Avrupa Türkleri’nin içgüdü ile üretkenliği

Gazeteniz HABER, bu sayısında ‘Üretkenliği’ dosya haber olarak seçmiş. Tabii ki biz yazarlara da bu konuda ahkam kesmek düştü.

Genel Yayın Yönetmenimiz İbrahim Karaman, Avrupa’ya göç etmiş birinci nesil Türkler’in, üretkenliği kendileri için değil, patronlar için yaptığını saptamış, şimdi, ikinci, üçüncü ve hatta dördüncü nesil Avrupa Türkleri’nin, üretkenliği patronlar için değil, kendileri için yapmaları gerektiğini gözler önüne sermek istemiş.  Bu, gerçekten çok önemli ve yerinde bir yayın kararı.

Üretken olmak, yaşadığımız çağda en çok ihtiyaç duyulan bir şeydir.  Üretmek için düşünmeye zaman ayırmak şarttır. Üretken olabilmek için yapılması gerekenleri maddeler halinde sıralayabiliriz. Ama bu konudaki en önemli şey, zamanınızı daha iyi değerlendirmektir.  Nasıl ki, paranızı harcarken çok dikkatli olmalıysanız, zamanınızı harcarken de o kadar dikkatli olmalısınız. Çağımızın vazgeçilmezi olan bilgisayarı kullanırken de fazla zaman öldürmemeniz gerekir. Çalışırken dikkatiniz kaçıyorsa, yarım saatlik bir uyku size çok iyi gelebilir.

Üretkenlik, tabii ki meşguliyet ile gerçekleşir. Ama meşgul olmak ile üretken olmak bambaşka şeylerdir. Karınca gibi çok çalışsanız da, bazen üretken olamıyorsunuz. Üretken olabilmek için, ‘acil’ olan ile ‘önemli’ olanı ayırt edebilmeniz gerekir.

Üretkenlik için fikir yürütenler çok önemli konulara parmak basmışlardır. Örneğin, Golda Meir, ‘Saatin hükmettiği biri değil, ona hükmeden biri olmalıyım’ demiş.  ‘Ne kadar çalıştığın değil, ne kadar problem çözdüğün önemlidir’ diye bir de anonim söz vardır.  Bir başkası da şunu söylemiş: ‘Önemli ve zor görevlerin yüzde 20’sini bile tamamlarsanız, o günün bitiminde kendinizi üretken hissedersiniz’.  Benjamin Franklin ise şunu söylemiş: ‘Organize edilmiş her bir dakika, bir saat kazandırır’.  Öğrenmenin yaşı olmadığını gösteren, azmin ve üretkenliğin başarı üzerindeki etkilerini incelerken, Hamiş’in “Başarı, iyi gözlem, fırsatları iyi yorumlamakla, azimle, çalışmakla ve tecrübeyle gelir. Düz bir çizgi değildir.” demiş olduğunu okuyoruz.

Yukarıda anlattıklarım, üretkenliğin teknik ve teorik içeriğidir. Ama üretkenliğin bir de pratik yönü vardır. Avrupa’daki dört nesil Türkler, üretkenliği pratikte çok iyi başarmışlardır. Teknik ve teorik bilgi olmamasına rağmen bunu becermişlerdir.  İçgüdü ile başarmıştır bunu Türkler. Kim bilir, belki de atalarının geçmişteki ticari başarıları genlerine işlemiştir Avrupalı Türkler’in…

Öyle ya, bakınız Hollanda’daki Türkler’in ticari başarılarına… 20 bini aşkın işveren Türk var Hollanda’da. 100 bini aşkın eleman çalışıyor bu 20 bin işyerinde. Çok sayıda Hollandalı eleman da cabası… İşte, Avrupa’daki Türkler, ne Golda Meir’in, ne Benjamin Franklin’in ve ne de Hamiş’in söylemleriden habersiz oldukları halde, içgüdüleriyle beceriyorlar üretkenliği.

Avrupalı Türkler’in üretkenliği konusundaki başarı öykülerini sıkça okumuşsunuzdur. Acizane şahsım, 50 yıllık gazetecilik yaşamımda, başarılara imza atmış yüzlerce Avrupa Türk’ünü irdeleyip yazmışımdır. Türkler’in Hollanda’ya Göçü’nün 50’inci yılını anlatan kitabımda da başarılı Türkler’e bolca yer vermiştim.

Hollanda’da kurulmuş olan Türk işveren dernekleri ve federasyonlarına göz attığımız zaman, binlerce Türk işveren arasında 100, hatta 200 eleman çalıştıranları görürüz. Hollandalılar da görüyorlar bu başarıyı. Bu nedenle de kıskançlık duyduklarını sezinliyoruz. Bunları gördükçe mutlu oluyoruz. Bu mutluluğumuz devam edecek tabii…

Avrupalı Türkler, sadece ticarette değil, eğitimde de başarılılar. Büyük kuruluşlarda ve holdinglerde köşebaşlarını tutmuş pek çok Türk ismine rastlayabiliriz.

Siyasette de başarılıdır Avrupa Türkleri. Milletvekili, İl Genel Meclisi Üyesi ve Belediye Meclisi Üyesi ve hatta Bakan olmuş Türkler’in sayısı, Avrupalılar’ı korkutacak kadar çoktur.  Bu başarıların çoğu teknik ve teorik bilgilerden değil, pratikteki zeki uygulamalardan kaynaklanıyor. Dördüncü nesil Türkler şimdilerde daha da dikkatliler. Teknik ve teorik bilgilere de sahip oldukça başarılar daha da çoğalacaktır.

Kim bilir, beşinci ve altıncı nesil Türkler, belki de ekonomik ve siyasi becerileri ile Avrupa’yı fethedeceklerdir.

Bekleyeceğiz ve göreceğiz.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *