Diyanet İşleri Başkanı: “Dindarlıklarımız içtenliğini kaybediyor”

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, “Son aylarda hem İslam dünyasında hem de ülkemizde büyük samimiyet kaybına uğradığımızı görüyoruz. Dindarlıklarımız içtenliğini kaybediyor” dedi.

 

Görmez, Kutlu Doğum Haftası programında yaptığı konuşmada, Hazreti Muhammed’in 14 asır önce, Medine’de ayrılmış, parçalanmış bir medeniyeti yeniden birleştirdiğini söyledi.
Hazreti Muhammed’in en büyük mucizesinin, yeryüzünün en bereketsiz topraklarında, yeryüzünün en medeni toplumunu inşa etmek olduğunu ifade eden Görmez, şöyle konuştu:
“Onun rahle-i tedrisinden geçen Hazreti Ömer, Hazreti Ebubekir, Hazreti Osman, Hazreti Ali ve sahabeden her biri daha sonra birer yıldız gibi bütün dünyayı aydınlatacaklar. Aslında bu neslin inşası, Medine’yi açık bir üniversiteye dönüştürüşü, Mescid-i Nebevi ve orada verdiği dersler ve o rahle-i tedristen geçen insanlar, o insanların kısa süre sonra İslam’ın rahmet mesajını götürmesi, Hazreti Peygamber’in en büyük mucizelerinden bir tanesidir.”
Görmez, Hazreti Muhammed’in bütün hayatının incelendiğinde insanlığa verdiği en önemli mesajın samimiyet olduğunu kaydederek, “Onun kurduğu medeniyette iki yüzlülüğe yer yoktu. Onun kurduğu medeniyette aldatmaya yer yoktu, aldanmaya da yer yoktu. Onun kurduğu medeniyette insan onurluydu. Bütün bunları hatırlayalım ve ona salat ve selam getirelim” ifadelerini kullandı.
“SUNİ İMAJ VE REKLAMLARIN ARASINDAN GEÇİYORUZ”
İnsanların hayatlarında samimiyete çok büyük önem vermesi gerektiğini vurgulayan Görmez, şöyle devam etti:
“Son aylarda hem İslam dünyasında hem de ülkemizde büyük samimiyet kaybına uğradığımızı görüyoruz. Dindarlıklarımız içtenliğini kaybediyor. Dünyamız yapaylaştı. Dünyamızda her şey hakikatin önüne geçti, hakikati perdelemeye başladı. Reklam levhalarının arasından, ışıklı panoların arasından geçiyoruz. Sağımıza solumuza baktığımızda suni imaj ve reklamların arasından geçiyoruz. Onlar bizim hayatımıza sirayet etti. Hayatımızı yapaylık, sunilik, imaj, reklam, propaganda kapladı götürdü, onun için samimiyet diyoruz.”
“Hatta hayatımızdaki bu yapaylığı, suniliği, gösteriyi ve gösterişi dini hayatımıza da aktardık” diyen Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Görsünler diye yapmaya başladık, duysunlar diye yapmaya başladık. Riya, gecenin karanlığında karıncanın ayak sesinden daha gizli bir şirk. Ta o zaman Resulü Ekrem bize bunu hatırlattı. Başkası görsün diye yaptığımız hayırlar.
Oysa Resulü Ekrem ne demişti. ‘Sağ elimizin verdiğini, sol elimiz bilmeyecek’. Hayırsever kavramı gündemimizden çıktı. Yerine sponsor girdi. O sponsorluk da bir reklama dönüştü. Bizi üzecek binlerce örnek vermek mümkün. Oysa bunlar bizim samimiyetimiz, ibadetlerimizdi. İyiliklerimiz başkasına beğendirmek için yapıldığında bütün anlamlarını kaybeder, hatta zarara dönüşür.”
“ARAYACAĞIMIZ İLKE SAMİMİYET, İÇTENLİK VE GÖNÜLDEN DAVRANMAKTIR”
Görmez, her kötülüğün insanın kendi zindanı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Bu zindanlardan kurtulmanın yolu iyilik yapmaktır ama sadece iyilik yapmak değil, o iyiliği sadece Allah için yapmak bizi zindanlardan kurtarır. Zindanlardan çıkışın yolu yapılan hayrı sadece Allah rızası için yapmaktır. Samimi hayır ancak insanı zindanlardan kurtaracak şeydir.
Yüce Allah kendisi ile olan ilişkimizde ihlas ve samimiyet arıyor. Dostlarımızla, arkadaşlarımızla olan ilişkilerimizde de aynı şekilde samimi olmamız gerekiyor. ‘Allah’ın katında en faziletliniz, Allah’ın kullarına karşı en samimi olanınızdır’ buyuruyor.
Bütün insanlar arasındaki münasebetlerde arayacağımız ilke samimiyet, içtenlik ve gönülden davranmaktır. İslam dünyasında çok büyük yaralar açıldı. Önce yüreklerde, sonra şehirlerde, başkentlerde kaybetmeye başladık. Tekrar 14 asır önce Efendimiz nasıl gelip yürekleri birleştirdiyse, aynı şekilde kutlu doğumu yüreklerimizi birleştirsin, kalplerimizi tamir etsin, samimiyetle birbirine kardeş olan bir topluluk olmayı hepimize nasip etsin.” dedi.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *