Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’ya açık mektup

ilhan-Karacay--Mei-2013-(4)

Sayın Bakan,

Türkiye’de yaşanmakta olan siyasi gelişmeler ve varlığı iddia edilen paralel güçler için, ‘Beni hiç ilgilendirmiyor’ desem, olmaz değil mi?
Sonuçta ben de bir Türk-Hollanda vatandaşı olduğum için, yaşadığım babavatan (Vaderland) ile sık sık gittiğim anavatan (Moederland) ilgi odağım olmalıdır.
Ama bazen de, ‘Ne sağcıyım ne solcu, futbolcuyum futbolcu’ tekerlemesine dayanarak siyasetten uzak bir yorum yapma hakkım da olmalı değil mi?
Anavatanımda (Moederland) cereyan eden son olaylar arasında, eski Bakan Zafer Çağlayan’a hediye edildiği iddia edilen 700 bin liralık bir saat konusu var.
Ben bu saat konusundaki iddialara ve savunmalara hiç değinmeyeceğim. Sadece sizin bu konudaki bir açıklamanıza karşı, Hollanda’dan çok ilginç bir örnek vereceğim.
700 bin liralık saat konusunda verilen bir soru önergesine verdiğiniz cevabınızda şunları söylemişsiniz:
‘Sübuta ermeden işlem olmaz. Yolcunun giyinip kuşanmasına mahsus eşyalarla seyahat eşyası bu kapsamda değerlendiriliyor. Bu kapsamda giriş çıkış yapan yolcuların ihbar, şüphe olmaması durumunda giysi, saat, gözlük, kolye ve telefon gibi şahsi kullanıma mahsus eşyalarının kontrolü yapılmıyor. Yurtdışına giren çıkan bir kişi olarak sizin saatinize, gözlüğünüze, üzerinizde bulunan şahsi eşyanıza bakılıp kontrol edilmediği gibi, aynı uygulama bütün vatandaşlarımıza uygulanmaktadır. Söz konusu edilen saatin modeli, değeri ve menşei iddia mahiyetindedir. Eşyanın ticari nitelikte olduğu sübuta ermedikçe gümrük mevzuatı açısından işlem yapılması mümkün değildir.’
Öncelikle, ‘Sübuta ermeden işlem olmaz’ın manasını açıklayalım: Sübut, Arapça bir kelimedir ve genellikle resmi kurumlarda kullanılır. Sübuta ermek, eylemin gerçekleştiğinin ispatlanmasıdır. Olay, sayın Bakan’ın dediğiniz gibi, sübuta ermediğine göre, eylem de gerçekleşmemiş demektir.
Bu cevap ve yoruma benim şahsen bir itirazım yok. Ama bu konunun medeni ülkelerde çok daha değişik değerlendirilmekte olduğunu bir örnek ile açıklayacağım.
Hollanda’da çok tanınmış seyahatçı ve havacı bir dostum var. Bu dostum, mesleği icabı sık sık Türkiye’ye gider ve gelir. Bu gidişlerden birinde, Amsterdam’ın Schiphol Havalimanı’da bir Free Shop’a girer. Yanında da bir arkadaşı vardır. Vitrinde çok hoş bir saat onlara bakıyor ve ‘Al beni’ diyor. İyi de bu saatin etiketine bakıldığı zaman tam 8 bin euro yazıyor.
Eee, ne de olsa 700 bin liranın karşılığı olan 300 bin frank kadar pahalı değil ama, 8 bin euro da onlar için büyük para.
Sonuçta, seyahatçı arkadaş bu saatı satın alıyor, faturasını ve garanti belgesini de çantasına koyuyor.
İşte ne oluyorsa dönüşte oluyor. İstanbul’daki işini iki günde tamamlayan bu dostum, dönüşte havalimanındaki gümrük memuru ile karşı karşıya geliyor. Gümrük memuru soruyor: ‘Beyan etmek macburiyetinde olduğunuz eşya var mı?’
Dostum elindeki küçük çantasını göstererek ‘Hayır’ diyor. Gümrükçü’nün gözü o anda dostumun kolundaki saate takılıyor. ‘Bu saati nerede aldınız’ diye soruyor. ‘İstanbul’da aldıysanız, vergi ödemek durumundasınız’ diye de ekliyor.
Dostum çantasındaki fatura ve garanti belgesini güçlü bir savunma belgesi gibi çıkararak, ‘Ben bu saati bu havalimanında aldım. Bu nedenle vergi ödememe gerek yok sanırım’ diye espri yapmak istiyor. Ama gümrük memurunun verdiği cevap dostumu hem şaşırtıyor ve hem de kızdırıyor.
‘Nasıl olur’ diye çıkıştığı gümrük memuru yanıt veriyor: ‘Bakın, siz bu saati Free Shop’tan alırken, bu eşyanın Hollanda dışına çıkacağından ötürü vergisiz aldınız. Ama şimdi aynı eşyayı Hollanda’ya yeniden sokuyorsunuz. Bu durumda vergi ödemeniz gerekecek.’
Dostum neye uğradığını anlayamıyor. Bu durumu daha sonra biz medya mensuplarına anlattığı zaman biz de şaşırmıştık. ‘Vay anasını sayın seyirciler’ diye Hollanda gümrüğüne çatan bir haber yapacaktık ama, sağlıklı bilgi aldığımız için bir veryansın haberi yapmadık.
Aslında, yıllarca önce yaşanmış gümrük olaylarında buna benzer konulara şahit olmuştuk. Türkiye’den gelen kadınlarımızın kullarındaki altın bileziklere el koyarak vergi isteyen gümrükçülere çok kızmıştık. Altın, Hollanda’da Free Shop dışında alınmışsa, (ki o zaman vergisi ödenmiş oluyor), beraberinde mutlaka faturasının bulundurulması şart oluyor.
İşte böyle sayın Bakan. Bu Hollandalılar Arapça da bilmediği için ‘Sübuta ermeden işlem olmaz’ lafını da anlamıyorlar.
Eeee, biz de o zaman şunu anlamak mecburiyetinde kalıyoruz: İhbar olmuş ve olmamış, vergisi ödenmeyen her zati eşya vergiye tabiymiş.
Aaah bu Hollandalılar ah!!!




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *