“Televizyonlarda Türkçe’nin doğru kullanılması çok önemli”

RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun sorularımız cevapladı.

Türkiye TV’lerinde verilen haberlerde popülist/magazinel bir haber verme biçimi mevcut. Bazen aynı görüntü 5-6 kez tekrarlanıyor, aynı cümlelerle gereksiz yere uzatılıyor, 30 saniyede verilecek haber 3 dakika boyunca uzatılıyor. Bu da haliyle haberin kalitesini düşürüyor. Haberlerin veriş biçimine bir kalite getirilmesi söz konusu değil midir? RTÜK ya da başka kuruluşların buna müdahalesi söz konusu olabilir mi? Haberlerin dışındaki magazin programlarında ya da dizilerde Türkçenin özensiz kullanımına ya da argo ağırlıklı kelimelerin kullanımına dair bir politika var mıdır?

Haber bültenleri ve haber programları kamuoyunu bilgilendiren ve halkın o toplumda ve dünyada yaşanan önemli olaylardan haberdar olmasını temin eden programlardır. Kamuoyunun bilgi ihtiyacını giderecek programlarda, haberi yapılan konuların olabildiğince açık, yorumsuz ve kurgusuz bir biçimde ele alınması toplumda sağlıklı bir kanaat oluşumunun sağlanması gerekmektedir.
Toplumda meydana gelen önemli olayların aktarılması veya sunumlarında kullanılacak dil ve yöntemin, diğer programlarda kullanılan dil ve anlatım biçimlerinden farklı olması gerekmektedir. Bu bağlamda haber sunumunda doğal olmayan seslerin, efektlerin, fon müziklerinin kullanılması, haber konularına ilişkin ses ve görüntülerin kolaj yapılması, bunların müzikle yeniden kurgulanması, haberin pazarlanabilir bir tüketim metaı halini getirilmesi bizim açımızdan ihlal olarak değerlendirilmektedir.

Haber alma ve haber verme eyleminin demokratik toplumun olmazsa olmazı niteliğinde bir husus olması ve aynı zamanda toplumda kanaat oluşumunu sağlaması dolayısıyla haber niteliği taşıyan ve toplumu ilgilendiren önemli olayların sunumunda, haberlerin haberin doğasına uygun bir biçimde kamusal sorumluluk anlayışıyla sergilenmesi ve haberin metalaştırılmaması gerekmektedir.
Haber bültenlerindeki yayın ihlalleri nedeniyle Üst Kurulca verilmiş pek çok müeyyide kararı bulunuyor. Bunun dışında kanalların haber merkezlerini yayıncılık mevzuatı konusunda bilgilendirmek amacıyla toplantılar düzenliyoruz. Bu tür etkinliklerin yayın ihlalleri açısından önleyici olduğunu görüyoruz. Yayın kuruluşları ve meslek kuruluşlarının işbirliğiyle çeşitli program türleriyle ilgili rehber ilkeler belirliyoruz. Kanalların yayınlarında büyük ölçüde bu ilkelere saygı gösterdiklerini söyleyebilirim. Örneğin, ulusal çapta yayın yapan medya hizmet sağlayıcılar ile Televizyon Yayıncıları Derneğinin ortak çalışmaları sonucunda, özellikle terör olaylarına ilişkin haberlerin verilişiyle ilgili rehber ilkeler belirlenmiştir. Spor programlarıyla ilgili rehber ilkeler de oluşturulmuştur.

6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde “…haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez…” denilmektedir. Biz Üst kurul olarak bu güne kadar bu tür yayınlar nedeniyle birçok yayın kuruluşuna müeyyide uygulamak durumunda kaldık.

DavutdursunIMG_1302

Aynı patronun birden fazla basın yayın organına sahip olması beraberinde çeşitli sakıncaları da getiriyor. Mesela aynı grubun gazete, ulusal TV ve değişik yayın organlarıyla aynı anda hedef seçip kampanya yapmalarına ve bunu patronların ticari kaygılarına göre kamuoyunun yönlendirilmesi oldukça sıklıkla görülebilen bir olgu. Bilhassa kamuoyunun yönlendirilmesi böylelikle bir kaç kişinin inisiyatifinde kalması söz konusu olabiliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bunlar medyada yoğunlaşmanın yol açabileceği olumsuzluklardır. 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun kapsamında Üst Kurul, yayın hizmetleri alanında ifade ve haber alma özgürlüğünün, düşünce çeşitliliğinin, Rekabet Kurumunun görev ve yetkileri saklı kalmak kaydıyla rekabet ortamının ve çoğulculuğun güvence altına alınması, yoğunlaşmanın önlenmesi ve kamu menfaatinin korunması amacıyla gerekli tedbirleri almakla görevlidir.

Kanun kapsamında, birden çok medya hizmet sağlayıcıya ortaklıkta bir gerçek veya tüzel kişinin doğrudan veya dolaylı hisse sahibi olduğu medya hizmet sağlayıcı kuruluşların yıllık toplam ticarî iletişim geliri, sektörün toplam ticarî iletişim gelirinin yüzde otuzunu geçemez. Toplam ticarî iletişim geliri bu oranı aşan gerçek veya tüzel kişiler, Üst Kurulca verilen doksan günlük süre içinde bu oranın altına inecek şekilde medya hizmet sağlayıcı kuruluşlardaki hisselerini devretmek durumundadır. Verilen süre içinde Üst Kurul kararının gereğini yerine getirmeyen gerçek veya tüzel kişiye ağır yaptırımlar uygulanmaktadır.

Diğer taraftan medya kuruluşlarının yayınlarında haksız çıkarlara hizmet edemeyecekleri ve haksız rekabete yol açan unsurlara yer vermeyecekleri yine kanunla hüküm altına alınmış bir düzenlemedir. Medya hizmet sağlayıcıların ortaklık yapıları ve ticari iletişim gelirleriyle ilgili gelişmeler ile yaptıkları yayınlar, anılan kanun hükümleri kapsamında titizlikle takip edilmekte, kanuni sınırların ihlali halinde gerekli yaptırım mekanizmaları işletilmektedir.

davutdursun3IMG_1253

Türkçe’nin televizyon ekranlarında hatalı ifade edilmesi, argo ve güzel olmayan şekilde dile getirilmesi ister istemez ekranda kalmıyor, izleyiciler üzerinde de şu veya bu şekilde etki meydana getiriyor. O nedenle dilin kurallara uygun güzel konuşulabilmesi, öyle bir alışkanlığın elde edilmesi konusunda radyo ve televizyon kuruluşlarının son derece önemli ve doğrudan etkileri var. Biz de yayın kurumlarının ve hizmet sağlayıcıların ekranda kullandıkları dilin kurallara uygun olmasını, argo olmamasını, küfürlü ve yanlış kullanılmamasını arzu ediyoruz. Buna uymayan yayınlara müeyyide uyguluyoruz. 

TV’lerde bilhassa çocuk istismarı şeklinde yorumlanabilecek çok sayıda programla karşılaşıyoruz. Mesela şarkı, kabiliyet vs. türü yarışmalarda sıklıkla çocukların yer aldığını görüyoruz. Bu konuda herhangi bir yasal sınırlama var mı? Yasal sınırlama yoksa olması gerektiğini düşünüyor musunuz?

Biz RTÜK olarak daha önce yaptığımız bir çalışmada, reklam, dizi film, çocuk programı ve yarışma programlarında sayıları yüzlerle ifade edilebilecek kadar çocuk oyuncunun rol aldığını tespit etti. Üst Kurul olarak bu çalışmayla ilgili bir rapor düzenleyerek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına sunduk. Bu raporda tarihte kabul görmüş en geniş insan hakları belgesi olarak kabul edilen Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye atıfta bulunularak her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişimini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine sahip olma hakkının tüm taraf devletlerce kabul edildiği vurguladık. Ülkemizde yayıncılık sektöründe oyuncu olarak yer alan çocuklar göz önüne alındığında bu hakkın, ancak bu sektörde çalışan çocuklarla ilgili detaylı düzenleme bulunması ile sağlanabileceği belirttik.

