Ahmet Suat Arı HABER’de yazdı

19 Mart Çarşamba günü, yaşadığımız şehrin belediye meclisi üyelerini seçmek için sandık başına gideceğiz. Bu yüzden şimdilerde siyasi partiler ve adayları hummalı bir çalışma içindeler. Hepsinin derdi seçmenleri ikna edip kendilerine oy vermelerini sağlamak. Anketlerden ortaya çıkan tabloya bakacak olursak geleneksel partilerin seçim kampanyası sürecinde oldukça kaygılı olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle iktidarın iki ortağı için durum hiç de iç açıcı değil. Hatta bir felaketin olması bile muhtemel.

 

Bu yazımda seçmenlere sandığa gitme çağrısı yapmak istemiyorum. Hem bunu tekrar etmekten gına geldi hem de artık herkesin kendi sorumluluğunun şuurunda olduğuna inanmak istiyorum. Zira durum her açıdan vahim. Geleneksel partilerden liberal VVD ve sosyal demokrat PvdA (liberal ve sosyal demokrat kavramlarının bu partilerle ilişkilendirilmesi de şüpheli, ama biz yine öyle olduğundan hareket edelim) günden güne erimektedirler. Buna mukabil aşırı sağcı ve islamofobik PVV ve onun muadili yerel partiler iyice palazlanmaktadırlar.

 

Muhalefet partilerinden CDA geçen iki genel seçimde uğradığı hezimetlerden henüz belini doğrultabilmiş değil. Az da olsa bir düzelme söz konusu olsa da CDA’nın iktidar partilerinden kaçan  seçmenleri kendisine çekemediği gözlemleniyor. Muhalefet partilerinden ırkçı PVV’nin yanı sıra D66 ve SP’nin de hatırı sayılır bir düzeyde oy oranına ulaştıklarını görmekteyiz. Groen Links’te de cüzî de olsa biraz yükseliş söz konusudur. Her şeyden önemlisi bugün genel seçim olsa iki veya üç partili bir koalisyon için hiç bir kombinasyon mümkün görünmemektedir.

 

İşte bu şartlar altında gerçekleşecek yerel seçimlerin önemi her zamankinden daha can alıcıdır. Her ne kadar PVV Lahey ve Almere dışında yerel seçimlere katılmayacak olsa da onun muadilleri yerel partiler şeklinde ortaya çıkmaktadırlar. Bu yerel partilerin bazıları alenen PVV oylarına talip olduklarını açıklamaktadırlar. Bazı şehirlerde (mesela Rotterdam’da) hem yerel partiler hem de geleneksel partiler PVV’nin oylarına talip olduklarını kampanya sloganlarıyla belli etmektedirler. Nitekim liberal olduğunu iddia eden VVD reklam panolarındaki seçim afişinde “Biz Rotterdam’da Hollandaca konuşuruz” diyerek PVV gibi etnosentrik bir söylemle kampanya yürütmektedir. Yine diğer şehirlerde yerli yersiz göçmen asıllılar, özellikle de Müslümanlar seçim malzemesi olarak negatif anlamda kullanılmaktadırlar.  Şayet seçim sonuçları anketlerden çıkan tabloyu doğrularsa bu durum bizler için iyi anlama gelmeyecektir. Yıllarca mücadele sonucu elde edinilmiş, hatta Anayasa’yla koruma altına alınmış haklar bir bir tartışma konusu olacaktır. Bu da bizlerin hem maddi hem de manevi olarak yıpranmamızı sağlayacaktır.

 

Sırf bu yüzden bile sandığa gidip oyumuzu kullanmamız bir mecburiyettir. Aksi takdirde muhtemel olumsuz gelişmelerden şikayet etme hakkımız olamaz. “Kime oy evereceğiz ki hepsi aynı!” mantığına inanmıyorum. Bir kere hepsi aynı değil! Her partinin bir programı var ve ona göre hareket etmek zorunda. Tabii ki zaman zaman bunun dışına çıkılabilir, ama bu öyle olur olmaz her konuda olmaz. Sadece şartlar gereği bir takım sapmalar olabilir, aksi takdirde partinin en yetkili organı genel kurul bunun hesabını sorar. Bu yüzden klişe ‘hepsi aynı’ tavrını terk etmek gerekir. Herkese uygun bir parti mutlaka vardır. Bunun kriteri yerel olabileceği gibi genel de olabilir. Hatta etnik, dini, felsefi, dünyevi bir takım kıstaslara sahip partiler bile sizin için bir tercih olabilir. Yeter ki siz, sizin varlığınızdan rahatsız olanlara karşı bir tavır almak isteyin!

 

Benim gönlüm PvdA ve CDA gibi köklü partilerin desteklenmesinden yana. D66 ve Groen Links de liberal ve sol görüşlüler için bir alternatif oluşturabilirler. Bu partilere verilen her oy PVV ve onun muadili yerel partilere karşı bir tavır anlamına gelecektir. Hayır, illa da bu partilerin hiç birisi bana hitap etmiyor diyorsanız şehrinizde size yakın mutlaka başka bir (yerel) parti mevcuttur. Küçük bir soruşturma size yeterli bilgi verecektir. Benim tavsiyem sadece isimden yola çıkarak oy kullanılmaması yönündedir, zira sakat partilerde de bizden biri sandığımız isimler mevcuttur. Bunu geçmişte çok tecrübe ettiğimiz için özellikle belirtiyorum. Tarih tekerrürden ibaret olmasın bu sefer!

 

Seçimlerin hem Hollanda hem de Türk toplumu için hayırlı olmasını temenni ederken, seçilenlere de şimdiden başarılı bir dönem dilerim.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *