sonunda belediyeye nasıl bir dönüşüme çevireceklerini projesiyle birlikte sunmaları ve onaylatmaları gerekiyormuş.
2024 yılında ise proje tamamıyla start almış olacak ve 10 yıl içerisinde bitmiş bir halde teslim edilmesi gerekiyormuş. Belediyenin koştuğu şartlar bunlar.


Yenilenen toptancı merkezi içinde ise İlhan ağabeylerin şirketi şu anda bulundukları hacmin neredeyse 2-3 katına çıkacak şekilde yer ayırtmışlar. Bunu da şirketin büyümesini ve gidişatı öngörerek yapmak zorundalar. Yeni dönemde ise toptancı merkezinin en büyük kiracısı olma yolunda hızla ilerliyorlar.
HOTİAD’ın teorisyenlerinden İlhan ağabey ‘insan harcamayan’ bir sistemin ipuçlarını şöyle veriyor: “Sistemlerin en önemli sermayesi yetişmiş insan kaynağı, Çin’de 100 bin kişi üretiyor, 1,5 milyar uyguluyor, Batı’da ise her birey üretiyor, çok farklı bir model. Burada üniversiteler, STK’lar, işinsanları, bireyler her biri üretiyor. Mesela örnek olması bakımından, eski siyasetçisini, eski bürokratını harcamıyor. Siyasette en üst makama ulaşmış birisinin harcandığını burada göremezsiniz Hollanda’da. Emekli hiç bir siyasetçiyi harcamıyor sistem. Bir insan kolay mı yetişiyor? Derler ki bir insanın yetişmesi için 8-10 yıl gerekiyor. Farklı siyasi görüşten de olsa, buna bakmaksızın insanı değerlendirmeyi ve bir kıymet bilmeyi biliyor batı sistemi. Farklı düşünüyorlar, ama asgari müştereklerde çok iyi birleşebiliyorlar. Bizde ise malesef ya siyah var ya da beyaz”.


Evet sevgili okurlarımız, bir insan gerçekten kolay yetişmiyor. Bu yüzden de diyoruz ki: “DÜŞMANLARIMIZI AZALTALIM, DOSTLARIMIZI ÇOĞALTALIM”
Hayırlı, başarılı günler diliyorum, sağlıcakla kalın.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!