taksim FM aile

Hollanda semalarında eğlenceli bir radyo!

Son zamanlarda adı gittikçe daha sık duyulan ve kapsam alanını Almanya, Belçika gibi Batı Avrupa ülkelerine de genişleten Taksim FM’in ilginç öyküsünü okurlarımızla paylaşıyoruz.

 

Taksim FM radyo fikri nasıl oluştu?

Taksim Fm radyosu 3 öğrenci tarafından kuruldu. Muhammet Bölükbaşı, Cihan Özkaya ve Selami Coşkun tarafından kuruldu. Radyo sahiplerinden biri olan Selami Coşkun 2010 yılında Limburg’ın Roermond şehrinde , lokal bir radyoda haftada 3 saat Türkçe yayın ile başladı. Son yıllarda radyo kavramı bir hayli önem kaybetmişti, insanların müziği erişimi kolaylaştıkça insanların da radyolara ilgisi bir hayli düşmüştü. İste bu dönemde bizler akıllı telefonların artışıyla radyo kavramına yeni bir tat kattık. Akıllı telefonlarda yaptığımız uygulamalar ve erişimi kolay olan bir radyo oluşturduk. Türk insanlarının hayatında müzik kavramı diğer kültürlerden farklı, bizler bir anda dinlediğimiz dertli türküde ağlayıp anında oyun havasıyla oynayabilen milletiz. Bu yüzden büyüyen büyük internet pazarında eski radyo kavramını karıştırıp ortaya yeni bir radyo Taksim FM çıkardık.

 

Taksim FM’i diğer radyolardan farklı kılan nedir?

Avrupa’da yeterli profesyonel Türk radyosu olmadığı belli, şayet bizleri diğer radyolardan ayıran fark şudur. Erişimi kolay olan Türk radyolarına gurbetçi olarak gönderdiğiniz mesajlarınız çok geç veya hiç okunmuyor. Bize ulaşıp istekte bulunmak bu konuda daha da kolay. Diğer taraftan radyocu ve dinleyici arasındaki mesafeyi yakınlaştırdık. Medya denince insanlarımız çoğu zaman ulaşılması kolay olmayan bir veri düşünüyorlardı. Radyomuz bu klişe durumu yendi. Bize ulaşmak görüşmek çok kolay.

Gençlerimizin bizleri çok beğenmesinin en büyük nedenlerinden biride sosyal medyayı akıllı bir şekilde kullanmamız. Belki de sosyal medya üzerinde istek ve yorum okuyan ender radyolardan biriyiz. Sosyal medyada gurbetçi gençlerin beğendiği müziklere kolay ulaşabiliyorsunuz. Avrupa’da ciddi bir sanatçı potansiyeli var. Gurbetçi gençlerin müzik konusunda bir hayli istekli olduğu da ortada. Fakat bu gençlerin Türkiye’deki bazı yarışmalara yem olacağına, kendi özelliklerine güvenerek, daha tabandan, radyodan kendilerini duyurma imkanı verdik. Bu yüzden yeni çıkan müzikler, parçalar ve albümler Taksim FM tarafından hemen paylaşılıyor.

 

Radyonuzda ne tür programlar yapıyorsunuz?

İnsanlarımız eğlenceyi seviyorlar. Zaten Avrupa’da bütün gün çalışmış, okuldan gelmiş insanlarımızın bir de çok ciddi bir proğram dinleme zevki kalmıyor. Proğramlarımızda gençlerin dilini kullanmaya çalışıyoruz. Çoğu eğlenceli programlar oluşturuyoruz. Her saatin kendine ait dinleyici kitlesi var. 25’e yakın sunucumuzun bulunduğu radyomuzda herkesin kendine ait konsepti var. Mesela gece saat 00:00’da daha çok slow müziklerle insanlar hikayelerini paylaşıyor, haftada 2 gün canlı müzik şölenimiz oluyor, öğlen saatleri remix ve pop şarkılarına yer veriliyor. Yani seçim çok, ama bunun yanısıra diğer radyo kanallarımız da var. Diyelim girişimci olarak dükkanınızda radyo dinlemek istiyorsunuz. Fakat aradaki reklamlar ve canlı yayın sunucusunu dinlemek istemiyorsunuz. İşte bu zaman yapacağınız tek şey diğer kanallardan zevkinizi dinlemektir. Pop, Slow, Rock, Arabesk Arabic, Yabancı kanallarımız ile herkes kendini ait olan zevkini radyoda bulabiliyor.

 

Dinleyici potansiyeli nereden?

En büyük dinleyici potansiyelimiz beklenenin aksine Almanya’da.Almanya’nın büyük şehirleri olan Köln, Duisburg, Düsseldorf, Dortmund gibi şehirlerden çok büyük dinleyici potansiyeline sahiyiz. Aynı zamanda Hollanda’da buna yakın dinleyiciye sahibiz. Bunun yanındaBelçika, Danimarka, Fransa gibi ülkelerden de dinleyici kitlemiz var. Mütevazi olmayı severiz, ama Avrupa’nın en büyük Türk Internet radyosu olduğumuzu iddia etmeden geçemeyeceğim. Yaş gurubu olarak bizleri nedense hep küçümsediler. Radyomuzu dinleyen kitlenin 16 yaşından 45 yaşına kadar olan geniş bir kitle olduğunu söylemek isterim. Sosyal medya sayfalarından aldığımız istatistikler bu verileri ortaya çıkarıyor.

 

Radyonun eskisi kadar popüler olmadığını düşünenler var. Sizin bu konuda görüşünüzü açıklayabilir misiniz?

Genel anlamda insanların müziğe erişimi kolaylaştı. Hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan mobil cihazlarla birlikte her an, her ortamda müzikle iç içeyiz. Ancak radyoculuğun ayrı bir büyüsü var. Hem programcı hem dinleyici açısından. Bir söz söylemek, parçaya ilişkin yorum yapmak, bir düşünceyi paylaşmak. Bu insan sesine, sıcaklığına olan inancımız dolayısıyla da bir internet radyosu olmamıza rağmen kendi stüdyomuz, canlı programlarımız var, DJ’ler gelip canlı performans sergileyebiliyor. Bu tılsımın kaybolmayacağına inanıyoruz. Unutmayalım ki hâlâ belli süzgeçlerden geçirilmiş iyi müziği duymak isteyen milyonlar var.

 

Zorluklar çektiniz mi kurma aşamasında ya da süreç içinde ?

Radyomuzu kurmak için ilk başta stüdyo hazırladık. Her kurum gibi bizlerinde büyük medya kurumu olma niteliğinde hazırladığımız bir model var. Radyolar gelirlerini dinleyiciden değil şirketler ve girişimcilerden kazanırlar. Yavaş yavaş ve zorla olsa da şirketlerimizin çok ta meyilli olduğunu görmedik. Mesela restoran sahibi 24 saat Taksim FM çalıyor ama reklamlarını bu radyodan yürütmüyor. Ciddi maddi sıkıntılar atlatsak ta, hamdolsun ki radyomuzu her zaman ilerletme çabası içindeyiz. Bir diğer üzüldüğüm nokta da Hollanda’daki çoğu sivil toplum kuruluşlar, diğer medya üyeleri ve önde gelenlerinin bize ilgi göstermemesi. Hollanda çapında 10 binlere ulaşmış Avrupa çapında yüzbinlere ulaşmış bir kurumun yok sayılmasını kabullenemeyiz. Üzüldüğümüz noktalardan biri mesela farklı kurumların davetlerinde yer alamamamız veya davet edilmememiz.

 

Bize Taksim FM’i tek cümlede anlatabilir misin?

Bizim en büyük kalitemiz bence radyomuzda ciddiyetsiz bir ortamda verdiğimiz ciddi mesajlardır. Şakşak programın tam ortasında konu birden İstanbul’un fethine gelip tarih dersi verebiliyorsunuz; işte radyomuzun bu özelliğini çok seviyorum.

 

Yayın esnasında komik durumlar ya da duygusal anlar yaşıyor musunuz hiç?

Yaptığım programlardan biri geceleri ‘Hikayemi Paylaştım’ programı. Facebook üzerinden bana ulaşan veya yayınıma telefonla katılan insanların hayat hikayesini paylaştığım bir program. Bu programdaki sihirli sözümüz “senin tecrüben başkasına ibret olsun’’ cümlesi. Sen anlat ki başkası da yaşamasın, hayatta öne çıkan bin bir türlü olaylara hazırlıklı olsun. Beni en düşündüren hikaye Almanya’nın Stuttgart kentinden geldi. Genç kızımız hem abisini hem de babasını kaybetmişti. Annesinin de ayrı biriyle yaşayıp kendisinin yapayalnız kaldığı dünyada sadece benim programlarımı dinliyordu. Çünkü “Selocan senin sesin babamın sesine benziyor, seni dinledikçe onu hatırlıyorum” mesajı beni gerçekten hüzünlendirmişti. Hayata bağlanmaya çalışan gencecik bir kızın, benim sesimi duyup ta rahmetli babasını hatırlaması beni gerçekten hüzünlendirmişti. Aynı programda evden kaçan bir genç kızımızı canlı yayında konuşup çabalayıp evine dönmesi için ikna etmiştim. O genç kızımızın annesinin telefon açıp yayınımızda ettiği dualar beni çok memnun etmişti. Radyocu demek aslında bin tane bireyle özel görüşen bir şahısmışsın gibi, program yapan bir insandır. Bütün bireylerin beğendiği müziği, söyleşiyi, duygusallığı yansıtmaktır.

 

Programcı olarak müzik hakkında da bahsedelim, İzlediğimiz kadarıyla sen de güzel şarkı söylüyorsun. Bize en çok beğendiğin şarkıları söyler misin?

Türk müziğinde iki dönem tanırız. Yaz ve kış. Yazın daha çok hareketli parçalar, insanın içine cıvıl cıvıl yapan eserler ortaya çıkar. Kışın ise daha çok duygusal, slow türü müziklerden oluşur. Son aylarda Gökhan Özen’in ‘Budala’ isimli parçası gerçekten en çok beğendiğim şarkılardan biri. Onun yanı sıra Hollanda’da doğup büyüyen eski ‘O Ses Türkiye’ yarışmacısı Betül Bayram’ın cover yaptığı Sezen Aksu’nun ‘Değer mi?’ isimli parçayı da çokça dinliyorum. Radyomuzda program yapan Erdo kardeşimiz çıkardığı ‘Erdo-sonsuza’ isimli parçayı da yazın hep dinlerim. Slow müziklerde daha çok Ersan’ın ‘İlk Kez’ isimli parçasına yer veririm ve yine çok beğendiğim bir sanatçı olan Gökhan Tepe’nin eserlerine yer vermeye çalışırım.

Haber gazetesine röportaj için teşekkür ederim. İnşallah bizler de bundan böyle her sabah ‘Sümeyye ile Umutla’ programımızda Haber Gazetesi’nden haberler ve yazılar okuyacağız. Güzel bir çalışma olacağı umuduyla. Herkesin Taksim FM Iphone veya Android uygulamalarını indirmelerini tavsiye ederim.