Ahmet Suat Ari

Siyasilere güven meselesi

Anket kuruluşları düzenli aralıklarla halkın nabzını yoklayıp muhtemel siyasi dengeleri tespit etmeye çalışırlar. Anketlerde seçmenlere o anki muhtemel tercihleri ve daha önceki seçimlerdeki tercihleri sorulup bir mukayese yapıldığı gibi, siyasilerle ilgili kanaatleri de sorulur ve çıkan sonuçlar kamuoyuyla paylaşılır.

Manipülatif olanları hesaba katmazsak anketlerde ortaya çıkan tablo yüzde yüz olmasa da gerçeğe oldukça yakındır ve ciddiye alınması gerekir.  Gerek Maurice de Hond’un peil.nl’i gerekse IPSOS Politieke Barometer’den çıkan sonuçlar mevcut siyasilere güvenin taban yaptığını göstermektedirler. Özellikle de iktidar partilerine olan güven minimum düzeyde seyretmektedir. Tabii ki bu güvensizlik tercihlere de yansımakta ve iktidar sanal olarak parlementoda azınlık durumunda görülmektedir.

Siyasilere olan güvensizliği konjünktürel olarak değerlendirmek mümkün olsa da, gelinen noktada siyasilerin kendi rollerinin de olduğu inkar edilemez.
Çok sık değişen söylemler, zamanın ruhuna göre alınan tavırlar, fırsatçılık gibi siyasi arenada pek ender rastlanmayan olgular da bu olumsuz kanaatin oluşmasına sebep olmaktadır.
Bu güven(sizlik) meselesi sadece siyasi tercihlerin değişmesi anlamına gelmemektedir. Bu durum aynı zamanda seçmenlerin sandıktan kaçmalarına da sebep olmaktadır. Nitekim her seçimde sandığa gitme oranının düştüğüne şahit olmaktayız.

Bu güven(sizlik) meselesi Hollandalı Türklerde daha da vahim durumdadır. Türkevi Araştırmalar Merkezi’nin Amsterdam Üniversitesi Göç ve Etnik Araştırmalar Enstitüsü ile birlikte Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde gerçekleştirdiği ankette ortaya çıkan tablo bunu göstermektedir.  22 Ekim akşamı Amsterdam Tartışmalarının da konusu olacak anket araştırmasından çıkan sonuca göre Hollandalı Türk seçmenlerin yaklaşık % 66’lık kesimi Hollanda siyasetine güven duymamaktadırlar. Bu durum özellikle muhafazakar kesimde yaklaşık % 76’lık oranla çok ciddi seviyelerdedir.  Güven, eğitim seviyesi yükseldikçe göreceli olarak artmakta, ancak hala kaygı verici seviyede görülmektedir; zira yüksek eğitim alanların % 57,7’lik bir oranı hala Hollanda siyasetine güven duymamaktadır. Ancak buna tezat teşkil edercesine Hollanda siyasetine ilgi yüksek eğitimlilerde %58’lik oranla oldukça yüksek bir seviyededir.

Mevcut durum gösteriyor ki bu güvensizlik durumu kısa vadede ortadan kalkmayacak. Hatta kalkmadığı gibi daha da dibe vuracak. Gerek iç gerekse dış politikalar bunda etkili olmaktadırlar. İç politikada geçmişte elde edilen kazanımların bir bir kaybedilmesi, ekonomik kriz ve onun halka yansıması, bir takım sosyal meselelerin bazı gruplara mal edilip onların ötekileştirilmesi, uyum adına asimilasyonun dayatılması gibi daha bir çok faktör halkın siyasilere olan güveninin zedelenmesinde rol oynamaktadır.  Dış politikada ise takip edilen çifte standart en önemli faktör olarak görülmektedir. Genel konjünktüre baktığımız zaman kısa vadede iyileşmeleri göremeyeceğimiz için bu güven(sizlik) meselesinin daha uzun müddet söz konusu olacağını söylemek mümkündür.

Bakalım bu durum 18 Mart 2015’te yapılacak İl Genel Meclisleri seçimlerini nasıl etkileyecek? Sandığa gitme oranının oldukça düşük olacağı kesin, ancak ne tür sonuçların çıkacağını kestirmek çok zor.
Ama iktidar partilerinin kaybedeceği kesin. Sadece kaybetmekle kalmayıp iktidarı da teslim etmeleri muhtemel, zira İl Genel Meclislerinden çıkacak tablo Senato’ya da yansıyacak ve zaten karar almak için zar zor bulunan destek tamamen kaybolacaktır.
Haliyle de hükümet çalışamaz duruma düşecektir ve çekilmekten başka çaresi kalmayacaktır.
Yanılıyor olmayı tercih ederim!




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *