IRKÇILIK VE TERÖR DÜNYA İNSANLIĞININ BAŞ DÜŞMANI

Hollanda eyalet seçimlerini geride bıraktığımız bu günlerde, yine ders niteliğinde sonuçlarla karşı karşıya kaldık.

Öyle ki dünya siyasetindeki aşırı sağa kayış Hollanda’da hızla kendini göstermeye başladı. Forum voor Democratie Partisinin ırkçı lideri Baudet, seçim gecesi yine Hollanda’da çeşitli kesimler tarafından tartışılan bir konuşma yaptı.

Aşırı sağı ve beyaz toplumu ön plana çıkaran konuşmasında gördük ki Hollanda için tehlike çanları çalıyor. Seçimlerden iki gün önce Utrecht’te meydana gelen mel’un saldırının, seçimleri büyük ölçüde etkilediği görüşü Türk toplumun büyük bir kısmında hakim.

Yine bir seçim öncesi bir karışıklık ve kaos ortamı oluştu Hollanda’da. 2018 seçimlerinde 11 Mart olaylarıyla yine seçim öncesi olaylarla Hollanda Türk toplumu zan altında bırakılmıştı.

Hollanda sisteminin bir ürünü olan Gökmen T. adlı şahsı, medya hemen Türkiye doğumlu diyerek damgalamaya çalıştı.

Hollanda’nın kuzeyinde Urk kasabasında da ilginç bir olay yaşandı geçtiğimiz haftalarda. 100’ün üzerinde Hollandalı genç, bir Faslı gencin evini basarak, genci ve annesini tartakladılar.

Bu olayda yine hollanda medyasının iki yüzlülüğünü gördük. Dövenler beyaz hollandalı olunca suç hemen Faslı gençte aranmaya başladı, ‘Hollandalıları tahrik etti’ şeklinde gösterilen olay, olduğundan küçük gösterilmeye çalışıldı.

Halbuki 100 kişiyle bir evi basarak masum bir genci ve annesini tartaklamak başlı başına büyük bir olay.

Bu olayın ertesi günlerinde Elfie Tromp adında bir radyocu, yapılan çifte standardı göstermek adına radyoda bir köşe yazısı okudu ve Urk kasabasına ve bu olayda adı geçenlere ağır eleştiriler getirdi.

Bunun üzerine Urk Belediye Başkanı bu gazeteci hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Hollanda’da her fırsatta düşünce ve fikir özgürlüğünü savunanların, birden bu ilkeyi unutup bir gazeteciyi mahkum etmek adına adımlar attıklarını gördük.

Özgürlükler sadece kendileri için geçerli olan bir grup mevcut adeta Hollanda’da ve önümüzdeki yıllara baktığımızda bu tür çifte standartların gitgide daha da çoğalacağını tahmin etmek hiç de zor değil.

Tarihin zalim boyutlarıyla tekerrür etmesi doğrusu Hollanda toplumundaki barışçıl yaşama bir dinamit konması demektir. Yeni Zelanda’daki cani terör saldırısında, sadece ibadetleriyle meşgul olan suçsuz insanlar hunharca bir terörist saldırıda hayatlarını kaybettiler.

Avrupa’da bu, Charlie Hebdo saldırısı gibi gündem haline getirilmedi. Avrupa’da her geçen gün artan böyle bir çifte standart mevcut.

2013 yılındaki 34. sayımızdaki başlığımız FAŞİSTLER ZIVANADAN ÇIKTI cümlesi büyük puntolarla manşetimizde yerini almıştı. Hollanda tarihinde görülmemiş düşünceler yazılıp çizilmişti o günlerde.

Peşpeşe kundaklaran ve yakılan camiler, alenen ırkçı ve faşizan cümlelerle, kimliklerini gizlemeye bile gerek görmeyen binlerce ırkçı Hollandalı fundamentalistler tarafından sosyal medyada paylaşılmış, sevinç naraları atılmıştı.

Bir çoğu bunun tekrarlanması gerektiğini, hatta yakma yıkma olayının, Cuma namazı gibi müslümanların yoğun oldukları saatlerde de olmasının daha iyi olacağını yazmışlardı.

İnsanlığa sığmayan bu ürkütücü düşünceler karşısında o zamanki genel yayın yönetmenimiz İbrahim Karaman şu düşünceleri paylaşmıştı bu sütunlardan: “…Biz yayın politikamız gereği her zaman marjinallikten ve kutuplaştırmadan uzak duruyoruz. Ancak başımızı kuma gömerek “hoşgörü budalası” da olmamak gerek. Etrafımızdaki olayları doğru gözleyip, gidişatı da doğru algılamamız lazım.

Doğru tespitleri yapmak ya da birtakım kritik olaylar karşısında yerine göre uyanık ve bilinçli, yerine göre eleştirel olmak durumundayız. Geçmişte camiler defalarca bu tür kundaklamalara maruz kaldılar.

Bunların özel listesini tutanlar bile var. Bazıları tarihe malolması anlamında arşiv çalışması yaparken, bazıları da bunları övünç vesilesi haline getirmek ya da hedef göstermek için uğraş gösteriyorlar.

Bu tür çalışmaların olumsuz yansımalarını şansa bırakmamak lazım. Şahsi görüşüm odur ki, bilhassa Cuma günleri her camide o gün namaz esnasında görevi sadece camiyi kollamak olan en az 2 kişi görevlendirilmeli ve o kişilerden Cuma namazının sakıt olması bile fakihlere danışılabilir.

İçinde yaşadığımız konjünktür sağlıklı izah edilirse bunun gereksinim olduğu bile düşünülebilir.

Tabi bu seçilen emniyet sorumluları aynı zamanda sunumu, insanlara hitap seviyesi, etrafını gözleme kabiliyeti yerinde olan insanlardan olmalı…”




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!
%d bloggers like this: