Göçmen işçilikten katılımcı di̇asporaya: ekonomi̇de varlık gösterme

1960’lı yıllarda Avrupa’daki işgücü ihtiyacını karşılamak için Türkiye’den toplanarak getirilen göçmen işçilerin çocukları ve torunları artık yerleşik ve katılımcı bir diaspora olma yolunda. Önceleri geçim kaynağı olarak sadece bir işçi olarak çalışma görülürdü. Bu uğurda hatta okullarda okuyup meslek sahibi olma bile arzulanan bir yol değildi. Zamanla Avrupa ülkelerinde “geçiçi” olma fikri yavaşlayıp kalmaya yüz tuttu. Buna karşılık yeni yetişen genç nesil daha iyi eğitim görmeye ve kendini yerli yaşıtlarıyla rekabet etmeye yöneltti. İyi eğitimin yanı sıra biraz bağımsız olma duygusu biraz da karşılaşılan ayırımcılık insanımızı müteşebbis olmaya yönlendirdi. Önceleri sadece kendi toplumunun ihtiyaçlarına yönelik iş kollarına yoğunlaşan Türk diasporası Pazar ekonomisinin kuralları gereği rekabet şartlarını öğrendi ve iş hacmini, ticaretini arttırmak için kendi toplumunun dışındaki müşteri kitlesini de keşfetti. Bu teşebbüs ruhunu teşvik eden bir başka faktör de Türkiye’nin 80’li yılların ikinci yarısından itibaren gösterdiği büyük ekonomik gelişmedir. Türkiye’deki şirketlerin ve iş sahiplerinin Avrupa pazarına açılmaları orada yerleşip kendi insanları ile ekonomik işbirliklerinin hızla çoğalmasına yol açarken Avrupa’daki insanlarımızı da müteşebbis olma yolunda iten bir güç oldu. Buna globalleşmenin etkisini ekleyip bir de sayıları hızla artan serbest meslek sahibi Türkleri de katarsak bugün Türk diasporasının Hollanda ekonomisinde önemli bir konuma sahip olmasını gururla karşılamalıyız.

Yirmidört binin üstünde işletme sahibi olan Türk toplumunda 23 bin civarında da yüksek eğitim gören bir genç nesil var. Bu göstergeler toplumumuzun sosyal ve ekonomik gelişme yolunda bir sonraki adıma hazırlanmaya başlamasını gerektirmektedir. Bir yandan ekonomik gücümüzün artması ve ülke ekonomisi içindeki payının yükselmesi için uğraşırken, öte yandan toplumumuzun genel eğitim seviyesini yükseltme yolunda çok süratle çalışmalıyız. Artık ekonominin yanısıra akademik hayatta da toplumumuzun üyelerinin yer almasını sağlamalıyız ve bu yolda tüm toplum olarak destek sağlamalıyız.

Sağlam ekonomilerin temel taşlarından biri de toplumun iyi eğitim görmüş olmasıdır. İyi eğitim sadece diplomalar alıp meslek hayatına veya iş hayatına atılmak demek değildir. Türk toplumunun üyelerinden artık akademik hayatta başarılı olan ve kendine yer edinen insanlar çıkmalıdır. Eğitim görmüş olanlar artık öğrencileri yetiştirecek, onları eğitecek, akademik çalışma yapacak, araştırmalara ve buluşlara imza atacak yerlere gelmelidirler.

Bizim toplumumuz üzerine araştırmalar yaparak, kitaplar yazarak akademik kariyer sahibi olan bir sürü Hollandalı var iken, Türk diasporası olarak neden üniversitelerde, fakültelerde bizim gençlerimize asistanlık, araştırma görevlisi işleri kapalı tutulur sorgulamalıyız. Kendi gençlerimize fırsatlar yaratmak toplumsal bir borçtur. Bizi iyi bilen insanlarımız da araştırmalar yapmalı, düzmece ve ön yargılı anket, araştırma gibi peşin maksatlı çalışmalara alternatifler ortaya koyabilmelidirler. Türk diasporası olarak öncelikle ekomik olarak güçlendikçe Türk toplumuna karşı yapılan haksızlıklara demokratik bir şekilde cevap vermek ve de var olan gücümüzü her şekilde kullanmak zorundayız. Bu gücün artması ve daha da fazla olması ekonomik gücümüzün artması ile olur.

Tüketiciler olarak biraz da duygusal olarak Türk müteşebbislerinin işletmelerini desteklemeliyiz. Ancak bu destekleme onlara ekonomik fayda getirecek şekilde olmalı yoksa “bizdendir bana daha ucuz iş yapmalı veya mal vermeli“ mantığı ile olmamalıdır. Bizim insanımızın işyerleri bizim tercih sebebimiz olmalı. Sadece bilinçli müşteri olarak memnun olmadığımız hususları hemen işletme sahibine aktarıp daha iyiye gidilmesini sağlamak borcumuzdur. Yoksa memnuniyetsizliğimizi arkadan dedikodu şeklinde ifade etmek bizim kültürümüze yakışmayan bir davranıştır. Hepimiz Türk diasporasının üyelerinin daha beğenilen ve daha başarılı işyerlerine sahip olarak giderek yükselmelerine katkıda bulunmalıyız. Kendini gösteren her işletmemizin tanıtımına yardımcı olmalı Hollandalı dostlara tavsiye etmeliyiz. Tenkit duyduğumuzda da söz konusu olan işletmeyi haberdar edersek onlara iyilik yapmış oluruz. Unutmayalım ki bizim toplumumuzun işverenleri ne kadar başarılı olurlarsa toplumsal konumumuza katkıları o kadar çok olur ve yetişen genç nesillere de örnek olurlar.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *