Devlet, Modernite ve Uygarlık

DEVLET:
İlkel atalarımız birlikte yaşamanın zorluklarını gidererek uygarca yaşamaya karar verince, devlet denen aygıtı icât etmişler. Devlete, bir takım yetki ve selahiyetler verip, devletin sorumluluk alanlarını da toplumsal mutabakata dayanarak tayin etmişler. Devleti; toplum ve toplumlar arası ilişkileri düzenleyen, iç ve dış tehlikelere karşı güç ve iradeyle donatılmış bir yapıya kavuşturup, toplumun malı olan bir kurum olarak kabul etmişler. Toplum düzenini sağlamak anlamında devlet ve toplum arasında hukuka dayalı ilişkilere bağlı kalınmasını kanunlarla güvenceye almışlar.

MODERNİTE:
Modern devlet sorumluluk ve selahiyetleri olan bir kurum ve teşkilat olarak, toplumsal hayatı tanzim eder. Toplumsal hayatı iç ve dış tehlikelere karşı korumakla yükümlüğünü yerine getirir. Yine modern devlet, adalet ilişkisini, hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlı kalarak sağlar. Hak ve hakkaniyetin güce göre tarif edildiği bir dünya da adalet olmaz. Adaletin olmadığı yerde devletler hukuku daha çok imtiyaz sahibi ayrıcalıklı sınıflara hizmet eder. O zamanda himaye görmeyen fakir fukara ve garip gurebanın yasal hakları, daha çok anayasalarda zikredilen yazılı metinler olarak tecelli eder ki, modernite ve uygarlık adaletsizliği şiddetle ret eder.

Buraya kadar yaptığım izahattan sonra, modern devletin kollektivist bir yaklaşımla, bireysel özgürlükleri kısıtladığı gibi bir yanlış anlgıya sebep olmak istemem. Elbet’te devletler toplumsal sözleşmeleriyle kurumsal kimlik kazanırlar. Aynı zamanda toplumla birey arasında ki sosyal ilişkileri eşitlik ilkesi, adalet ve yargı sistemleriyle tesis ederler. Yasalarla güvence verdikleri düşünce ve ifade özgürlüğü gibi, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasını teminat altına alırlar.

UYGARLIK:
Uygarlık bir yaşam biçimidir. Devlet hayatında uygarlık ise, bireysel hak ve özgürlüklerin gelişmesini sağlayan modernitenin kendisidir. Uygarlığı özümsemeyen tutucu ve gelenekçi, içine kapalı toplumların moderniteye dayalı âlemşümul bir medeniyet tasavvuru olmaz. Modernitenin olmadığı yerde tekamül gerçekleşmez, bireysellik’te gelişmez. Bireyselliği gelişmemiş toplumlardan ise, yeni bir medeniyet doğmaz. O münasebetle hak, hukuk ve adalet kavramları hem bireysel, hem de toplumsal gelişmeyle birlikte, huzur ve güven ortamını sağlayan kıymet ve değerlerdir. Adaletin olduğu yerde zulüm olmaz. Adil olmayan hiç bir beşer düzeni bâki kalamaz. O sebepten adalet mülkün temeli diye tarif edilir.
Okuduğunuz bu yazı konu ve karekter olarak birbirine bağımlı üç ana başlık altında “üçlemeli yazım tekniğiyle” yazılmış bir yazıdır. Bundan böyle zaman, zaman değişik yazım teknikleri deneyeceğimi okurlarıma iletir, izincilere hayırlı yolculuklar ve iyi tatiller dilerim.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!
%d bloggers like this: