Biz Bize 12 Ay yeteriz..

Gök kubbenin sevgi şefkat ve hoşgörü ile dolup taştığı şu günlerde, istediğimiz zaman istediğimiz gibi insanlar olmayı başarıp huzuru evrende yaşatacak bireyler olduğumuzu görüyorum. İhtiyacımız olan kudreti irademizde saklamak, onu sadece bir ay için kullanmak. Ya büyük bir gafletin, ya da büyük bir bencilliğin ibaresidir.
İnsanlar arasındaki ilişkilerde diğer aylarda göremediğimiz bir yakınlık ve sıcaklık hissederiz. İnsanlar birbirlerine daha bir candan, daha bir samimidirler bu ayda. Toplumun her kesimi birbiriyle adeta kucaklaşmaktadır. Herkes aile yakınlarını, dostlarını ve komşularını bir başka gözetmekte, fakirlerin ellerinden tutulmakta, yetimlerin başı okşanmakta yaşlı ve ihtiyarlar ziyaret edilerek hatırları sorulmakta, gönülleri alınmaktadır. Bunu bir ay içerisinde layığı ile yapabilen insanlar pek çoğunluktadır.
Tabi ki, bu mübarek ayı sıradanlaştırmak değil amacım, bundan önce Allah’a sonra siz değerli okuyucularımın affına sığınıyorum. Fakat biz bize bu kadar yeterken, yaşamak ve yaşatmak istediklerimiz bunlarken, hele ki bunu bir de desteksiz bireysel olarak bile başarabilirken, istediklerimizi istemekten geri kalmayalım.
Oruç tutmanın, insan iradesinde ve nefis terbiyesinde büyük tesiri vardır. Oruç tutan kişiler acziyetinin farkına varıp, yardımlaşma, paylaşma ve empati kurmada gelişir. Ve Yüce Rabbimizin verdiği nimetlere tevekkül ederek teslim olurlar. Dinimizce 11 ayın sultanı olan Ramazan ayı, yüce Allah tarafından özel olarak seçilmiş bir zaman dilimidir. “O Ramazan ayı ki, insanlara doğru yolu gösteren, apaçık hidayet delillerini taşıyan ve hak ile batılın arasını ayıran Kur’an, o ayda indirilmiştir.” (Bakara/185)
Sevgili okurlar, temmuzun tatlı heyecanı ile, son dakikaya kalmış bavul ve rezervasyon hazırlıklarımızı tamamlamış yollara dökülmüşken, aklımızda olan tek şey, koca bir yılın yorgunluğunu üzerimizden atmak. Kimileri eş, dost, akraba, memleket yollarına düşmüşken, kimileri de sıcacık kumlara deniz ve güneş hasretini dindirme telaşında.
Herkese şimdiden hayırlı ve huzurlu iyi tatiller dilerken , bir Eylül geldi aklıma. Malumunuz ”Eylül” iş ve okul hayatının yılbaşı sayılır. Maddi ve tükenmişlikler içerisinde başlayacağımız bu yeni iş veya okul yılını yüksek bir motivasyon ile karşılamalıyız.
Aylarca yoğun iş stresi altında çalıştıktan sonra gelecek tatili hayal etmek her çalışanın iple çektiği bir dönemdir. Ancak tatil bittiğinde uzun bir süre rutinin dışına çıkan çalışanlar için artık ’gerçek hayata’ dönme vaktidir.
Tatilimiz bittiğinde günlük hayata uyum zaman alsa da bu zamanı kısaltmanın yolları var. Hem çalışanların hem de işverenlerin uygulayacakları küçük toleranslar ve planlamalarla bu süreç daha kolay atlatılabilir. İlk haftanın zorlu geçeceğini baştan kabullenmek yaşayacağımız ufak çaptaki eksiklikleri tamamlayacaktır. Tatilde başlanılan enerji ve keyif depolamaya sonrasında da devam edilmeli. Mevsimsel depresyon aslında sadece insanlara değil doğadaki tüm canlılara özgü bir durumdur. İşte dinamizm için size birkaç tavsiye:
1. Tatilden 1 gün önce dönün
2. Yaşamla ilgili sorgulamalardan uzak durun!
3. Biraz rutin dışına çıkın!
4. Artan şikâyetlerinizi anlamaya çalışın!
5. Tatil sonrası iş ya da yaşama dair kararlar alın!
6. Ertelemelerden uzak durun!
7. Yaşamı ve beklentilerinizi anlamaya çalışın!
Sivil toplum kuruluşlarına naçizane bir tavsiyem de , yeni eylülümüz de adına yakışır bir şekilde topluca , bilgilendirme tanıma, tanıtma ve farkındalık oluşturarak birlik ve beraberlik içerisinde dirliği sağlamalarıdır.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *