Z Kuşağı ve Düşündürdükleri

Yeni eğitim sistemi bireylere günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek beceriler kazandırmalıdır. Bu yeni beceriler: iletişim kurabilme, işbirliği kaabiliyeti, sosyal ve kültürel kaabiliyet, oto kontrol, eleştirel, yaratıcı ve matematiksel düşünme, bilgi kaabiliyeti, bilgisayar teknolojisine hakimiyet, medya bilgeliği ve digital okur yazarlık. Bu başka yazımda bu becerilerin açılımını da paylaşmayı ümit ediyorum.

Belirli zaman dilimlerinde dünyaya gelen ve birçok ortak özellikler taşıyan fertler bir kuşağı temsil ederler. Bu kuşaklar atadan oğula silsileyi ifade eden nesillerle karıştırılmamalıdır. Zira bir kuşak kendi içinde birkaç nesli barındırabilir. “Bizim kuşak bilir” deriz bir hatıra veya olguyu anlatırken. “Şimdiki kuşak bunları bilmez” deriz geleneklerimiz söz konusu olunca. Velhasıl her kuşağın kendine özgü özellikleri vardır ve bunlar çoğu zaman diğer kuşaklar tarafından ya yadırganır ya da anlaşılmaz.
1960-79 yılları arasında doğan bizlere X kuşağı denir. En önemli özellikleri; çalışkan, otoriteye saygılı, güçlü bir aidiyete sahip, yaşamak için çalışan, değişime kolay uyum sağlayan, kendi kendine yetebilen, zor şartları dayanışmayla sırtlanan, sosyal ve siyasi gelişmelere duyarlı olmalarıdır. Bu kuşağın içinden çıkan 68 kuşağı ise otoriteyle sorunlu, siyaseten muhalif fertlerden oluşmaktaydı. Bunların etkileri onyıllarca siyasetin her aşamasında hissedildi.
Y kuşağı 1980-99 yılları arasında doğanları kapsamaktadır. Bu kuşağın en önemli özellikleri, yeni teknolojiye (bilgisayar) hakim, televizyon ile iç içe büyümüş, yeniliklere açık, araştırma ve sorgulamaya meraklı ve yaratıcı olmalarıdır. Bu kuşak dünyadaki sosyal ve siyasal gelişmeleri de yakından takip ederler.
Bazı uzmanlar başlangıç olarak 1995’e işaret etse de, 2000 ve sonrasında doğanlar Z kuşağı olarak adlandırılırlar. Bu kuşak tamamen dijital bir dünyada büyümektedir ve internetsiz bir hayatı tahayyül bile edemezler. Bu kuşağın fertleri tabiri caizse kucaklarında iPadle doğmuşlardır. Onlar eğitimlerini bulut (cloud) üzerinden takip eder, alış verişlerini çevrimiçı (online) yapar, televizyon ve telefon yerine sosyal medyayı kullanır, basılı yayınları değil haber portallarını takip edip e-kitap okurlar. Onlara dijital kuşak demek aslında daha isabetli olurdu diyebiliriz.
Z kuşağı fertlerinin bir kısmı henüz kariyerlerinin başlangıcındayken, bazıları daha kumda oynayacak yaştadırlar ve çok büyük ve farklı bir kuşaktır bu kuşak. Z kuşağı 11 Eylül ve 2008 ekonomik krizinden etkilenmiş tedirgin ailelelerde büyümüşlerdir. Bu olumsuzluklardan özellikle Batı’da yaşayan Müslüman Z kuşağı fertleri olumsuz etkilenmişlerdir. Bu da bir içe kapamaya ya da hakim kültüre bir başkaldırıya sebep olmuştur.
Z kuşağı mütemadiyen ‘gerçeğ’i aramaktadır ve eriştikleri bilginin gerekli olup olmadığını belirleme becerilerine sahiptir. Bu özellikleri onların daha fazla açık görüşlü olmalarını sağladığı gibi daha fazla fikir hürriyeti talebini de güçlendirmiştir. Z kuşağını basma kalıp sözlerle ikna etmek çok zordur. Bilgiye kolayca ulaşabilen, herşeye şüpheyle yaklaşan ve mütemadiyen ‘gerçeğ’i arayan bir nesil söz konusudur. Bu nesli daha önceki kuşaklarda kullanılan metodlarla eğitmek neredeyse imkansızdır.
Z kuşağının sorgulayıcı ve eleştirel özelliği, topluma yön veren eğitimciler, siyasiler, kanaat önderleri ve en önemlisi de ebeveynler tarafından göz ardı edilmemelidir. Aksi takdirde kaybedilmiş bir nesille karşı karşıya kalırız. Bu kuşağı daha önce de belirttiğim gibi basma kalıp sözlerle veya daha önceki kuşaklarda geçerli olan metodlarla eğitmeye kalkarsanız başarılı olmanız mümkün değildir. Mesela onlara ritüellere sıkıştırılmış bir dini anlatamazsınız. Onlar için ritüeller ikincildir. Asıl görmek istedikleri eylem ve söylem birliğidir. İslamın beş şartını yerine getirmekten ziyade öğretisiyle ilgilenirler. Aynı durum milli eğitim için de geçerlidir. Z kuşağı çoğulcu ve kozmopolittir. Hamasete pek tevessül etmezler. Edenler de sadece spor müsabakalarında ederler. Kısacası onları topluma faydalı bireyler yapmanın yolu yeni bir eğitim sisteminden geçer.
Yeni eğitim sistemi bireylere günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek beceriler kazandırmalıdır. Bu yeni beceriler: iletişim kurabilme, işbirliği kaabiliyeti, sosyal ve kültürel kaabiliyet, oto kontrol, eleştirel, yaratıcı ve matematiksel düşünme, bilgi kaabiliyeti, bilgisayar teknolojisine hakimiyet, medya bilgeliği ve digital okur yazarlık. Bu başka yazımda bu becerilerin açılımını da paylaşmayı ümit ediyorum.
Bu yukarıda saydıklarım bir tercih değil zorunluluktur. Aksi takdirde treni kaçırmış oluruz. Meselenin bir de istihdam boyutu var. Mesela bundan 30 yıl sonra bugün mevcut olan birçok meslek kaybolacak ve onların yerine yeni meslekler ortaya çıkacaktır. Araştırmacılar bu yeni mesleklerin oranının % 50 ile % 60 arasında olacağını iddia etmektedirler. Daha şimdiden yeni yeni meslekler ortaya çıkmaya başladı bile.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!