Amsterdam Tartışmaları bu kez ‘debat’ şeklinde yapıldı

Paris’te mizah dergisi Charlie Hebdo’nun üç terörist tarafından basılıp ikisi güvenlik görevlisi olmak üzere 12 kişinin öldürülmesi tüm dünyada geniş yankılar buldu. Bu konu günlerce medya organlarında gündemin birinci madesi olarak işlendi ve kamuoyunda bu yayınlar yoluyla bir algı oluşturulmaya çalışıldı. Ne yazık ki bu algı oluşturulurken objektifliğin pek esamesi okunmadı. Mesele sadece Batılı gözüyle ve salt dini motifler temel alınarak gündemde tutuldu. Farklı boyutlara işaret edenler de olabildiğince göz ardı edildi.

35

 

Türkevi Topluluğunun aylık olarak düzenlediği Amsterdam Tartışmaları “Müslümanlar ve Aşırılık” temasıyla meselenin farklı boyutlarını, özellikle de konunun edilgenleri konumuna gelen Müslümanların bakış açısından ele alıp tartışılmasını sağladı. Bu amaçla davet edilen panelistlerin her birisi konuya oldukça hakim ve bugüne kadarki duruşlarıyla da tanınan kimselerdi. Siyaset bilimci ve yazar Ewoud Butter, sosyal medyada başlatılan “nietmijnislam (benim İslamım değil)” kampanyasının mimarlarından Fas kökenli subay Mostafa Hilali, sivil toplum aktivisti ve yorumcu Ahmet Erdoğan ve kamu yönetimi öğrencisi ve yerel siyasetçi Fevziye Şahin moderatör Ahmet Suat Arı’nın yönetiminde meseleyi nasıl okuduklarını ve bu okumalarının referanslarını, büyük bir çoğunluğu üniversite gençliğinden oluşan katılımcılarla paylaştılar.

Panelistlere yöneltilen ve Avrupa kamuoyunda da sɪklɪkla ifade edilen tezlerle başlayan tartɪşma daha sonra interaktif bir hal alɪp herkesin düşüncelerini doğrudan söyleyebildiği bir tartɪşmaya dönüştü. Gerek katɪlɪmcɪlar gerekse panelistlerin ekseriyetle üzerinde hemfikir olduklarɪ en önemli husus her olay sonrasɪ Müslümanlara kollektif olarak yaklaşɪlmasɪndan duyulan rahatsɪzlɪktı. Müslümanlarɪn kahir ekseriyeti bu eylemleri tasvip etmezken, sanki bunun tersi bir durum söz konusuymuş gibi bir algɪ oluşturulmak istendiği ve bunun da çoğu zaman kasden yapɪldɪğɪ bazɪ katɪlɪmcɪlar tarafɪndan iddia edildi.

Ewoud Butter makalelerinde de ifade ettiği gibi Batɪlɪlarɪn tavrɪnɪn toplumda ayrɪşmalara, hatta ɪrkçɪlɪğa sebep olduğunu, bazɪ siyasiler ve medya organlarɪnɪn da Müslümanlar hakkɪnda olumsuz bir algɪ oluşmasɪnda çok önemli rollerinin olduğunu belirtti. Ayrɪca Batɪ toplumunun anti semitizme karşɪ hassas olduğunu, ancak bu hassasiyetin islamofobi konusunda pek görülmediğini de belitti. Butter bu sorunu salt güvenlik sorunu olarak görmenin hiç bir faydasɪ olmadɪğɪnɪ, ayrɪca bu konuda da çifte standardɪn söz konusu olduğunu söyledi. Suriye’ye giden bir genç terörist muamelesi görürken PKK’ya katɪlan birisi ‘kahraman’ olarak görülmektedir diyen Butter, bu tavɪrlarɪn da gençlerin radikalleşmesinde önemli bir faktör olduğunu belirtti.

Nietmijnislam grubunu başlatanlardan birisi olan Mostafa Hilali ise Müslümanlarɪn sürekli olumsuz olaylarla gündeme gelmesinden rahatsɪzlɪk duyduklarɪnɪ ve kendilerinin İslamɪ algɪlamalarɪnɪn tamamen farklɪ olduğunu ve bunun da kamuoyu tarafɪndan bilinmesi gerektiğini savundu. Bazɪ katɪlɪmcɪlarɪn “nietmijnislam” girişiminin islami terörü bir nevi kabul etmek anlamɪna geldiğini ve soruna herhangi bir çözüm içermediğini iddia ederken, bazɪlarɪ da bu tavɪrla sözde ‘Müslümanlar’ adɪna yapɪlan bir takɪm eylemlere karşɪ toplumun tepkisini ortaya koyduğu için anlamlɪ bir girişim olduğunu ifade ettiler.

Ahmet Erdoğan ise savunma mekanizmasɪyla hareket etmenin bir anlamɪ olmadɪğɪnɪ, hatta bunun bir takɪm güçlerin emellerine hizmet edeceğini iddia etti. Savunmaya geçmek yerine olayɪn sosyolojik ve uluslararasɪ siyaset boyutuna bakɪlmasɪ gerektiğini de belirtirken, dünyanɪn her tarafɪnda her gün onlarca insanɪn katledildiğini ve Batɪ’da onlarla ilgili bir hassasiyetin görülmediğini, haliyle de çok seçici bir yaklaşɪmɪn söz konusu olduğunu iddia etti. Erdoğan’a göre Paris saldɪrɪsɪ ve ona benzer diğer eylemlerin kimin tarafɪndan gerçekleştirildiğinin de kesin olarak belli değildir ve maksat dikkatleri Müslüman imajɪna sistemli bir müdahaledir.

Fevziye Şahin aşɪrɪlɪğɪn sadece Müslümanlarɪn değil aynɪ zamanda toplumun tamamɪnɪn sorunu olduğunu, sonuçlarɪndan da tüm toplumun etkilendiğini belirtti. Müslümanlarɪn teröristlerin eylemlerine karşɪ tavɪr almalarɪnɪn sorunu çözmeyeceğini, ancak tavɪr almak isteyenlerin de bunu yapabilmesi gerekir diyen Şahin, asɪl yapɪlmasɪ gerekenin Müslümanlarɪn Müslüman olmayanlarla daha sɪk diyalog içinde olmalarɪdɪr dedi. Şahin:

“Bizi iyi tanɪyan insanlar Paris saldɪrɪsɪ hakkɪnda ne düşündüğümüzü sormayacaklardɪr. Dolayɪsɪyla herkes için en önemli hedef toplumu muhatap alarak diyaloga geçmektir. Bu sadece bir takɪm olaylar sonrasɪ değil her zaman olmalɪdɪr.”

Tartışmada öne çıkan bir diğer husus da Müslümanların her olay sonrası başkalarının eylem ve söylemlerine tepki vermek yerine gündemi kendilerinin belirlemesi gerektiği fikri oldu. Kamuoyunu etkileyen pozisyonlarda olunmadığı müddetçe hep başkalarının peşinde koşmaya devam edileceğini ve bunun da pek bir faydasının olmayacağına vurgu yapıldı. Ayrıca içe kapanık olmak yerine yerli toplumlarla da sıkı ilişkiler kurmanın yollarının aranması gerektiği belirtildi.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *