Irkçılar Avrupa Parlamentosu’nda en güçlü dönemini yaşıyor

Seçimler öncesinde AP’ de 766 üyeden 47’si aşırı sağa mensupken, bunların 26’sı Avrupa Özgürlük ve Demokrasi (EFD) grubunun çatısı altında ve kalan 21’i bağımsız olarak faaliyet gösteriyordu. Aşırı sağ 2004 AP seçimlerinde yüzde 8,1 oyla tarihi zirvesine ulaşmış ve 2009’daki seçimlerde bu oran yüzde 6,6’ya gerilemişti.

AP seçimlerinde sandık çıkış anketleri ve açıklanan ilk sonuçlara dayanılarak yapılan projeksiyonlarda, üye sayısı bu dönemde 751’e indirilen parlamentonun yaklaşık yüzde 70’inin geleneksel partiler tarafından doldurulduğu ve kalanının AB karşıtlarıyla aşırı sağ ve soldan oluştuğu görülüyor.

AP’ de aşırı sağın ne ölçüde etkili olabileceği büyük ölçüde kendi içinde birlik sağlayıp saylayamayacağına bağlı çünkü siyasi grupların komisyonlardaki üye sayıları, tartışmalarda konuşma sürelerinin uzunluğu, raportör tayin etme yetkileri ve AB bütçesinden alacakları destek, üye sayılarına göre belirleniyor. Bağımsız kalmayı tercih eden parlamenterler ise gruplara tanınan birçok ayrıcalıktan faydalanamıyor.

Avrupa aşırı sağı, başını Fransız Ulusal Cephe’nin (FN) lideri Marine Le Pen ve Hollandalı Özgürlükler Partisi’nin (PVV) lideri Geert Wilders’ın çektiği Avrupa Özgürlük İttifakı ile Büyük Britanya Bağımsızlık Partisi (UKIP) lideri Nigel Farage’ın öncülük ettiği Avrupa Özgürlük ve Demokrasi grubu arasında bölünmüş durumda.

Le Pen ve Wilders, ittifaklarına dahil ettikleri ırkçı partilerin Yahudi karşıtı olmamalarına dikkat ediyor. Wilders daha çok İslam ve göçmen karşıtlığı üzerinden oy toplarken Marine Le Pen, geçmişte babası Jean-Marie Le Pen’in zaman zaman yaptığı Yahudi karşıtı açıklamaları tekrarlamaktan kaçınıyor. Buna rağmen UKIP, ısrarla ittifak çağrısı yapan Le Pen’i anti-semitizme bulaştığı gerekçesiyle reddediyor.

Avrupa Parlamentosu’nda siyasi grup için en az 7 ülkeden 25 milletvekili gerekiyor. Sayı yönünden sıkıntısı olmayan Le Pen ve Wilders ittifakının Avusturya’dan Özgürlük Partisi (FPÖ), Danimarka’dan Halk Partisi, Belçika’dan Flaman Menfaati (VB), İsveç’ten Demokratlar (SD) ve İtalya’nın Kuzey Birliği Partisi’ni yanlarına çekerek grup kurması muhtemel görünüyor.

Böyle bir oluşumun hangi ortak politikalarda uzlaşabileceği belirsizliğini koruyor. Örneğin bu ittifakın öncülüğünü yapan le Pen ve Wilders birçok konuda görüş ayrılığı yaşıyor. Wilders İsrail ve eşcinsel dostuyken Le Pen’in liderliğini yaptığı Ulusal Cephe eşcinsellerin evliliğine şiddetle karşı çıkıyor ve İsrail’e mesafeli duruyor. Göçmen ve AB karşıtlığı, bu iki partinin üzerinde uzlaşabildiği noktalar olarak öne çıkıyor.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *