Kampanyalarda hareketlenme

Bir haftalık kara kışın ardından bahar yüzünü gösterdi. Geçen hafta -15 Cº’leri görmüştük. Bu hafta eğer tahminler doğru çıkarsa  18-19 Cº’leri göreceğiz. Bakalım mart ne yapacak? Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır demiş atalarımız ne de olsa. Mart ayının bu ikircikli tavrı Hollandacada da “Maart roert zijn staart” deyimiyle ifade edilirken, “april doet wat hij wil” ile baharın kendisini mayısa kadar bekletebileceği belirtilir. Bu bahar girizgahından asli konumz siyasete dönelim. Bakalım orada bahar ne durumda. Daha başka bir ifadeyle, kimler bahara kavuşacak, kimler kara kışa ya da hazan vakti sonbahara dönecek? 

Seçimlere üç hafta kala kampanyalar görünür olmaya başladı. Hem de fiziksel anlamda, zira bazı partilerin adayları ve gönüllüleri şehir merkezleri ve alışveriş merkezlerinde broşür dağıtırken görüldüler. Tabii ki asıl propaganda, daha önceki yazılarımda da sık sık değindiğim gibi, medya yoluyla yapılmakta. Liderler TV kanallarında, adaylar da sosyal medyada seçmenlerin ilgisini çekmeye çalışıyorlar. 

Bu seçim sürecinde en çok dikkatimi çeken, PVV ve FvD dışındaki bütün partilerin ülkenin temel meselelerinin bütününe yönelik planlarını dillendirmeleridir. Geçmişte alışık olduğumuz bir ana temayı öne çıkaran partileri göremiyoruz. Bu işi PVV hala yapmaya devam ediyor. FvD ise Trump’un kampanyasının bire bir kopyasıyla ilgi çekmeye çalışıyor. Ancak kendi aralarında yaptıkları ırkçı muhabbetlerin basına sızmasıyla peş peşe iki defa duvara toslayan Baudet’in bu sefer işi zor. Kamuoyu yoklamalarına bakılırsa muhtemel seçmenlerinin büyük bir kısmı ya PVV ya da VVD’ye yönelmekteler. Bu da PVV’nin yükselişi anlamına geliyor ve asıl kaygı duyulması gereken gelişme budur. 

Her ne kadar siyasi partiler söylem olarak biraz olsun sola kaymış olsa da, sol partilerin durumu kaygı verici boyutlarda. Daha düne kadar ülkenin en önemli siyasi partilerinde birisi olan PvdA 10-15 sandalyeye razı görünüyor. GL ve SP  PvdA’yı çoktan solladılar, ancak onların da 10-15 sandalyelik bir potansiyelleri var. Hepsini toplasan 40 sandalyeyi bulmaz. Meclisteki mevcut temsil SP 14, GL 14, Pvda 9 şeklindedir. Toplam 36 sandalye! Daha bundan 9 yıl önce PvdA tek başına 38 sandalye kazanmıştı. Nereden nereye? 

Solun bu gidişatından kaygı duyan Groen Links, bu hafta diğer sol partiler ve liberal sol D66’ya seçimlerden önce bir protokol imzalama çağrısı yaptı. Bu çağrıyı daha da somutlaştırmak için de üzerinde “Daha fazla Lilian ve Lilianne ve Sigrid ve Jesse” yazılı posterler bastırdı. Lilian SP, Lilianne PvdA, Sigrid D66 ve Jesse GL’in liderlerine isimleriyle hitap ederek bir samimiyet gösterisi yapılmakta, ancak çağrıya hiçbir partiden olumlu cevap çıkmadı. Sadece ilerici partilerin işbirliğine sıcak baktıklarını belirtmekle yetindiler. Bu da Hollanda gibi bir ülkede gayet normal, zira hiçbir parti daha şimdiden kendisini koalisyonlar için devre dışı bırakmak niyetinde değil. 

VVD Rutte’nin yelkeniyle rüzgarı arkaya almış ilerliyor. Son anda bir aksilik olmazsa 40 civarında sandalye kazanacağa benziyor. Ancak koalisyonun diğer ortağı CDA için durum pek de iç açıcı değil. Bir taraftan VVD’den seçmen aşırması lazım, diğer taraftan da VVD ile kavgalı duruma girmek istemiyor. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık misali, liderleri Wopke Hoekstra’nın kendisini hiç de rahat hissetmediği her halinden belli. O da ne yapsın başka türlü dikkat çekmeye çalışıyor. Çalışıyor çalışmasına da, bu sefer de pot kırıyor. Nitekim geçen hafta olimpiyat şampiyonu Sven Kramer’la Thialf Stadyumunda buz pateni yapmaya kalktı, ama unuttuğu birşey vardı, o da Corona tedbirleri kapsamından kapalı mekanlarda spor yapmanın yasak olmasıydı. Kaş yapayım derken göz çıkardı anlayacağınız. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, listesinin ikinci sıra adayı ve tercihli oy şampiyonu Pieter Omtzigt de çalışmalarında vites düşürme kararı aldı. Şimdi merak edilen seçimlerden sonra CDA’da neler olacağı. Eğer 20 sandalye üzerine çıkılırsa mesele yok, ancak onun altında kalması demek Hoekstra’nın emaneti teslim etmesi anlamına gelir. Bu durumda Pieter Omtzigt ne yapacak? Ben hala yarışta varım diyecek mi? Derse parti nasıl bir cevap verecek? Sorular. Sorular! 

Hollanda’da partiler vaatlerde bulunurlar bulunmasına da, onların bu vaatlerinin ülke için ne anlama geleceğinin hesaplarını yapan kurumlar da var. Sosyal Kültürel Plan Bürosu (SCP), Merkezi Plan Bürosu (CPB) ve Hayat Alanı için Plan Bürosu (PBL) gibi kurumlar parti programlarını elekten geçirip çıkardıkları sonuçları kamuoyuyla paylaşırlar. Hepsi siyaseten bağımsızdırlar ve isteğe bağlı analizler de yaparlar. Bu analizler özellikle seçimler sonrası koalisyon ihtimallerinin araştırıldığı süreçte önemli rol oynarlar. Öyle bol keseden atmak, ya da hadi içimden geldi ‘memurlara şu kadar, emeklilere bu kadar ikramiye veriyorum’ türünden bonkörlükler biraz zor. Bir de zengin ülke geçinirler değil mi? 

Ahmet Suat Arı

22 Şubat 2021




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!