Efsane’nin gözüyle Amsterdam’da bir Ramazan değerlendirmesi

Bir Ramazan’ı daha geride bıraktık. Onbir aydan farklı bir ay yaşadık. Sakinleştik. Kendimizi aradık adeta. Günlük yaşamdaki koşturmaca yerini daha aǧır, daha dingin bir yaşama bıraktı. Açlık ve susuzluk yanısıra, bedenimizde hissettik Oruç’u.

Dilimiz, damaǧımız kurudu zaman zaman. Her iftar vaktinde çocuklar gibi heyecanlandık. Sanki yeniden doǧmuşuz gibi olduk her akşam. Bizi yoktan vareden Allah’ı sıkça anmak, hatırlamak için daha fazla sebeple karşılaştık Ramazan ayında. Bir başlangıç ve bir sonun olduǧuna tekrar şahit olduk. Bu aynı zamanda içimize yapılan bir yolculuktu. Sabretmenin sonunda ise Bayram’a kavuştuk…

Ramazan süresince, bizim meşhur Amsterdamlı Efsane ile daha sık karşılaştık. Ama son karşılaşmamız daha anlamlıydı. Ramazan’ın son Cuma’sıydı. Efsane, Mevlana Camiinde Cuma namazını kılmış, her gün yaptıǧı yürüyüşü yapıyordu. Yanında can yoldaşı Ebu Zer vardı.

Hava sıcak ve güneşliydi. Her ikisinde de siyah güneş gözlükleri vardı. Caddede dikkatleri üzerlerine çekilmişti. Efsane, her zaman olduǧu gibi gayet şık giyinmişti. Dışarıdan bakan, Efsaneyi bir Konsolos olarak, görebilirdi. Yürüyüşlerine engel olmak istemedik. Bugün Kadir Gecesiydi.

Akşam gel, sana anlatacaklarım var dedi. Eyvallah diyerek ayrıldık.
Söz verdiǧimiz üzere, gecenin ilerleyen saatlerinde Mevlana Camiine vardık. Yatsı namazına bir kaç dakika vardı. Efsane gündüz giydiǧi elbiseden farklı bir elbise giymişti. Kadir Gecesi olduǧu için, siyah takım elbise giymişti.

Gençler bahçede çay içiyorlardı. Namazdan önce hemen bize de çay geldi. Cami aǧzına kadar doluydu. Sokaklara hasırlar serildi. Teravih namazını sokakta, açık havada kıldık. Bazı Hollandalılar balkondan bizi seyrettiler. Namaz sonrası kutular, sandıklarla hurma, baklava ve lokum ikram edildi.

Efsane çaylarımızı yudumlarken anlatmaya başladı. Haberler ondaydı. Zira öǧle namazını Mevlana’da, ikindi namazını Fatih camiinde kılıyor ve sonra sokaǧın nabzını tutuyordu. Sözü Efsaneye bırakalım isterseniz.

Efsane söze başladı: “kardeşim, bu yıl amma iftar programı yapıldı. Hem de çoǧu beş yıldızlı, şatafatlı otellerde. Her kuruluş adeta birbiriyle yarıştı. Yarışsın tabii, diyeceǧimiz bir şey yok elbette. Ama, 50 yıldır bu ülkedeyiz. Ramazan’da bir iftar programının ötesine geçemedik. Buraya has bir Ramazan geleneǧi geliştiremedik. Kimse bunu düşünmez mi?

Bir de iftarlarda dikkat çeken bir nokta var. Herkes, Konsolosla, Büyükelçiyle, ya da kurumların başkanlarıyla fotoǧraflar çektirip sosyal medya hesabında yayınlıyor. Senin yazdıǧın gazete ve kardeş yayınında da sayfa sayfa iftar haber ve fotoǧrafları var. Yazıktır kardeşim.

Böyle gösterişlerle, iftar ve Ramazan programlarının maksadı hasıl olur mu?. Sen bu başkanların bazılarıyla görüşürsün, bizi tanımazlar, söylesek te yapmazlar, bari sen hatırlatıver. Yeni şeyler bulsunlar. Ramazan’ın ruhunu anlatan bir şeyler icat etsinler”.

Eyvallah demekten başka bir şey diyemiyoruz Efsane’ye tabii ki. Taze hurmalar ve ikramı devam ederken, Efsane bir başka konuya geçmişti. “Nedir bu Avrupa Parlamentosu milletvekili seçimleri? Bir milletvekili bile çıkaramadık.

Oysa aday, Ayhan Tonca tüm Ramazan boyu her akşam başka bir iftardaydı. Ne Milli Görüşü, ne Türk Federasyonu, ne Diyaneti, ne Nizami Alemi gitmediǧi kuruluş kalmadı. Hemşehri dernekleri, federasyonları, televizyon programları, daǧıtılan bildiriler, onca yapılan seçim kampanyasına karşılık alınan oy 60.000 civarında.

Bu neyin nesi Allah aşkına? Birileri izah etsinler lütfen. Suçu ona buna atmaktansa, aklı selim bir şekilde düşünüp, nerede hata yapıldıǧına baksınlar. Lütfen söyle, yaz bunları. Okusunlar, duysunlar parti yöneticileri” dedi Efsane. Olur, yazayım, okurlar belki dedim kendi kendime. Gerçi, parti yöneticilerinin bize de selam verdikleri yok ama, Efsane bu ne yapalım, söylediklerini onlara ulaştıracaǧımı düşünüyor…

Son olarak, Efsane, Türkevi’nde yapılan Ramazan programını çok anlamlı bulduǧunu söyledi. 14. Türkevi Söyleşileri çerçevsinde Türkiye’nin son Kıssahanı Muharrem Ali Dere “Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî Geleneğinde” “AKL’ETMEK, FİKR’ETMEK ve ÜRETMEK HAKKINDA” bir sohbet yaptı.

İftar öncesi konuşmasına “Merhaba efendim bendeniz; Muzaffer’den olma Mukaddes’ten doğma Neyzen mahlâsı ile bilinen Muharrem (Ali) DERE İNSAN olmak, İNSAN kalmak, İNSAN göçmek; işte tüm gâyem ve davam budur gerisi -hep- lâf-ı güzaf…” ile başlayan ney ve saz-cümbüş’üyle katılımcıları mest eden konuşmacı, bu yıl Amsterdam’daki Ramazan’a farklı bir boyut kazandırdı diyor Efsane. Efsane, ama ertesi gün, iftar sonrası gayri ihtiyari gelişen sıra gecesinden habersiz olduǧu için gönül koyduǧunu söyledi.

Evet, Amsterdam’da sokaǧın nabzını tutan ve zaman zaman kısa da olsa sohbetlerinden yararlandıǧımız Efsane’nin bu yıl Ramazan deǧerlendirmesi özet olarak böyle.

Allah daha nice zengin ve anlamlı Ramazanlar nasip etsin. Bayramınız mübarek olsun.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!
%d bloggers like this: