HOTİAD yeniden atakta

HOTİAD, TDLS ve Mozaik’nin organize ettiği ‘İş Dünyası Öğrencilerle Buluşuyor’ akşamına yoğun ilgi vardı.Corendon CEO’su Atilay Uslu, Koç Et Mamulleri CEO’su Hikmet Gürcüoğlu, Özgazi Holding CEO’su Şerif Aktürk ve Rotterdam Ticaret Ateşesi Tuba Sander gençlerle buluştular ve yaklaşık 120 akademisyen gençle deneyimlerini ve bilgilerini paylaştılar. Tuba Sander işinsanlarına faydalı bilgiler verdi. HOTİAD, TDLS ve Mozaik Öğrenci Derneği’nin ortaklaşa organize ettikleri ‘İş Dünyası Öğrencilerle Buluşuyor’ toplantısına işadamları ve işkadınları hem konuşmacı hem de davetliler olarak katıldılar. Yaklaşık 120 öğrencinin katıldığı buluşma akşamına, ayrıca iş dünyasının tanınmış simaları, TOVER Başkanı Durmuş Doğan, TOV Başkanı Rahmi Gemril, HOTIAD Başkan Yardımcısı  ve TUR-NED CEO’su İlhan Döne, Finma CEO’su Mehmet Soytürk, Milletvekili Selçuk Öztürk, İOT müdürü Ahmet Azdural, Mehmet Emin Ateş, Osman Çelik, Kaya Turan Koçak, Mehmet Keskin, Avukat Ejder Köse  ve çeşitli STK’lardan yöneticiler de dinleyici olarak katıldılar.

TUĞBA SANDER

T.C. Rotterdam Ticaret Ateşesi Tuğba Sander yaptığı konuşmada Türkiye ve Hollanda arasındaki ekonomik bağlara dikkat çekti. Sander konuşmasına Türk gençlerine çok kıymet verdiklerini belirterek başladı. Hollanda’daki eğitimli Türk gençlerinin iki ülke arasında iki ülkenin de menfaatine olabilecek her türlü proje de yer almalarını beklediklerini söyleyen Tuba Sander konuşmasın şu şekilde devam etti: “Sizin buradaki varlığınız, Türkiye Hollanda ilişkilerinin bir teminatıdır.Türkiye Hollanda ilişkileri gelecekte de giderek daha da güçlenecektir, çünkü Türkiye’nin geleceği çok parlaktır. Türkiye bugün dünyanın 17. büyük ekonomisidir. Avrupa’nın 6. büyük ekonomisidir. Yurt içi hâsılatı 1 trilyon Dolar’a yaklaşmıştır. Önümüzdeki dönemlerde bunun artarak devam etmesi bekleniyor. 2011-2017 yılları arasında en hızlı büyüyen ülke Türkiye olacaktır ve %6,7 civarında büyüme bekleniyor. Türkiye bu büyümesini iç tüketime dayanarak yapmıştır. Yabancı sermayeyi çekerek yapmamıştır. Biliyorsunuz 2008-2009 yıllarında bütün dünya krizle uğraşırken, herkes krizden dolayı ticaret yapamıyoruz derken Türkiye 2010’da 9.2 oranında ve 2011’de 8.8 oranında büyüme gerçekleştirdi. Bunun için yabancı sermaye Türkiye’yi bir odak olarak seçti son 10 yılda Türkiye’nin yabancı sermaye girişi 10 kat arttı. Şimdi 123 milyar dolar civarında yabancı sermaye Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Mesela Coca Cola, 93 ülkeye ve Microsoft ise 73 ülkeye yaptığı operasyonu İstanbul’dan yönetiyor. Türk Hava Yolları Avrupa’nın 3. büyük hava yolu ve aynı zaman da Türkiye 45 bin tırı ile Avrupa’nın en büyük kara yolu filosuna sahip. Ama bizim asıl güvendiğimiz Türkiye’nin genç nüfusu. Türkiye’nin yaş ortalaması 29,7. Bu gençler aynı zamanda eğitimli. Her yıl Türkiye’de 500 bin tane genç üniversiteden mezun oluyor. Türkiye’nin iş gücü 26 milyon kişiyle Avrupa’da ki 5. büyük ülkeyiz.

Tuba Sander, Hollanda’nın şu an 2 bin şirketle Türkiye’ye en çok yatırım yapan ülke olduğunu belirterek son 10 yılda Hollanda’nın Türkiye’ye 16,6 milyar Dolarlık bir yatırım yaptığını söyledi. Aynı zamanda Türkiye’nin ise Hollanda’ya yaptığı yatırımın 6,6 milyar Dolar olduğuna dikkat çeken Sander, bu yatırımlarda Hollanda’daki Türk işletmelerinin de büyük pay sahibi olduğunu sözlerine ekledi.

Türkiye’nın kuvvetli olduğu konuları gençlerin aklında kalmasını istediğini ve nasıl bir ülkenin mensubu olduklarını bilmeleri için bu konuları tek tek sayan Sander: “Bildiğiniz gibi Türkiye bir tekstil ülkesi ve 35 bin tane tekstil kuruluşu var, örme giyimde Türkiye dünyada 4. sırada, dokuma giyimde 9. sırada. Hollanda’ya da bu çerçevede tekstil ürünleri satıyor. Zaten Türkiye bir pamuk ülkesi ve dünyanın 7. büyük pamuk ülkesi. Deri ürünlerde de başarılıyız. Bunun dışında gıda ürünleri, taşıt araçları gönderiyoruz, Türkiye dünyanın 16. büyük taşıt araçları üreticisi. Binek otomobilinde ve otobüs de Avrupa da 1. sırada, ticari araçta 3. sıradayız. Bunlar bizim kuvvetli olduğumuz konular ama profilimizi biraz daha geliştirmek istiyoruz, onun için üretimimizi de değişik alanlara kaydırmak istiyoruz. Türkiye’nin güçlü yanlarını bilin. Gittiğiniz şirketlerde Türkiye’nin nelerden oluştuğunu bilgilendirin anlatın istiyorum. Türkiye’nin ekonomisinde kamu harcamalarının da payı büyük, %20 oranında ve bu gurur duyulacak bir şey” diyerek sözlerini sonlandırdı.

HİKMET GÜRCÜOĞLU

HOTİAD Başkanı Hikmet Gürcüoğlu ise yaptığı konuşmada HOTİAD’ın konumunu ve kendi hayatını özetledi gençlere. Hotiad’ın Hollanda üst düzey Türk şirketlerinin üye olduğu bir kuruluş olduğunu belirterek üye sayılarının 30 olduğunu söyledi. Bundan sonra her yıl üye sayısını 10 sayı artıracaklarını söyleyen Gürcüoğlu “Aslında iki tane Hotiad var, biri görünen biri de görünmeyen Hotiad” diyerek açıklamalarda bulundu.

“Öncelikle görünmeyeninden başlayayım. Hotiad sizin öğrenci dernekleriniz gibi bir arkadaşlık kulübü. Asıl kazancımız; arkadaşlarımız. Kendi aralarında tecrübelerini, bilgilerini ve networklerini paylaşıyorlar. Tecrübe deyip geçmemek lazım, çünkü bu pahalı, meziyetli ve zaman alıcı. Ancak kazanılmış bir tecrübe diğer arkadaşlar için daha çok faydalanılabilir bir imkandır. Dolayısıyla Hotiad bunu kendi içerisinde çoğu zaman farkına varmadan, dostluk ve sohbet ortamında bunu yakalar ve kullanır. Çok bilinmeyen bir diğer tarafı da, bizim bilip gördüğümüz ve yaşadığımız bu arkadaşlıklar zaman içerisinde ve zaman zaman ticari işbirliklerine de bizleri götürmüştür. Diyelim ki bir plan ve projemiz var ancak riskli ve maliyeti düşündürüyor ve bu paylaşıldığı zaman çok daha kolay olabileceği bilindiği için bu tür işbirlikleri kendiliğinden doğuyor. Dışarıdan bilinmeyen bir başka özelliği, bu belki biraz yenidir, Hotiad üyelerimiz için, hem kişisel hem ticari yeteneğimizi geliştirmek adına ekibimizde gördüğümüz bazı eksiklikleri gidermek için seminer çalışmalarımızdır. Bunu iki ayda bir yapıyoruz. Konumuzu belirliyoruz, konuşmacımızı belirliyoruz. Genellikle Türkiye’den geliyor ve bize yeterli olmadığımızı düşündüğümüz bir konuda bilgi veriyor. Örnek olarak son konumuz aile şirketlerinin uzun vadede varolmayı sağlayabilecek, adını kurumsallaşma koyduğumuz konunun aslında ne olduğu ve nasıl olabileceği konusunda Türkiye’den davet ettiğimiz bir uzman bizi aydınlatmaya çalıştı ve bundan tabii ki fayda gördük” dedi.

Hotiad’ın görünen tarafını da gençlere sunan Hikmet Gürcüoğlu: “Hotiad olarak MKB denilen Hollanda’nın işverenler şirketlerini ifade ediyorsunuz, bunlara yakın ve dahil olmak dolayısıyla bunlar kanalıyla oluşan politikaları belirlemek için Hotiad yavaş yavaş yol alıyor. Bu kurulduğumuz günden beri düşündüğümüz, ancak çok da kolay olmayan, fakat sürekli mesafe aldığımız bir saha. ‘Hotiad Öğrenci Buluşmaları’ adı altında başlattığımız ve benim fikir olarak sunduğum ve hemen kabul gören bu tür buluşmalar da, başka bir örnektir Hotiad’ın görünen taraflarına. Tilburg’da yaptığımız bir önceki toplantıda konuşmacı olarak katılan Celal Oruç ve Turgut Torunoğulların’ın hikayesini dinlemiştik. Çok değil sadece 30 yıl önce çok farklı konumda olan bu işadamlarımız şimdilerde Hollanda’da Quote 500’lere giriyorlar. Bu akşam konuşmacı olarak katılan Şerif Aktürk ve Atilay Uslu da bu kategorilere girenler arasında. Corendon Hollanda’nın ilk 500 zengin şirketleri içinde yer aldı. Ben bunu Elsevier’deki bir yazıda gördüm, bu listeyi yabana atmayalım, Philips, Akzo, DSM, ING Bank gibi pek çok şirketin arasında artık bir Türk şirketi var. Şerif Bey Avrupa’daki en büyük beyaz peynir tesislerine sahip. Şerif Bey birazdan diyecek ki ben de Hollanda’ya geldiğim ilk iki ayımı bir restoranda bulaşıcılık yaparak geçirdim. Tabi buradaki mesaj şu: Bir yerlere gelmek için bir işin en tabanından başlıyorsunuz.

Şunu da eklemek lazım. Bu arkadaşlarımız belki Hollandaca  lisanında sizin kadar yetenekli değiller, fakat sizlere çok iyi örnek olabilecek konumdalar. Sizler değil 3 dil, çok daha fazla sayıda dil bilen insanlarsınız. Sizin başarabileceğinize eminim, ama inanmak yetmez formasyonunuz var inanacaksınız, çalışacaksınız ama yarıda bırakamyacaksınız ki başarının devamı gelsin. Hotiad’ın görünen bir diğer tarafı da ki bu çalışmaya bu yıl başladık, Başarı Ödülleri dediğimiz ve 3 dalda ödül vereceğiz bir çalışma. Bir diğer çalışmamız, proje destekleme programı.  Sizin gibi genç arkadaşların tabi ki düşünce ve projeleri var ancak düşünmek yetmiyor ve imkan gerekebiliyor bu tür projelere destek sağlamak için bizi bulacaksınız.

Hikmet Gürcüoğlu Hotiad’dan sonra gençlere kendisin hangi yollardan geçtiğini ve bugünlere nasıl geldiğini şu şekilde anlattı: “Ben 80’li yıllarda Hollanda’ya geldim. Annem babam burada yok ancak abilerim vardı, onların yanına geldim. Hayalimde her zaman hukukçu olmak vardı ama Petrol Yüksek Mühendisi oldum. Mühendis oldum derken de sucukçu oldum. Üreticiyiz ve bildiğiniz markaların pek çoğunu biz üretiyoruz.Koç, Sancak, Pınar, Şölen, Yayla, Marmara, Özyörem, Yedoy Bağdat, Erciyes, Fulya, Aytaç, Ece ve belki daha sayamadığım markalar. Bunun dışında piyasadaki bildiğimiz et ürünlerini de biz üretiyoruz. Koç Et Mamulleri 36 yıllık bir aile şirketi. 3 kardeşten ben en gençleri idim, şu an dördüncü kardeşimiz de katıldı, o bir jeolog ama o da sucukçu oldu. Aile şirketleri güzeldir, önemlidir, güçlüdür ancak bunu oluşturup kullanabilmek lazım. Kimsenin ben demediği bir ortamdır. Hep biz deriz, tabi ben de biz demiş olduğum için fakülteden sonra hiçbir iş başvurusu yapmadan mühendis olarak çalışmadım ve sucukçu oldum.  Petrol Yüksek Mühendisi Hikmet Gürcüoğlu hukukçu olmak isterken nasıl mühendisliğe yöneldiğini ve sucukçu olduğunu de dinleyicilerin meraklı bakışları altında esprili bir biçimde anlattı.

ŞERİF AKTÜRK

Şerif Aktürk de nasıl işe başladığını ve peynir sektörüne nasıl girdiğini gençlere şu şekilde anlattı: “Üniversite ben meteoroloji bölümündeyim ve bir de makine bölümü vardı. Bir sürü fakülte aynı anda imtihana giriyoruz. Bir gün fizik imtihanı vardı ve orda çok zorlu bir profesör vardı. O sınava öyle çalıştım ki 3 saatlik imtihanı bir saatte bitirdim. Sonuçlar belli olduğunda ise ekranda baktım en yüksek puanı almışım ama adımın baş harfi A olduğu için listenin en üstünde yazıyor adım. O an hayatım boyunca, şu anki işlerimin yükselişi de dahil, en sevindiğim büyük anlardan birisidir. Ben Ağrı’da liseyi bitirdim ve çok zor şartlar altından buraya geldim.

Zamanla büyük bir mücadele ve çalışma sonucu böyle bir başarı elde ettik.  Üniversitede bölümü de çok iyi bir dereceyle bitirdim. Şu anda sizi görünce kendi okul yıllarımı hatırlıyorum. En iyi hayat, talebe hayatı. Okula git, ders çalış, hayat bunlardan ibaret ama kıymetini bilin. Zamanla iş, ev, çocuk derken hayat zorlaşıyor, tabi pişman değilim yaptığım seçeneklere. Hollanda’ya ilk geldiğimde ise, iş bulamadım ve ailemi geçindirmek için ben de bulaşık yıkadım restoranda. Sonra hasbelkader bir arkadaş beraber bir iş yapalım dedi öyle işe başladık. Okul ve iş hayatında da hep mücadele verdim, derdim ki ‘Herşeyi dünyada insan yapıyor, ben de bir insan olduğuma göre ben de beceririm’. Benim çıkış noktam buydu ve böyle mücadele ederek geldik buralara. İnanın şu anda benim dalımda beyaz peynir teknolojisinde dünyada maalesef üç beş kişiden biriyim ve benim yaptığım işin de okulumla alakası yok ama burada mücadele ve çalışma var.”

Aktürk konuşmasının devamında: “Başta ben de dili bilmiyordum biraz kurslara gittim ve işe başladık. Benimle ortak olan arkadaş süt almış fakat bu süt yolda bozulmuş ve çökelek olmuş. Bu aldığı süt kota üzeri olan süt imiş. Burada çiftçilerin inek başına bir kotası var ‘Şu kadar süt üretebilirsiniz’ diye onun üzerinde verdiğin zaman çok büyük cezalar ödeyeceksin ya da dökeceksin. Meğer arkadaş kota üzeri bu sütü alıyormuş 20 kuruşa litresini. Ben de işe başlarken çok alacağım bana 10 kuruşa ver dedim çiftçiye. O da bana nerde bidonların dedi. Ben o sütten alacağım zannetti ve bana 1 Gülden diyor. Meğer kota fazlası olduğu için bu süt “zwart melk” oluyormuş. Ben de anlam veremiyorum neden siyah dediğine halbuki süt beyaz diyorum kendi kendime. Benim danışmanım vardı ona sordum durumu anlatıp o da “zwarte melk” diyor kotayı anlatmaya çalışıyor sonra eve gittim sözlükten baktım ve öğrendim. Yani ben işe başladıktan 6 ay sonra sütün beyaz veya siyah olabileceğini öğrendim. Fakat şunu gördüm mücadele herşeyin karşısında durabiliyor. Son 5 yıl içinde başka bir duygu içinde olmaya başladım. Şu an 4 fabrikanın sahibiyim. Campina ile ortak süt işletme tesisi kurduk ki bu çok da kolay bir iş değil, dünyanın üçüncü büyük firması bu sektörde.”

Şerif Aktürk peynir sektöründeki işlere başlama hikayesini anlatırken, aynı zaman gençlere şu mesajı veriyor: “Sizin bilmediğiniz bir şey sizi bir yerlere götürüyor, evet mücadele ediyoruz o hedefe varmak için ama inanın başka bir güç onu bize yaptırıyor sanki öyle planlanmış, demek ki birileri birşey yaptırıyor aslında ama biz yaptık zannediyoruz. İşte o güce inanmak çok önemli.

ATİLAY USLU

Atilay Uslu 1969 yılında 1 yaşında Hollanda’ya geldiğini ve temel eğitimde Elektroteknik okuduğunu belirtiyor. 1990 yılında bu branşta da çalışmaya başlayan Uslu, 1993 yılında bir restorana işletmeci olarak giriyor ve 1993 yılından sonra seyahat branşına adım atmaya karar veriyor.

Atilay Uslu: “2000 yılından itibaren Corendon Grup ortağı ve yöneticisi oldum ve 2005 yılında 5 uçakla Corendon müşterilerinin büyük bölümüne tatil noktalarına hizmet vermeye başladık. Bir çok ülkelerde temsilciliği açtık ve şu an  Hollanda’da en büyük 500 şirketin arasında yer almaktayız.” diyerek başlıyor sözlerine.

“Ben pek okumadım aslında, MAVO’dan sonra teknik okul oradan sonra annem ‘Oğlum evlen çoluk çocuğa karış, iş hayatına atılma, baban atıldı da ne oldu bak, gitti hiç göremiyoruz’ dedi. Babam bir hafta evde üç hafta dışarıdaydı. Türkiye’de konserler düzenliyordu. Ben o zamanlar annemi dinledim ve şimdiki KPN’de teknisyen olarak işe başladım. Bir hafta sonra şefime maaşını sordum ve 25 yıldır çalıştığını ve 2500 Gulden aldığını söyledi. Ben de ondan daha yüksek maaş alma şansım yoktu ve bu kadarıyla yetinmek istemiyordum. O sıralar amcamın bir grillroom’u vardı ve amcam bir İtalyan restoranı açmak istedi. Bana ‘Sen grillroom’u işletir misin?’ dedi ve 1990 yılında 22 yaşında işten çıktım ve amcamın teklifini kabul ettim. 3 yıl grillroom’da çalıştım. Sonra ordan da ayrıldım, çünkü bazı sorunlar vardı ve biraz da gündüz işi yapayım dedim. Hem tatile de giderim düşüncesiyle seyahat acenteliğine başladım. 1994 yılında Mega Reizen diye bir şirket başladım. O yıl Yugoslavya’da çıkan savaştan dolayı insanlarımızın çoğu uçakla Türkiye’ye gitmek istediler. Biz de oradan buradan bulduğumuz biletleri satıyoruz.  İyi bir yıl geçti ama grillroom’dan kazandığım param gitti. Çünkü bilet aldığımız şirketlerin bazıları battı ve ben oradan seyahatçiliği öğrendim, çünkü seyahat işinde kimseye güvenmeyeceksin. Herkes batıyor.

Biz geçen sene seyahat sektöründe en güvenilir şirket ödülü aldık. Greydon tarafından veriliyor ödül. Seyahat sektöründe %5.8’i sağlıklı şirketmiş. Yani %94.2’si batıyormuş. Biz de o 5.8’in en sağlıklısıymışız, o yüzden bu ödüle layık görüldük. Bu sene batık şirketlerden dolayı 500 bin Euro’dan fazla paramız yandı.

Geri dönecek olursak 2000 yılında ortağımla beraber Corendon’u kurduk, biz televizyonlardaki teletekstlerle birşeyler yapmaya çalıştık. Sonra hızlı bir şekilde internete geçtik. Sistemlere büyük yatırımlar yaptık. Bizim ilk başladığımız da 50 tane tur operatörü vardı ve 2004 yılında 20’ye düştü. Corendon Airlines’ı kurmamızın tek sebebi başka havayolları bize koltuk vermek istemediler, o zaman biz büyük bir şirket değildik. 2011’de Corendon Dutch Airlines’ı kurma sebebimiz de yeni yerlere uçabilmek için gerekliydi. Şimdi 37 tane havaalanına uçuyoruz. Şu anda iki tane hava şirketimiz var. Bunları yapmasaydık ayakta duramazdık. Şu an şirket olarak toplam 500 milyon ciromuz var.”

İşadamlarımızın sunumlarından sonra toplantı interaktif biçimde soru ve cevaplarla devam etti. Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral da gençleri motive edecek çok dikkat çekici bir konuşma yaptı.

Corendon CEO’su Atilay Uslu, Koç Et Mamulleri CEO’su Hikmet Gürcüoğlu, Özgazi Holding CEO’su Şerif Aktürk ve Rotterdam Ticaret Ateşesi Tuba Sander. Gençlerle buluşmaktan hepsi de son derece mutluydular. İşadamları deneyimlerini ve bilgilerini ilk defa bu kadar ayrıntılı gençlerle paylaştılar. Tuba Sander işinsanlarına faydalı bilgiler verdi.

Jilpaq CEO’su Faruk Halıcı’nın moderatürlüğünde gerçekleşen buluşmada gençler renkli sorular sordular.