Yayın yoluyla çocukların istismar edilmemesi 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunla güvence altına alınmıştır. Ancak yayıncılık sektöründe rol alan çocuk ve gençlerin haklarının korunması konusunda ülkemizde düzenleme eksikliği olduğunu belirledik ve bu konuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvuruda bulunduk.

Ulusal TV ve gazete sahiplerinin aynı zamanda birçok değişik ticari faaliyet içinde olmalarına RTÜK nasıl bakıyor, bunun için sınırlama getirme taraftarı mısınız ve bu yönde herhangi bir çalışmanız var mı? Bu durumun  basının tarafsızlığı önünde bir engel olduğunu düşünüyor musunuz?

Öncelikle şu hususu belirtmeliyim ki; 6112 Sayılı Yasaya göre, yayın lisansları Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş anonim şirketlere verilmektedir. Dolayısıyla kanun koyucu yayıncılığın yapılabilmesi için anonim şirketi olmayı şart koşmaktadır. Ancak aynı şirketin bir radyo, bir televizyon ve bir isteğe bağlı yayın hizmeti sunabileceğini de ayrıca belirtmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere değişik ticari faaliyetler konusunda bir sınırlama söz konusu değildir.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun kapsamında, radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetleri sektörünü düzenlemek ve denetlemekle görevlidir. 6112 Sayılı Kanunla medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara yönelik faaliyet ve sahiplik konusunda getirilen sınırlamalar şöyle sıralanabilir:

• Kanun uyarınca yayın lisansı, münhasıran radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmeti sunmak amacıyla Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş anonim şirketlere verilmektedir.

• Aynı şirket ancak bir radyo, bir televizyon ve bir isteğe bağlı yayın hizmeti sunabilir.

• Siyasî partiler, sendikalar, meslek kuruluşları, kooperatifler, birlikler, dernekler, vakıflar, mahallî idareler ve bunlar tarafından kurulan veya bunların doğrudan veya dolaylı ortak oldukları şirketler ile sermaye piyasası kurumları ve bunlara doğrudan veya dolaylı ortak olan tüzel kişilere yayın lisansı verilememektedir.

• Birden çok medya hizmet sağlayıcıya ortaklıkta bir gerçek veya tüzel kişinin doğrudan veya dolaylı hisse sahibi olduğu medya hizmet sağlayıcı kuruluşların yıllık toplam ticarî iletişim geliri, sektörün toplam ticarî iletişim gelirinin yüzde otuzunu geçemez.

• Bir medya hizmet sağlayıcı kuruluşta doğrudan toplam yabancı sermaye payı, ödenmiş sermayenin yüzde ellisini geçemez. Yabancı bir gerçek veya tüzel kişi en fazla iki medya hizmet sağlayıcı kuruluşa doğrudan ortak olabilir.

Ancak medya hizmet sağlayıcı kuruluşun bir ortağının başka iş kollarına sahip şirketlere ortak olması veya faaliyette bulunması anayasal bir haktır.
Tarafsızlık konusuna gelince, yayın kuruluşları 6112 Sayılı Kanunda belirtilen ve yayıncının tarafsızlığı da dâhil olmak üzere pek çok konuyu düzenleyen yayın hizmeti ilkelerine uymakla yükümlüdürler. Bu ilkelere uymadıkları takdirde Üst Kurul müeyyidelerine maruz kalırlar.
Medya hizmet sağlayıcı kuruluşlarca yapılan radyo ve televizyon yayınları yayın hizmeti ilkeleri kapsamında denetlenmektedir. Bu kapsamda örneğin yayınlar, haksız çıkarlara hizmet eden ve haksız rekabete yol açan unsurlar da içeremez.

Gazeteler ise Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun denetimine tabii değildir.

 

 

 




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *